Güncel Haber Yazarlar

CHP VE CHP’li Olamayanlar

 

Şimdiye dek hiçbir yerde makale türünde bir yazı yazmamıştım. Bu ilk ve umarım aktarımı doğru yaparım. Yazımı okumadan önce linkini verdiğim haberi okursanız yazım sorundan uzaklaşmadan bir anlam kazanabilir.

https://www.sabah.com.tr/magazin/2018/07/23/mehmet-kocadon-yeni-sistem-devlete-ivme-kazandiracak

Röportajı okuduğumda artık şaşıramadığıma göre kelama geçelim.

Röportajda esas oğlan halk, çünkü seçimle seni oralara getiriyor ve ona saygını belirtmek zorundasın.

Halkın çoğunluk oyunu almanın en kolay yolu geniş kitlelere hitap eden bir parti çatısı altında olmak.

Partinin değerlerini çoğaltmak ise mesele; makbul olan, Terzi Fikret, Vedat Dalokay, Seferihisar’ ı yavaş şehir yapan Tunç Soyer, Ovacıklı Komünist Maçoğlu, sanatçı ve bilim insanı Büyükerşen olup halkın gücünü yine halkın yararına organize edebilmektir.

Cumhuriyet Halk Partili belediyeler başarılı değilmiş. Partili belediye başkanlarının, tüm belediyelerde örnek çalışma yapmasını, halk ile birlikte karar verme süreçlerini çalıştırmasını, hepsinin birbiri ile tatlı bir rekabet içerisinde olmasını biz istemez miyiz? Partim bu konuda yetersiz ise 2013’ de bu fikirde değildiniz sanırım. Üye olmak için özel bir günü, 30 Ağustos Zafer Bayramını seçmiştiniz. O zaman, partiye gelişinizi bile zafer hanesine yazdınız diye yorumlamıştım. İyi bir belediye başkanı, liyakat sahibi bir parti üyesi bu talihsiz sözleri asla söylemez.

Bu algıyı yıkmak için var gücü ile çalışır. Öyle değil mi başkanım?

Yerel Yönetim, adı üstünde, halkın kendisinin oluşturduğu bütçeyi, kendi ihtiyaçları doğrultusunda yetki verdiği başkan ve meclis eliyle yerinden yönetişim anlayışıyla, uygarca ve geleceği düşünerek paylaşmak ve doğasıyla, konuklarıyla kendi komşularıyla gül gibi geçinip gitmek. Bütün mesel bu.

Gazeteye verdiği demeçte bunlara ilişkin tek bir satır göremediğim gibi ne bir öz eleştiri ne yeni sisteme farklı bir bakış ne de ön açıcı, gelecek tehlikelere karşı bir uyarı söz konusu. Tek adam (monokrasi) ve onun yetkilerine olan övgü. Gördüğüm budur. Oysa Bodrum gibi İyon Okulunun mirasını taşıyan topraklarda demokrasi uğruna verilen mücadeleye örnek öncülerin ve uygulayıcılarının varlığı yakışmaz mıydı? Hadi bu bizim top yekûn tercihimizin sonucudur diyelim…

R.T.Erdoğan belediyecilikten geldi ve ülkeyi bu model altında yönetmenin nasıl kolay olduğunu biliyordu. Belediye başkanım da yaşadığımız yerden bunu biliyor. Sayın Kocadon bunu bildiği için yetkiyi ve o yetkiyi kullananı onurlandırıyor. Oysa olması gereken insan doğasına aykırı olan bu tercihi ret etmesi. Demokrasi anlayışımız bile farklı. Üstelik aynı partinin üyesiyiz lakin tüm bu dayatmaların aksi yönünde duran partinin farklı üyeleriyiz. Demokrasi paydasında örtüşmemiz gerekmez miydi?

Belediye başkanları seçildikleri bölge sınırları içerisinde tek yetkilidirler. Bizim ne kadar yaşayacağımıza karar veremezler bir de bizi yargılayamazlar. Kalan her şeyi yapmaya yetkilidirler. Yeni düzende bu durumun nasıl belirleneceği yönünde sadece yorumumuz var. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin başı bu yetkiyi kendine aldı. Lüzum halinde yerel yönetimlerin idari sınırlarını genişletme, daraltma, ilga etme veya cins değişikliğine gitme hakkı ondadır.

Belediye başkanını seçerken ayrıca meclise de oy veriyoruz. Kimler olduğunu, yetkinliklerini, projelerini hiç merak etmeyiz. Oysa o meclis başkanı denetler ve belediye bütçesinin nasıl kullanılacağına karar verir. O meclis halkın meclisi olsaydı, olabilseydi bize sormadan adım atmayı düşünemezlerdi. Yasadan ötürü bu yetkileri bile meclise çok görmüş belediye bakanım.

Önümüzdeki meclis için aday olacaklar buna bir dikkat etsinler de sen ben kavgasını boşuna yapmasınlar.

Söyledikleri itiraf niteliğinde, bir belediye başkanının kapısının her daim açık olması, bizim sorunlarımıza, doğaya, çevreye insan eliyle yapılan vahşi saldırılara karşı aynı zeminde olduğumuzu göstermez ki. Halk karar verir siz uygularsınız, bu olmalı değil mi?

Yerel model üzerinden ülkeye giydirilen yeni model ayrıca tanımlanıyor. Tek yetkili başkan ve işlevsiz, göstermelik, kerameti kendinden menkul bir meclis. Monokrasi bile kendisini seçtirmek için demokratik yöntemlerin arkasına saklanma gereği duyuyor. Meclisi, STK’ları ve örgütlenmemiş halkı bile yönetime katma yönünde çaba olmalı.

Gücü sevmek, gücü kendinde toplayan anlayışı meşrulaştırmak Cumhuriyet Halk Partisinin ve onun 6 okunun hiçbir yerinde temsil edilmez. Bakmayın siz bugünlerdeki toz dumana. Parti içerisindeki bu konakçı anlayışın bizi bir gün terk edeceğini biliyoruz. Su akar çatlağını bulur. Ben partime, onun savunduğu evrensel değerlere ve gerçek parti emekçilerine sonuna kadar güveniyor ve inanıyorum.

Naciye Bayır

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
Bodrumspor, Boluspor’lu Kutay’ı kadrosuna dahil etti…

TFF 2'nci Lig ekiplerinden Bodrum Belediyesi Bodrumspor, Boluspor'un genç forveti Kutay Aydın'ı kadrosuna dahil etti... Boluspor'un altyapısından yetişen ve geçen...

Kapat