Güncel Haber

Ali Özdemir Cinayeti Sanığı, M.Ö ‘ün İfadesi

 

Kent Haber, Bodrum’u sarsan Ali Özdemir cinayeti ile ilgili önceki gün adli makamların karşısına çıkarılan katil zanlısı Mustafa Ö. ve eşi Tuğba Ö.’nün mahkeme tutanaklarına geçen ifadelerine ulaştı.

6 Ocak 2018 cumartesi gününden beri Bodrum kamuoyunun en çok takip ettiği, sonu trajedi ile biten olayın ardından gözaltına alınan 7 kişi önceki gün hakim karşısına çıkarılmış, cinayeti işlediğini itiraf eden Mustafa Ö. ve cesedin ortadan kaldırılmasına yardım eden kayınpederi Arif S. tutuklanarak cezaevine yollanmıştı. Olayla ilgileri olduğu gerekçesiyle gözaltına alınan Tuğba Ö., Kübra S., F.S., zanlıların evinde hizmetli olarak çalışan M. ile Anna isimli kadın ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Kent Haber’in ulaştığı Mustafa Ö. ve eşi Tuğba Ö.’nün dava tutanaklarına geçen ifadelerinde, olayla ilgili çarpıcı detaylar yer alıyor. Mustafa Ö. ve eşi Tuğba Ö.’nün duruşmada verdikleri ifadelerin dikkat çeken bölümleri şöyle;

MUSTAFA Ö.: “ALİ İLE 2006’DAN BERİ ARKADAŞIZ”

Eşi Tuğba Ö. ile 2006 yılında evlendiklerini, Ali Özdemir ile de aynı tarihten beri arkadaş olduklarını söyleyen Mustafa Ö., 2014 yılında Ali Özdemir eşinden boşanana kadar ailece görüştüklerini ve çok samimi olduklarını söyledi. Ali Özdemir’in eşinden ayrılmasından sonra görüşmelerinin daha da sıklaştığını belirten Mustafa Ö., Özdemir’in 2016 yılı başlarından itibaren kendi evlerinde kalmaya başladığını anlatarak “Yani bizim evi ikamet gibi sık bir şekilde kullanıyordu. 2016 yılı mart ayında Ali, Bitez sahilinde bulunan Gumsal Beach isimli restorantı açmaya karar verdi. Ben de kendisine maddi ve manevi destek oldum. Oda bana kısım kısım yapmış olduğum maddi desteği iade etti. Benim Gumsal Beach’de herhangi bir ortaklığım olmadı. Sadece Ali ile olan dostluğumuz nedeniyle kendisine destek olmam söz konusudur. Ali Özdemir bizim ailemizin içine iyice karışmıştı, bizim evimizde dediğim gibi kalır, bizim evimizde duş yapar, birlikte alkol alır, dışarıdaki eğlencelere hep birlikte gidiyorduk, hatta yurtdışı seyahatimizi bile eşim, ben ve Ali Özdemir birlikte yapmışızdır” dedi.

İLİŞKİDEN WHATSUPP YAZIŞMALARINI GÖRÜNCE HABERDAR OLMUŞ!

Yılbaşından birkaç gün önceden itibaren eşi ile Ali Özdemir arasında bir ilişki olduğundan iyice şüphelenmeye başlayarak eşinin telefonunu kurcaladığını Mustafa Ö. ifadesine şöyle devam etti; “Yılbaşından bir gün ya da iki gün önce Tuğba’nın telefonuna girdim, çünkü eşim ve Ali arasında bir duygusal ilişki olabileceğinden şüphelenmeye başlamıştım. Çünkü eşim ve Ali’nin hareketleri bana samimiyetsiz gelmeye başlamıştı. O gün whatsappına girdiğimde eşimin, Ali’ye gönderdiği fotoğrafları gördüm. Fotoğraflarda iki üç tanesi çok uygunsuzdu. Eşim butik işi yaptığı için kıyafet giyinir, çekinir ama iki üç fotoğraf farklıydı. Bu fotoğraflar sonrasında benim şüphelerim artmaya başladı, o yüzden o gün tekrar telefonunun whatsapp bölümüne girdim ve bu kez ve ilk kez yazışmalarını gördüm. Yazışmaları gördükten sonra çok kötü oldum. Telefonunu yerine koydum ve Tuğba’ya bir şey söylemedim” dedi.

Daha sonra 5 ocak’ta eşi ile Özdemir arasındaki whatsupp yazışmalarının kayıtlarını kendi telefonuna yolladığını söyleyen Mustafa Ö., bu mesajları ve fotoğrafları bildiğini, cinayeti işlemeden önce eşine göstermediğini ve anlatmadığını belirtti. Bu ilişkinin farkına varmadan önce eşiyle aralarında sıklaşan tartışmalar nedeniyle ayrılmayı düşündüklerini ve bunun için bir avukatla da görüşme yaptığını anlatan Mustafa Ö., daha sonra 10 yaşındaki kızını düşünerek bundan vazgeçtiğini söyledi.

CİNAYETTEN 1 GÜN ÖNCE UYGUNSUZ HALLERİNE ŞAHİT OLMUŞ!

Cinayetten bir gün önce 5 Ocak günü eşi ve Özdemir’i uygunsuz bir vaziyette gördüğünü iddia eden Mustafa Ö., gördüklerini kayınpederine anlatmak üzere Mumcular’da bulunan şantiyeye gittiğini belirterek “Burada kendisine mesajları ve fotoğrafları gösterdim. “ne yapacaksın” dedi, ben de bu kızı ilk önce senden aldım, ilk böyle bir şeyi sana anlatmak istedim, ben ikisi ile de konuşacağım, bu işi bitireceğim, biz boşanacağız dedim. O ağladı, ben ağladım. Daha sonra onların elemanları geldi ve biz ayrıldık” dedi.

Mustafa Ö.’ye, kayınpederi ve kayınvalidesinin Ali Özdemir’i öldürmeyi önceden planladığı yönündeki ifadeleri sorulması üzerine “Ben kayınpederimin aleyhime olan beyanlarını kesinlikle kabul etmiyorum. Ben ona Ali’yi öldüreceğimi söylemedim, silah, tabanca göstermedim ve kesinlikle bana tabanca temin etmesini, tabanca vermesini söylemedim ve kendisi bana silah vermedi. Ben sadece mesajları gösterdim, o ağladı, ben ağladım. Ama diğer beyanları kabul etmiyorum. Kayınvalidem neden böyle birşey söylemiş, kayınpederim neden böyle birşey söylemiş bilmiyorum. Fakat ben Ali’yi öldüreceğimi söylemedim” dedi.

CİNAYET GÜNÜ YAŞANANLAR!

Cinayetin olduğu günün gecesinde baldızı Kübra S.’ye sürpriz evlilik teklifi yapılacağı için bir gece kulübünde buluştuklarını, Ali Özdemir’in de gece 02:00-02:30 civarında buraya geldiğini anlatan Mustafa Ö., buradan 03:30’da hep beraber çıkarak bir çorbacıya gittiklerini ve 04:30’a kadar orada kaldıklarını söyledi. Ertesi gün Ali Özdemir ile başbaşa konuşmak için baldızından eşini kahvaltıya götürmesini tembihlediğini söyleyen Mustafa Ö., gece eve gelerek uyuduklarını söyledi.

Eşi ve baldızının sabah 08:00’de uyanarak evden ayrıldığını belirten Mustafa Ö. cinayet anlarını şöyle anlattı; “Tuğba ve Kübra evden ayrıldıktan sonra ben salondaki Ali’nin yanına gittim. Salona girdiğimizde sol taraftaki üçlü kanepenin üzerinde Ali her zamanki gibi sırt üstü yatıyordu. Gidip elimi dokundum, kalkmasını istedim. “Abi kalkar mısın” dedim. Ali uyku sersemi ne oluyor dedi. Ben “abi kalkar mısın bir şey konuşacağım” dedim. Koltuğun karşısında sehpa var, ben sehpanın üzerine oturdum, Ali ise ayağa kalkıp koltuğa karşıma oturma pozisyonunda oturdu. Sonra kendisine “abi, ben seni abi bildim, kızımın amcası olarak, baba yarısı olarak bildim, karımın abisi olarak bildim, sen eşim ile nasıl böyle bir şey yaparsın” dedim. O da bana “ne diyorsun lan sen” diyerek ellerini açtı, ayağa kalktı, ben de ayağa kalktım, sonra bana küfürlü ağır sözler söyledi. Sonra aramızda bir boğuşma geçti, Ali beni devirdi, yattığı koltuğun yan tarafına düştüm. Elime bir anda silah geldi, ayağa kalktım, “ne oldu lan beni mi vuracaksın” dedi. “Abi dur bir sakin ol” dedim, bu sırada benim üzerime yine gelmeye çalıştı, zaten çok yakın mesafedeydik, bu sırada ayağı kaydı, dengesini kaybetti ve ben onun üzerinde olacak şekilde koltuğa düştük. Koltuğa düştüğümüz sırada silah ateş aldı. Tabanca sağ elimdeydi” dedi.

Hareketli bir kavga sırasında silahın ateş aldığını ve Ali’nin başından vurulduğunu iddia eden Mustafa Ö.’ye, silahın Ali’nin öldürücü nokta olan başından isabet almasıyla ilgili ne söyleyeceği sorulunca “Ben silahla yerden kalktığımda Ali benim üzerime geldi, o arada kolumu ve beni tutmaya çalışırken, ben de onun üzerine doğru gittim ve ayağı kaydı. Birlikte düştük, sağ elimdeki tabancanın elim tetiğinin üzerinde olduğu için bir anda patladı. Ama kafasına nasıl geldi, ben de bilmiyorum. Mindere gelse bir şey olmayacaktı. Ali bir anda kanlar içerisinde kaldı. Ben panikledim” şeklinde yanıtladı.

CESEDİN ORTADAN KALDIRILMASI İÇİN KAYINPEDERİNDEN YARDIM İSTEMİŞ!

Ali Özdemir’in öldüğünü anlayınca panik olduğunu ve bir süre sonra sakinleşip kendini toparlayınca, kayınpederini arayarak eve çağırdığını anlatan Mustafa Ö. ifadesine şu sözlerle devam etti;

“Kanlar Ali’nin baş kısmından koltuğun yan kenarındaki mindere gelecek şekilde kaldı, baş kısmından koltuğun üzerindeki küçük yastığın üzerine kan aktığını gördüm, bir müddet dona kaldım. Bu sırada tabancayı ne yaptığımı bilmiyorum. Havuzun kenarına gittim, tekrar içeri girdim. Biraz kendimi toparladıktan sonra, hatta bir sigara içtikten sonra içeri girdim. Koltuk üzerinde cansız bir şekilde sırt üstü yatan, bacakları diz kısmından koltuktan aşağıya doğru sarkan Ali’yi, bacaklarından tutarak koltuğa koydum. Sonra dışarı çıktım, kayınpederimi kendi telefonumdan aradım. “Baba mutfakta yaptığın izolasyona bir bakabilir miyiz” dedim. O da tamam dedi. Kayınpederim gelene kadar ben hiçbir şey yapamadım. Genelde havuzun yanında durdum. 20-25 dakika sonra kayınpederim geldi. Bahçe kapısını bahçede olmam nedeniyle açtım. Sonra evin dış kapısından içeri girdik. Kayınpederim Ali’yi gördü. Ne yaptın oğlum sen dedi. Ben hiçbir şey diyemedim. “tamam panik yapma” dedi. “Araba nerede” dedi, “dışarıda” dedim. Hatta “kimin arabası” dedi, ben de kiralık olduğunu söyledim. “arabayı getir” dedi, arabayı geri geri bahçenin kapısından içeri soktum. Ali’nin altında bulunan çarşafla örtü karışımı olan battaniye benzeri bir şeyle Ali’yi taşıdık. Ben bacak kısmından tuttum, beyaz kiraladığım aracın bagajına koyduk. Giderken yerlere hep kan damladı. Ayrıca cesedi götürürken yanında kan damlayan koltuk minderi, yastık, cesedi koyduğumuz çarşafla birlikte çıktık. Kayınpederim Devlet Hastanesinin arka tarafına doğru gideceğimizi, moloz attığımız bir yer var sen oraya doğru git dedi. Ben önde, o arkamda Devlet Hastanesinin arkasına doğru Kale Konut sitesinin yanından geçerek gittik. O bana selektör yaptı ve ben durdum. Arabayı geri geri yanaştırdım, kayınpederim ile ben cesedi yolun kenarına attık. Buradan dönerek tekrar aynı yoldan eve gelmeye karar verdik. Çırkan Taksinin karşısındaki çöp bidonuna minder, yastık ve çarşafı attım. Buradan eve geldim. Kayınpederim ile aynı anda girdik. Kayınpederim vileda yaptı, ben de o sırada telefonları arabaya koydum, kayınpederim “Ali’nin arabayı ne yapacaksın” dedi, ben de “en yakın yere bırakacağını” dedim. Ali’nin arabanın anahtarını masanın üzerinden aldım. LAZ plaka araca bindim ve gözüme kestirdiğim en yakın mesafedeki terk edilmiş vaziyette bulunduğu yere park ettim. Araçtan ayrılmadan önce pasaportunu aldım. Başkaca araçtan bir şey almadım. Kapılarını kilitleyip yaya olarak evime geri geldim. Geldiğimde kayınpederim yoktu. Ben maktüle ait cep telefonları, pasaport, tabancayı ve boş kovanı alarak kiraladığım araca bindim. Daha öncesinde kıyafetlerimi değiştirdim, çamaşır odasına attım. Bariz bir kan lekesi yoktu. Buradan Shell benzine gidip benzin aldım. Sonrasında ise Bitez Limana indim. Liman’da aracını park ederek 150-200 metre yürüdüm. Burada pasaportu çakmakla yaktım. Tabanca ve telefonları denize fırlattım. Aracın anahtarını nereye attığımı hatırlamıyorum. Ama ben kesinlikle tabancayı oraya attım” dedi.

Cinayeti işlediğini kayınpederi dışında, Pazar gününe kadar eşi Tuğba Ö. dahil kimseyle paylaşmadığını ve sadece avukatına söylediğini belirten Mustafa Ö. “Ben işlediğim cinayeti ilk olarak avukatım olan Nurettin Beye anlattım. Pazar günü saat 16:30-17:00 sıralarında yüz yüze yaptığım görüşmede anlattım ve pişmanlığımı dile getirdim. O da beni Pazartesi günü sizin huzurunuza getirdi” dedi. Mustafa Ö., eşinin ısrarla bu konuyla ilgisi olup olmadığı yönündeki sorularına “büyük bir ihtimal beni gözaltına alırlar. Benim üzerime kalabilir dedim. Fakat cinayeti söylemedim. D.’ye iyi bak dedim” şeklinde yanıt verdiğini söyledi.

Katil zanlısı Mustafa Ö. adli makamlar karşısındaki ifadesini “Ben kesinlikle Ali’yi öldürmeyi önceden planlamamıştım. Herşey aniden gerçekleşti. Benim amacım konuşmaktı, o silah Ali’nin silahıdır. Tabanca siyah renkliydi ve her yeri simsiyahtı. Ayrıca bir özelliği yoktur. Ben önceden silahlarla çok hasır neşir olmadığım için markasını inanın bilmiyorum. Yaptıklarımdan pişmanım” sözleriyle sonlandırdı.

“TUTUKLANMASINI TALEP EDECEĞİM”

Öte yandan öldürülen işadamı Ali Özdemir’in ağabeyi Şaban Özdemir ise, DHA muhabirine yaptığı açıklamada “Ortada bir tiyatro var. Gönül ilişkisi ve namus cinayeti gibi gösterilen bir olay tiyatroya dönüştürülmüş. T.Ö. serbest kalıyor. Başından beri kardeşimin öldürülüşünde payı olduğunu iddia ediyor ve düşünüyorum. Bu nedenle pazartesi günü savcılığa, T.Ö.’nün serbest bırakılmasına itiraz ederek, tutuklanmasını avukatım aracılığı ile talep edeceğim” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
Bodrum’da çırılçıplak sokağa çıkan M.K., görenleri şaşkına çevirdi.

Bodrum'da çırılçıplak sokağa çıkan 52 yaşındaki M.K., görenleri şaşkına çevirdi. Sinema ve tiyatro oyuncusu Şener Şen'in başrolünü oynadığı 'Çıplak Vatandaş'...

Kapat