logo

Aspat ‘gidecek’!…


Kenan Güvenç
tozasor@gmail.com

ASPAT: CANLILIĞIN GÖKKUŞAĞINDAN ,MARKALI KAHVE MAKİNASI OLMAYA….

‘Aspat’ diyorsun …Türkçe değil!….’Yalı’ diyorsun….Türkçe değil!… ‘Çipura’ diyorsun… Türkçe değil!…’Tekne ‘  diyorsun Türkçe değil!..’Lodos’ diyorsun…Türkçe değil..! ’İskandil’, ‘Tirandil’,’Lagos’ ,’Grida ‘,’Parakete ‘……..Hiçbiri Türkçe değil!…’Dilini ‘ bilmediğin bir şeyin içinden de olamazsın, onu ancak kullanır ,işin bitince de bir köşeye atarsın…

Ona ait değilsindir..

Belki doğru değildir ,bilmiyorum ama ‘’kıyılar değersiz arazilerdir ‘’ diye miraslarda kıyı toprakları kadınlara düşürüyorsun…Cevat Şakir’i nereye sürgüne gönderelim? : Allahın unuttuğu bir yer olsun , Halikarnassos’a!…Mavi Yolculuk mucizesini, 50 yılda  bildik bir Mai Yol’una  kim çevirdi?…Peki hayatına , diline,içtiğin suya, yediğin balığa ,düğününe derneğine mal edemediğin  bir şey, ne kadar senin olabilir ki?…. Nimetlerinden yararlanıp da fakat kendinin kılamadığın ,aidiyetine sokamadığın,hakikatine nüfuz edemediğin  bir şeyin , gözünün önünde , yine senin yurttaşlarınca  parça parça kemirilip koparılıp götürülmesine insan olarak karşı çıksan da, bu direncinde ne kadar ısrarcı olabilirsin ki..?..Olamazsın ,olamayız…Aspat ‘gidecek’!…Onu kaybettik ,hiç çaresi yok!…Şimdiye kadar onlarcasının gittiği gibi kendi elimiz ile Aspat’ı da ‘’götüreceğiz’’ ..Hiç bir gücümüz yok!…Belki hukuk yoluyla falan bir süre kazanılır.Ama ‘’bir yerin hukuku’’ gökten zembille gelmez ki.O ‘hukuk’ , konu olan yer  her neresi ise,orasıyla olan ilişkilerimizin içeriğinden gelmez mi?…Yani yazılı olmayan hukuk, yani ortak değerler üzerinde bir sosyal konsensus toplumun gündelik yaşantısında öncelikle  belirmez mi? Hukuk denilen dizge, ortaya çıkmış ‘sosyal değeri’ paylaşılan bir şey haline getirmenin bir yoludur…Sosyal değerin önce ortaya çıkması lazım ki,  hukuku da arkasından gelsin…Hukuk bir yeri var edemez, varlığını güvence içinde sürdürmesine rehber olabilir ..Yasalarda  ,planlarda hep güçlüden yana işler,onların işlerini kolaylaştırması içindir..…

Ve hep Bülent Ortaçgil şarkısındaki gibi olur:’’Hiç kimse değiştiremedi ,güçlünün haksızlığını..’’… Kendi yurttaşlarımız değil mi oraları canlılığın gökkuşağı iken, markalı bir kahve makinasına çevirmek isteyenler… Yerel yöneticilerimiz ,ülke yatırımcılarımız, bizim mimarlarımız..? Onlar uzaydan gelmediler… Kendi oylarıyla seçilmiş insanların yaptığı  yasalar ve yönetmeliklerden oluşmuş, kat kat güvenlik bandı ile çevrili , kapalı kapılar arkasındaki zonlarda sermaye ile temaslarından üretilmedi mi kararlar?..,   Aspat’ı  kökten kendisinin bir parçası , kendisini Aspat’ın bir parçası  olarak hisseden birkaç yüz iyi insanın, ancak her şey yine iş işten geçtikten sonra bu kararlardan haberdar olunca  ‘tepki’ göstermekten başka yapacak şeyleri kalabilir mi?…’Tepki’ nedir?..İçi boş bir şey…Neden?..Çünkü ‘tepki ‘ demek, tepki duyduğunuz şeyin sorumlularının kullandığı araçları kullanarak ,sizinde  o şeye karşı söylemler,davranışlar  üretmeniz demektir.…Ve tepki faydasız kuru gürültüdür..( ’’Problemleri onları üreten kafalar ile çözemeyiz’’ demişti Einstein).Bizler ‘öff !kokulu bataklık…’ dediğimiz, yaşamın aküsü sulak alanları ‘sivrisinek yuvası’ diye okaliptus ağaçları dikerek kurutan, hijyen zihniyetli bir kültürün alt birimleriyiz.Bahçemizdeki 300 yıllık Çınar Ağacını  manzarayı engelliyor  diye,kuşlar konup,yerlere pisliyor diye  kesebilen ,önünde deniz dururken klor havuzları ile ‘şartlanmayı’ seçen  bir kültürün molekülleriyiz. Bizler, üç tarafı denizler ile kaplı bir ülkede deniz ile ilişkisini tekneye değil ‘’şambriyele” binmekten ’’  öteye taşıyamamış bir kültürün mikroorganizmalarıyız… Üniversitelerinde bin tane sürdürülebilirlik ,10 bin tane ekoloji tezi yazılıp da, o tezler ile Aspat Yalısını  asla bir araya getirmeyi akıl edemeyen,edemeyecek olan,  o tezlerden ancak Aspat’ın taşlaştırılması fikrinin işbirlikçilerini sağabilen  bir ‘düşünce ’ geleneğinin tuğlalarıyız…Kissebükü’nü yok etmeye kararlı içimizden birini, bir  ‘yurttaşını’ Kissebükü  ve oralar gibi olan her yerin Bakanı yapan zihniyet de , bu alt birimler ,mikroorganizmalar, moleküller,tuğlalar topluluğunun kendisince üretilmedi mi?.. Kissebükü’nden 600 km kuzeyde , yine ülke sınırları içindeki , Yerküre ve kıta ölçeğinde  enerji dönüşümlerinden,sağlayıcılarından birinin , ‘doğal enerji santrali’ olan İğneada  Longoz’unu yok edip ,bir ülkenin bir bölgesine bilmem kaç kilovat  elektrik sağlamak için   nükleer santral gibi şeyler yapmak da, bu kültürün bir parçası… (Lafı geçmişken ‘’kisse’ de Türkçe değil ,Rumca ‘alakarga’ demek… Longoz ‘rüzgarlık’ demek; ‘Aspat’ Katalanca ‘çalı’ demek, ’yalı’ Rumca ‘kıyı’ demek…Batı Uygarlığının şafak bölgesi İyonya’nın bir parçası değil mi buralar.. ? .. Buralara ve Aspat gibi olup da ,yok olmayı bekleyen onlarcasına ,demokrasimizden sofralarımıza  ne kadar kendimizi ,yaşantımızı ait kıldık ki bizim hissedelim de, üzerine titremiş olalım da,  dün gece sabaha karşı Aspat kıyısına gelmiş levreğin de endişesini hissedelim..…

Share
#

SENDE YORUM YAZ

10+1 = ?
#

Aspat ‘gidecek’!…” için 1 yorum

  1. Adnan Türkeri : diyor ki:

    Aspat arazisi de Bodrum yarımadasındaki bir çok doğal sit alanı olarak düşündüğümüz yer gibi resmi tapulu gayrimenkul. Aspat gibi doğal sit alanlarının arazilerini kamulaştırarak arsa özelliğini kaldırmayı düşünecek kafada belediye yöneticileri gelinceye kadar tümü yok olacak/edilecek…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bodrum Kent Konseyi

    23 Mayıs 2019 Köşe Yazıları

    Bodrum gibi rantın yüksek olduğunu yerlerde, adınız çıkmadan, iş takip ederek kazanç sağlamanın yollarından bir tanesi belediyeye yakın olmaktan geçiyor. İş takip etmenin iki yolu var. Ya belediyenin dışında olacaksınız, yada içerisinde. Dışında iseniz; belirli dernek ve kuruluşlarda aktif rol alacaksınız. Belediyenin içerisinde olarak iş takip etmenin en etkili yolu, belediye meclis üyesi olmaktan geçmektedir. Bugünkü konumuz belediye meclis üyeliği değil. Diğer bir yöntem ise ne içinde olacaksınız belediyenin, nede dışında. Ne dışın...
  • Penceremin Altındaki Balıkçılar

    22 Mayıs 2019 Köşe Yazıları

    37 yıl önce Kumbahçe Mahallesindeki Cevri Hasan Kaptanın evinde oturmak, bugün ve yarın Bodrum’da ayrıcalıklı yaşamakla eş anlamlıdır. Günümüzde bu değerlendirme geçerliliğini yitirmiş sayılabilir. Evin, yanı-yönü, üstü-altı, önü-akası ticari amaçla kullanılıp değerlendiriliyor da ondan yitirdi. Ev yerinde duruyor. Önemli ölçüde çarpıtılıp yamuklaştırılsa da iskelet sağlam özgün yapı hakkında fikir verecek görüntüler de var. Eski sessizliği, estetiği yok artık. Geride gelmez. Kaptan köşkü gibiydi. Görüş açısı 180 dereceyi aşıyord...
  • Bu gün 19 Mayıs 2019

    19 Mayıs 2019 Köşe Yazıları

    Atatürk ün Samsun a çıkışının Yüzüncü yıl dönümü.Çok az insan bu kadar zaman yaşıyor.Bir yüz yıl geçti.Anamla Babamın evlilik resmine bakıyorum ve o zamanla gurur duyuyorum.Bir yüz yıl içinde bana,çeyrek asırdan az bir zaman var. Allah nasip ederse görürüm.Etmese de yine şükür olsun iyisi ile kötüsü ile bu günlere geldim ve Bu üç çeyrek asırda bir kitaba konu olacak kadar çok şeyler yaşadım. Hayatımın son on sekiz senesini Türkiye de Bodrum da yaşıyorum. Bodrum kozmopolit bir sahil şehri. CHP'nin de kalesi gibi. Bu şehri CHP li beled...
  • Kimin Ne Kazancı Olabilir ki !

    18 Mayıs 2019 Köşe Yazıları

    Her birey yaşadığı alanda olup bitenleri eleştirme hakkına sahiptir. Yapılan eleştirileri, karalama olarak değerlendirmek, eleştiriyi yapanları baskılamak anlamına gelir. Yazılanları enine boyuna düşünmeden, kanun, yönetmelik bilmeden eleştirinin ötesinde, suçlamak yanlıştır. “Görev süresi henüz iki ayı doldurmamış bir belediye başkanını eleştirmek de neyin nesi oluyor.” diye sitem edenlere; testi kırıldıktan sonra eleştirsek ne olacak, demek doğru olacaktır sanırım. Düşünün ki; bir kuaföre gidiyorsunuz, acemi usta saçınızı, bıyığınız...