Güncel Haber Yazarlar

Ufacık Tepeleri…

 

İnsan Tanrı’ya, ancak iyi işlerle ulaşabilir.

                                               Hacı Bektaş Veli

Ufacık Tepeleri…

Böyle değildi Bodrum arenaları…

Siyaseti, ticareti, turizmi, tarımı, kentliliği, köylülüğü, karşıtlığı, yandaşlığı. Yozlaşma süreci çok kısa oldu. Yani, birdenbire.

Konuşan, ne konuştuğunu, dinleyen, ne dinlediğini, nasıl dinleyeceğini bilirdi.Andığımız olgular, saygı sevgi temelinde gerçekleşirdi. Şimdi artık yadırganıyor o tablo.. Olgu epeyce çeşitlendi.Çeşitlerin en önemlisi ise  “BEN” “BENİM” “BENCİLLİK” oldu.

İş kuran, sanki başkası için yapmış, başkalarını doyuracakmış gibi  dikiveriyor burnu “ bir karış.”

Hizmet üretenlere bakıyorsunuz, (kamu özel fark etmez) sizi kapıda görünce sarkıtıveriyor suratı “ beş karış” . Oturmaya gelmiş oraya gibi. O banka veya resmi dairenin laklaka evi olduğuna inanıyor sanki. Belki de aldığı ücretin yetersizliğine sizin neden olduğunuzu düşünüyor. Ara kere kafayı dikip, fiziğine verdiği şekille çağrıda bulunuyor böbürlenmeye. Bir dilekçe istemediği kalıyor, edeceği laf için.

Yurttaş, yurttaşların oylarıyla bir yerlere gelirken, attığı nutukların içeriği ekip, birlikte çalışma özlem ve sözü dolu. Geliyor istediği yere, başlıyor “Ben” merkezcilik. “Ben bilirim” “Ben yaparım” “Ben konuşurum” . “Bana bak” Benim olması gerekir”

Yaptım, yaparım, asarım, keserim, tayinini çıkarırım. Ben……Ben…..Ben….

Tavır, kaba ve kesin. “Yersen , BEEEEEEN !…”

Anlatmaya özen gösterdiği, uygulama sözünü, onlarca kez yinelediği, bu uğurda kimselere pabuç  bırakmama kararlılığının gösterildiği kollektivist yaklaşım tavrı, geliverince bir yerlere, indirgeniyor anında “BEN” e.

Boşuna tutulmamış yıllarca “Sen neymişsin be abi !….” türküsü.

“Biz”, “Bizler “, çok oldu tarih olalı. “Sen ben yok biz varız….” Şimdilerde, bir daha anılmamak  üzere atıldı sanal alemin derinliklerine. Geri döndürülmeme koşuluyla.

Bu BEN cilik eskiden de vardı ama, bıktırıcı ölçüde değildi. Değildi ki ara sıra :

“Adama bak ufacık tepeleri ben yarattım, havasında” lafları duyulurdu. Şimdi bu lafta değişti ve sürekli gündemde : “Ufak tepeleri BEN yarattım, büyüklerine karışmam”  oldu.

Güncel örneklerden birini birkaç aydır hayretle izliyoruz. Kolektif çalışmayı, demokratlığı, demokrasiyi, en ince ayrıntılarına kadar dikkat ve uygulama zorunluluğu içinde olan bir partimizin genel başkanı söylem ve eylemini netleştirdi iyice:

“Az olalım, başında ben olayım.”

Her sorunun olduğu gibi elbet bunun da var umarı.. Sanal aleme yollanan kabulümüz ile,”BEN” cilere yer değiştirtecek iradeyi ortaya koyma yeterli gibi görünüyor.

“BEN” gider, BİZ , birçok doğruyla gelir ve de “BEN” virüsü temizlenir.

Yaratıcı gücün bile yarattıklarına biz dediği yerde BEN’in ne gereği olabilir?

Abdal Yunus ne güzel ve alçak gönüllü olarak anlatmış “BEN” i :

“Bir garip öldü diyeler,

Üç günden sonra duyalar,

Soğuk su ile yuyalar,

Şöyle garip Bencileyin.”

İşte böyle yumuşatıvermiş Yunusun “cileyin” i BEN  lafını.

Demek ki, ufacık tepeleri yarattığını düşündüğünü söyleyenler karşısında,

İrade gerek…

Hacı Bektaş Veli ile bitirelim:

Hararet Nardadır, sac’da değildir,

Keramet baştadır tac’da değildir.

Ne ararsan kendinde ara,

Kudüs’te Mekke’de Hac’da değildir…

 

Fikret Karataş

27.01.2005

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
  Gümüşlük’te Dilbağ Tokay Viyolonsel sınıfı sahneye çıkıyor

Uluslararası Gümüşlük Klasik Müzik Festivali “Kumda” konserleri kapsamında Sistem A.Ş’nin Eğitim Sponsorluğuyla düzenlenen Gümüşlük Festival Akademisi, Viyolonselci Dilbağ Tokay Ustalık...

Kapat