Kültür&Sanat

Ayrılık oyunuyla Bodrum’dalar

 

Sevinç Erbulak Fırat Tanış Behiç Ak’ın yazdığı Ayrılık oyunuyla Bodrum’dalar Cuma Akşamı tek gece yapılacak gösteri Oasis Nurol kültür merkezinde sahnelenecek…

‘Eski eş’iniz bir yıl sonra kapıya gelse ne yaparsınız? Behiç Ak’ın yazdığı, Sevinç Erbulak ve Fırat Tanış’ın sahnelediği ‘Ayrılık’ işte bu soruyu anlatıyor…

“Bir kişinin özgür olabilmesi için, en az iki kişi gerekir” demiş (sosyolog-psikolog) Zygmunt Bauman. Özgürleşmek diğerini fedayı mı gerektirir yahut Attilla İlhan’ın dediği gibi; “Çünkü ayrılık da sevdaya dahil / Çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili” midir bilinmez ama birazdan girizgahına gireceğimiz oyun, tam da bu sularda geziniyor.

Tiyatroda ‘Kelebekler Özgürdür’, ‘Şark Dişçisi’, ‘Tarla Kuşuydu Juliet’; TV’de ‘Süper Baba’ ve ‘Baba Evi’ndeki performanslarıyla us’lara kazınan ve ‘Gözünü Kırpma Düşerim’in yazarı Sevinç Erbulak ile tiyatroda ‘Testosteron’, ‘Hırçın Kız’, ‘Woyzeck’; TV’de ‘Yeditepe İstanbul’; sinemada ‘Dilber’in Sekiz Günü’; müzikte de akustik hemhaliyle dimağlara kazınan Fırat Tanış…

Şimdi bu iki şahsına münhasır oyuncu, 2000 yılında, Hamit Demir ve Prof. Dr. Semih Çelenk’in kurduğu Tiyatroevi’nin yeni oyunu ‘Ayrılık’ta bir araya geliyor. 97’de, İstanbul Şehir Tiyatroları’ndan hatırlarsınız; Engin Alkan ve Aslı İçözü’nün oynadığı, (karikatürist, yazar ve belgesel film yönetmeni) usta kalem Behiç Ak’ın ‘Ayrılık’ını… Erbulak ve Tanış’ın sahnede endam ettiği, yüzyılın dilemması ikili ilişkileri kadrajına alan oyunun yönetmeni Prof. Dr. Çelenk. Bir ayrılamama hikayesi karşımızdaki, yönetmeninin deyimiyle; “Ayrılık, bir modern yaşam parodisi… Mizahın büyüteciyle budalalıkları gösteren bir oyun.” ‘Ayrılık’a hayat verenlerden dinleyelim deyip, soluğu Erbulak ve Tanış’ın yamacında aldık.

*Nasıl gerçekleşti bu buluşma?

Fırat Tanış: İkimiz de uzun zamandır birlikte oynamayı istiyorduk. Metin aklımızdaydı da. Açıkçası bu buluşmaya Sevinç’in, Şehir Tiyatroları’ndan bir süre uzaklaştırılması etken oldu. O süreçte, Sevinç’i aradım. O da kabul edince başladık.

*‘Ayrılık’ın derdi nedir?

Fırat Tanış: Metin diyor ki; hiç bir şey tek başına var olamaz, ancak her şey karşılığıyla bir ölçü ve denge halinde var olabilir. Yazar ve aslında bizim muradımız; ‘ne evlilikler bir ilişkinin garantisidir ne de ayrılıklar bir şeyin sonudur’u anlatabilmek. Oyunun dediği bir bakıma; Allah başka dert vermesin!

Hafıza ve aidiyetlik üzerine ince göndermeler

*Oyun, ilk kez 97’de sahnelenmişti. Hemhalimizde sıkıntı olduğunu düşündüğüm ‘erk’, ‘aile’, ‘aidyet’ ve ‘iletişim’i metine çatı yaparsak; bugüne dair ne söylüyor ‘Ayrılık’?

Fırat Tanış: ‘Modern dünyanın’ kadın-erkek ilişkileri ve bizim doğamız üzerine bir söz söyleniyor. Kadın ve erkeğin, kendi doğaları içinde, bir arada var olabilmeleri ne kadar mümkün ya da değilse bu alan içinde dönüyor tüm mesele. İlişkilerin çelişkisi üzerine kafa yormuş yazar, bir takım varyasyonları ortaya koymuş ama ne aileyi kutsamış, ne de bunun tam tersi bir şey ifade etmiş.

*Çelişkiler demişken, biraz açabilir miyiz?

Fırat Tanış: Mesela; kadının hafızası, erkeğin unutkanlığı. Kadın soruyor; ‘ne kadar zamandır ayrı kaldık?’ Erkek; ‘bir yıl, 12 gün oldu’, kadın da; ‘hayır, bugünle birlikte bir yıl, 13 gün oldu’ diyor. İlişkiler meselesi üzerinden hafıza ve aidiyetlik tanımlarına ince göndermeler var. Behiç Ak’ın mizahçı ve karikatürist yanı, hikayeyi farklı kutulardan oluşmuş, küçük anlatımlara çevirmiş.

Mutluluk anımsanan bir şeydir

*Oyunda karakterlerin yaşı, isimleri, sosyo -ekonomik durumları verilmiyor, bu da oyunculuk anlamında geniş bir vaha sağlıyor olsa gerek?

Sevinç Erbulak: Yazarın bunu özellikle yapması ve hikayeyi buradan örmesi bize özgürlük sağlıyor, evet. Dolayısıyla bizim bu oyunu 10 yıl daha sahnelemek gibi bir hayalimiz var.

*Oyundaki karakterleriniz, şimdi bu masada olsa, ne söylemek isterdiniz?

Sevinç Erbulak: Oyunun başında, adam eve geldiğinde; ‘iyi ki bu adamla değilim, iyi ki ayrılmışsınız’; oyunun ortalarında, ‘şeker bir şey bu, sen bunun gitmesine niye izin verdin’; omleti pişirirken ‘bu gece, kalsın mı bu ya’; adam omleti yerken de ‘yesin de, bir an önce gitsin’ derdim.

Fırat Tanış: Karakterime; ‘keyfine bak birader’ derdim.

*Oyunu da baz alırsak bugüne baktığımızda ilişkileri ve iletişim biçinlerini nasıl görüyorsunuz?

Sevinç Erbulak: Yıldız Kenter’in kitabında bir sözü severim: ‘Mutluluk, yaşandığında hissedilen bir şey değil, anımsanan bir şeydir…’ Teknoloji çok ilerledi, aygıtların sayıları, becerileri o kadar arttı ki; sarılacağına dürtüyorsun, emojiler dünyası bir nevi! Oyunda yeni nesil iletişim üzerinden bir hikaye yok.

*Oyundaki iletişimsizliğin nedenlerinden biri; birbirlerini dinlememeleri, o esnada başka şeyler düşünmeleri…

Fırat Tanış: Bu iki kişinin, kendi ihtiyaçlarının ne olduğuna dair bir fikirleri yokmuş gibi geliyor bana. Bu da kişinin kendisiyle kurduğu iletişim kanallarının kapalı olduğunu gösteriyor. Kendisiyle, doğasıyla, istekleriyle iletişim kurmayan bir insanın, karşısındakiyle iletişim kurabilmesi imankansız. İletişim çağı deniliyor ama tam tersine; gerçek olmayan, yalan bilginin, aslında iletişimden ve bilgi alışverişinden daha çok, bir sürü şeyin ortalıkta dolaştığı bir dünya.

*Metin size geldiğinde hemhal olma sürecinizi biraz anlatır mısınız?

Sevinç Erbulak: Yönetmenimizin akademik tarafı çok baskın olduğundan, tatlı bir prova süreci geçirdik. Semih Abi ve Fırat, benim kafamı çok açtı. Sürekli soru sorduran bir süreçti… Prova ve oynama sürecinin, iki ayrı keyif olduğunu düşünenlerdenim. Eskiden böyle değildim. Provada aldığım kararlar dışında, sahnede pek değişen biri değildim… İnsan değişiyor, benim değişimim de kızımla oldu. Şimdi ise hayatın kusurlarına büyük bir hayranlık duyuyorum. Fırat ve ben, oyun parkında bugün tahteravalli, yarın salıncaktayız gibi eğleniyorum. Bunu da çok önemsiyorum ki, oyun bir dram olsa da benim duygum yine böyle olurdu.

Fırat Tanış: Her rol çalışmasında, önce akord ediyorum kendimi, basit bir soru sorarak: “Ben, şu an, ben miyim?” “İnsan mıyım, Fırat mıyım, sesim, soluğum sokaktaki adam gibi, sahici miyim, birini mi taklit ediyorum?” Hatta oyuna çıkarken de ilk sorduğum sorudur; “sen, şu an, sen misin?” Yaptığım tek şey budur. Bunun dışında geri kalan her şey sadece bu oyun için değil, bütün roller için kendiliğinden gelişen şeyler, ayrıca rollere de çeki düzen vermeye çalışmam. Zaten sizde olmayan hiç bir şeyi yapamazsınız.

*İçinde bulunduğumuz coğrafyanın ‘yaşamsal, sanatsal ve ekonomik’ rotasını düşününce, ortaya çıkan fotoğrafı nasıl görüyorsunuz?

Fırat Tanış: Geçer ya… Bunun geçtiğini de tarih bilgisi bize söylüyor zaten. Doğru olduğuna inandığımız şeyleri yaparsak, kimseyi kandırmadan, vicdanımızı ertelemeden ve bir kenara kaldırmadan, her şey olması gerektiği gibi olacaktır zaten.

Sevinç Erbulak: Kimse kimseyi aşağlamasın artık, kullandığı dil biçimine özen göstersin, kimse kendini Kaf Dağı’nın şatosunda da sanmasın; herkes, o şatodan inerse yere, her şey oluruna girecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
Pedal çevirerek bizi temsil ettiler…

Yeni kurulan Mylasa Spor Kulübü’nün sporcuları, Antalya’da düzenlenen Akra Gran Fondo bisiklet yarışına katılarak Milas’ı başarıyla temsil ettiler. Geçtiğimiz 25...

Kapat