Kültür&Sanat

Havva’nın Cezası’nı Bodrum’lu okurları için imzaladı.

 

Nermin Bezmen son kitabı Havva’nın Cezası’nı Bodrum’lu okurları için imzaladı.

Okurlar arasında büyük ses getiren, “Kurt Seyt & Shura” ve “Kurt Seyt & Murka” “Dedem Kurt Seyit ve Ben” kitaplarının ardından kaleme aldığı on dokuzuncu kitabı “Havva’nın Cezası” ile büyük yankı uyandıran Nermin Bezmen, Bodrum’lu okuralrı ile buluştu. Oasis AVM İmge Kitapevi ev sahipliğinde gerçekleşen imza günü ile okurlarına hem son kitabını hem de daha önce yayımlanan kitaplarını imzalayan Bezmen, gördüğü ilgiden memnundu.

İmzaya gelen okurlarıyla önceki kiataplarında yer alan karakterler ve playlarla ilgili sohbet eden Bezmen, Havva’nın Cezası isimli kitabının Türkiye’de çocuklara yönelik şiddet ve istismar haberlerini görünce bu konuda yazmak istemesi üzerine ortya çıktığını söyledi.

Sistemin suçluları cesaretlendirdiğini savunan Nermin Bezmen, Havva’nın Cezası’nı şu şekilde anlattı;

“Havva’nın Cezası” aslında hiç kimseye yabancı olmayan bir konu Türkiye’de. Ve benim gibi, milyonlarca insanın da yüreğini yaralayan, isyan ettiren konular bir şekilde kendiliğinden aktı, bir araya geldi, romanlaştı. Aslında 1400’lerden başlayan tarihi roman hazırlığım vardı. Fakat birdenbire Türkiye’de izlediğimiz çocuk gelinler, tecavüz edilen kızlar, öldürülen, şiddete maruz kalan kadınlar ve din kisvesi altında, gelenek görenek kisvesi altında ziyan edilen hayatlar, diri diri gömülen kadınlar, kızlar ve erkek çocukları, sahte şeyhler, sahte tarikatlar, köylünün ve köyün geleceğini dilinin ucunda bir kararla yönlendiren ağalar ve bütün bunların arkasında, bunları cezalandırmaktan ziyade destek olan bir sistemin varlığı beni gözyaşlarıyla isyana iten konulardı. Bunlar kendiliğinden kendini yazdırmak istedi. Bir sekilde içimdeki kızgınlığı, hırsı, çaresizliği kelimelerle paylaşarak kendimi tedavi yoluna gittim diyebilirim.”

Hüzünlerini, kızgınlıklarını kelimelere döktüğü zaman rahatladığını kaydeden Bezmen, tek silahının kalemi olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Özel yaşamım da öyledir. Çok yüreğimin sesiyle yaşayan bir insanım. Kitaplarımı da öyle yazıyorum. Şimdi mesela iki senedir hazırladığım ve bir senedir çok sıkı çalıştığım, notlarını aldığım ve artık toparlamaya çok yakın geldiğim kitabı bıraktım çünkü birden bire içimden bir ses ‘Nermin senin bunu yazman lazım. Bu Türkiye’nin yaralarını biraz deşmen lazım’ dedi. Çünkü huzursuzum da. Yani takip ettiğimiz o bütün dibe batmışlık, çirkeflik ve dediğim gibi bunun özellikle de din, gelenek, görenek kisvesi altında empoze edilmesi o kadar yaralayan bir şeydi ki beni başka bir konuya zaten çok kendimi vererek dalamıyordum. Dolayısıyla onu bir içimden çıkarmam gerekiyordu. Onun için şimdi herhalde bir ay sonra tekrar yazmaya oturacağım. Şimdi ara bir geçiş dönemi, yeniden okumaya girerim. Şöyle birkaç kitap, birkaç derken otuz kırk kitap okuyorum orada. Açıkmış oluyorum okumaya. Ondan sonra yazmaya oturduğumda bakacağım iç sesim ne diyecek.”

“Torunlarımla yeniden büyüyorum”

Bir oğlu, bir kızı ve üç torunu olan Nermin Bezmen, torunlarına mümkün olduğu kadar zaman ayırmaya çalıştığını belirterek, “3 torunumuz var. Biri İstanbul’da, oğlumdan olan. Onlar oradalar. Kızımın da iki kızı var. Amerikada oladuğum süre boyunca, haftada bir muhakkak bir programımız oluyor beraber. Anne baba çıkınca babysitting (bakıcılık) yapmaya biz gidiyoruz eşimle beraber. İstanbul’da zaten daha çok aynı evin içinde yaşıyoruz. Orada da olabildiğince hasret gideriyorum gittiğimde. Çok keyifli. Ben her biriyle yeni baştan bebek çocuk oldum ve büyüyorum şimdi. Çok güzel birşey. İnsanı yenileyen bir duygu,” diye konuştu.

Halen eşi aktör Tolga Savacı ile ABD’nin New Jersey eyaletinde yaşayan Nermin Bezmen, Öğrenciliği sırasında ABD’de bir yıl kaldığını, kızının da 20 yıldır yaşadığı ülkeye taşınma sürecini şöyle değerlendirdi;

“Amerika aslında şahsen benim çok sık geldiğim ve kaldığım bir yerdi çünkü kızım, neredeyse 20 seneyi dolduracak, burada yaşıyor. Ailesini burada kurdu. Bir de talebeliğim de bir seneyi burada geçirdiğim için bana çok yakın bir yerdir, coğrafyadır. Valla biz Türkiye’de karı koca Tolgacığım’la (Savacı) birlikte verebildiğimiz kadar mücadele verdik ülkemizde kalmak için ama çevre şartları, hem bizim mesleklerimizi hem ruh halimizi o kadar törpüleyici bir kıvama geldi ki artık kızmak üzülmek, can sıkıntısı, isyan, gözyaşı, bütün bunlarla duyarlı olduğumuz sosyal olaylar, siyasi olaylar, bizi bir şekilde farklı düşünmeye, farklı bir coğrafyada sıfırdan da olsa bir hayata başlamaya itti. Bu tabii birden bire bir günde çocukça heyecanla verilmiş bir karar da değil. Aşağı yukarı gelişmeleri takip edip kendimizi huzurla, üretkenliğimizi ispatlayabileceğimiz bir ortama yolcu etmenin yolu yavaş yavaş gelişti ve üç sene evvel geldik. Bir müddet kızımın yanında kaldık. O da yakında Verona’da. 2 buçuk senedir de burada gerçek anlamda yerleşik bir düzeni götürüyoruz.”

“Yaklaşık 50 kilometre uzaklıkta bulunan Manhattan’daki bazı gökdelenlerin kuşbakışı görülebildiği evi bulmak için çok çaba sarfettiklerini dile getiren Bezmen, ”Benim için gerçekten tabiatla iç içe olmak çok önemli bir faktör. Her şartta her yerde yazabilirim ama böyle bir açıklık, böyle yeşili ve maviyi bir arada görmek beni yazarken çok besleyen unsurlar. Ve bilgisayarımla hayal dünyamı ancak böyle bir yerde çok güzel ve yoğun işlevsel kılabiliyorum. Esas aradığım buydu yani aslında başka birşey düşünmedik. Sadece ‘yeşil göreceğiz, mavi göreceğiz gökyüzü içimizde olacak, insanların tabiata saygılı olduğu bir yer bulacağız’ diye aradık. Epey aradık ama sonunda bulduk. Kendimizi çok şanslı hissediyoruz o anlamda.”diye konuştu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
“Bir Delinin Hatıra Defteri”

Erdal Beşikçioğlu’nun üst düzey oyunculuğu, tükenmeyen enerjisi ve üstün kondisyonuyla çok konuşulan “Bir Delinin Hatıra Defteri” Bodrum'da... Yaşadıklarıyla baş etmeye...

Kapat