Güncel Haber Mustafa Gündoğ Yazarlar

“Bir musibet,

“Bir musibet, bin nasihatten iyidir” diyerek başlamak istedim. Bazen insan, içinde bulunduğu ortamdan dolayı gerçekleri gözden kaçırabilmekte. Hepimiz zaman zaman başımıza gelenlerden, ders çıkarmışızdır.

Çarşamba günü Başkan Kocadon tarafından açıklanan, “38 gün görev mahrumiyeti” cezası tamda bu anlamıyla musibet olarak görülmeli ve ders çıkarılmalıdır diye düşünüyorum.

Olay nedir, ne olmuştur diye yapılan açıklamaların karşısında açıklamada bulunmayacağım, şahsıma düşen buradan, Başkan Kocadon’a geçmiş olsun demekten öte gitmeyecektir.

Geçmiş olsun Başkan Kocadon …

Kim ister ki böyle olmasını, elbette kimse istemez. Bu olayda fırsatçılık yapıp sevinenler, sevinmeyeler gruplaşmalarına taviz vermemek gerektiğine inanıyorum. Bizim kültürümüzde yoktur müşküle düşene, oh olsun demek.

Keşke olmasaydı, keşke yaşanmasaydı…

Çarşamba günü Başkan Kocadon açıklamayı yaptıktan sonra, gözümde geçmişte yaşanmış hak mahrumiyeti ve özgürlüğünün kısıtlaması canlandı.  O gün, zil takıp oynayanların, bu gün tam tersi bir tavır içerisinde olduklarını görüyorum. Göbeğini kaşıyarak “hapisten çıkamaz” diyenler, kimseciklerin olmadığı yerde mutluluklarını gizleyemeyenler, nasıl olduysa özgürlüğüne kavuştuğu günden bugüne, yanından ayrılmadılar.

Kim ister ki dedim ya, burada ki “kim” den, aklı başında olan bireyleri anlamak gerekmektedir. O, bu, şu diye sınıflandırmak, yanlış sonuçlar doğurabilir.

Demiştim demeyeceğim ve bundan sonrada diyeceklerime devam edeceğim, dip notunu düşerek asıl belirtmek istediğim konuya geliyorum.

Sosyal medyada, Başkan Kocadon’un verilen hak mahrumiyeti ile ilgili paylaşımlara baktığımda, konudan bir haber, goygoyculuk tan öte gitmeyen söylemler görmekteyim.

Biz senin yanındayız…

Yürü be başkan…

Adalet bir gün yerini bulacaktır…

Sen dik dur arkandayız…

Daima omuz omuza, hep birlikte ve her zaman seninle Başkanım…

Bu da geçecek.

Gülmek Devrimci bir eylemdir…

Aklı sıra sevinenler yaratıp ve bunlara akılları sıra kapak yapmaya çalışanlar v.s v.s

“Kafamda deli sorular …”

Serdar Ortaç’ı dinlemesem de, birden bu sözleri mırıldandım kendimce, baktım ki albümün adı “Kara Kedi”

Şu goygoyculuğu bırakıp, kendimize düşen geçmiş olsun dileklerimizi iletip, süreç içerisinde konuyu anlayıp dinledikten sonra kanaat belirtilmesi gerekiyorsa, belirtmekte fayda var diyorum.

“Yok biz öyle yapmayız” diyorsanız, Başkanı istenmeyen bir durum içerisine sokabilirsiniz.

Geçmişten başlayarak sormak isterim…

100 gün ceza evinde kaldığında yanında mıydınız?

Başkan Hapisteyken, çoluğunuzdan çocuğunuzdan siz mi uzak kaldınız?

Başka bir partiden seçilmiş Belediye Başkanıyken, o durumdan yararlanıp kendi adayınızı çıkardınız mı?

Çıkardığınız adayı, meclis çoğunluğuyla başkan seçtirdiniz mi.

Yanındayız diyenler, bir gün gidip “şu konularda yanlış yapıyorsun” dediniz mi ?

Benden sonrası tufan, kral öldü yaşasın yeni kral diye mi düşünüyorsunuz?

Kaos ortamından yararlanıp, ben Başkanı daha çok seviyorum oyunu mu oynuyorsunuz ?

Davanın içeriğini ve kararın ne olduğunu, biliyor musunuz ?

Duygusal mı davranıyorsunuz, yoksa Bodrum’da olan biten her şeyi onaylıyor musunuz?

Ne desem boş…

Hız limitini aşıp, kaza yapan yaralı sürücüye, “adalet bir gün yerini bulur, sen dik dur,biz daima seninleyiz” demek gibi bir şey bu.

Neyse uzatmaya gerek yok, herkes fikrini açıklamakta özgür, ama fikrini açıklamakta. Kimseyi eleştirmek için yazmadım, gözüme çarpanları sıralayayım dedim.

Geçmiş olsun Başkan ve geçecek başka dertlerin olmasın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
Türkiye Kupası’nda da gruptan çıkarak son 16’ya kaldı. 

Bodrum’u Hentbol Bayanlar Süper Ligi’nde temsil edecek Yalıkavak Spor Kulübü Bayan Hentbol Takımı, Türkiye Kupası’nda da gruptan çıkarak son 16’ya...

Kapat