logo

Bodrum’da Halk Plajlarına Sahip Çıkıyor

31 Mart sonrası Bodrum’da yerel iktidar tarafından kıyı yağmasının bir parçası olan plaj işgallerine karşı tavır sivil toplum ve halk nezdinde de karşılığını buldu. Kent Konseyi Ekoloji Ve Bodrum Kimliği inisiyatifinin çağrısı ile bu konuda oldukça önemli bir adım atıldı. Çevre aktivistlerinden ve aynı zamanda Turgutreis’te işletmecilik yapan Osman Akkuş “Bu konuda çok hassasız. Bizlere, kamuya ait olan bu alanların işgaline bu zamana dek yeterli tepkiyi göstermememiz zaten ayıbımızdı. Bu ayıbı elbirlik temizleyeceğiz” görüşünü dile getirdi. Kent Konseyi’nden Funda Çavdar ise; “Her ay bir etkinlik düzenleyeceğiz. Bu ayın etkinliği plaj işgalleri üzerine. Yanlış bir algı var. Ecrimisili kiralama sanıyorlar. Ecrimisil işgaldir ve suçtur” görüşüne yer verdi. Turgutreis Günbatımı Plajında gerçekleşen buluşma sonrası katılımcılar işyerlerine, deniz kenarındaki kafetaryalarda oturan müşterilere, pazarda bulunan halka konuyla ilgili görüşlerini aktararak destek talep ettiler. Topluluk daha sonra La Blanche otele doğru plajdan yürüyüşe geçti. Ellerinde; “Plaj İşgaline Hayır”, “Denizde Eşkiya Var”, “Denizlere Özgürlük” gibi dövizler taşıyan eylemciler 2 km.lik plaj yürüyüşü boyunca da; “Kıyılar Halkındır, İşgal Ettirmeyiz”, “Plajlar Halkındır, Halkın Kalacak” sloganları attı.

EYLEMCİLERE, TATİLCİLERDEN VE ESNAFTAN DESTEK…

Plaj yürüyüşü esnasında plajda bulunan tatilcilerden ve yol boyu yürüyen vatandaşlardan alkışlı destek geldi. Turgutreis’te büfe işletmeciliği yapan Muhittin Dengiz; “Eylemciler çok haklı olarak yılların yarasına parmak basıyorlar. Plaj işgali bizleri de ekonomik olarak olumsuz etkiliyor. Haklarının olmadığı yerde aldıkları astronomik şezlong paraları ile bu sözüm ona turizmciler sadace kötü etkilemiyorlar. Kendi bindikleri dalı da kesiyorlar” dedi. Turgutreis’te 2 çocuğu ile tatilde olan Buket Yetişsin: “Didim’den geldik. Orada da benzer sorun vardı. Halkın ve belediyenin işbirliği ile bu konuda önemli aşamalar kaydedildi. Şezlong parası ile turizmcilik olmaz. Bu dar bakış açısıdır. Burada söz konusu olan sadece tel örgülerle, duvarlarla, parmaklıklarla fiziki bir bölünme değildir. Bu uygulamalarla ortak yaşam kültürü de yok edilmektedir” görüşünü dile getirdi.

BASINA VE EYLEMCİLERE YÖNELİK SALDIRGANLIK…

Eylemci kalabalığın La Blanche Otele ulaşması ile işletme özel güvenliğindeki hareketlilik dikkat çekti. Otelin kendisine büyük bir havuza dönüştürdüğü alana girilmesi ile gerginlik daha da tırmandı. Katılımcıların işgal alanlarını incelemesi esnasında ilginç anlar yaşandı. Edip ve Galip isimli iki genç eylemcilere; “Bir haftadır buradayız. Bu alana sayenizde girebildik bizde. Siz geliyorsunuz diye bu alan açıldı” dedi. Bir gün önce otelin işgal alanı kenarında bulunan ve set oluşturan demirleri kestirmiş olması gözlerden kaçmadı. Ancak eylemciler tel örgülere vurarak plaja girişin halen engellendiğini ifade ettiler. Bu arada etkinlik katılımcıları, Tarım Hayvancılık Derneği tarafından organik gıdalar ile hazırlanmış sandviçler ve ayran ile plajda piknik yaptılar. Dernek Sözcüsü Salih Özçelik piknik esnasında, “Tarlada demokrasi yoksa, denizde de olmaz” dedi. Kent Konseyi adına Çiğdem Erko’nun basın açıklaması hazırlığı esnasında gerginlik doruk noktaya çıktı. Otel güvenliğinin basın açıklaması esnasında agresif tavırlar içersine girmesi, basının görüntü almasını sabote edişi ve sonrasında otel yetkilisi olduğunu söyleyen ancak adını ve görevini gizleyen bir şahsın tahrikkar tutumu gerginliği karakola dek uzattı. Basının görev yapmasının otel güvenlikçileri tarafından engellenmeye çalışılması katılımcılar tarafından tepkiyle karşılanırken; Kent Konseyi Sözcüsü Çiğdem Erko: “Bu rantiyenin ve haksız işgalciliğin umutsuz ve saldırgan direnişidir. Biz zaten bu haksız ranta alışmış kesimin imtiyazlarından çokda gönüllü olarak vazgeçeceğini düşünmüyorduk” dedi. Adını ve görevini gizleyen otel yetkilisinin; “Ben burada size doğru yolu göstermeye geldim. Buraya bağlayan tekneler kaçak bağlama yapıyor. Bize bakan izin verdi” gibi sözleri gülümsemelere yol açarken; 15 000 metrekarelik işgal alanı içersindeki; 15 metrekarelik bir yeri gösterip; “Biz halkı da düşündük. Onlar da burayı kullanabilir” demesi ironiyi arttırdı. Gazeteci Yaşar Anter ve Kent Konseyi’nden bir grup, La Blanche güvenlikçilerinin şikayeti üzerine Turgutreis Jandarma Karakolu’na gitti. Güvenlikçilerin şikayetinin asılsızlığı ortaya çıkınca karakol safhası sonlandı.

“GASPEDİLEN ANAYASAL HAKKIMIZI İSTİYORUZ.”

Kent Konseyi adına basın açıklamasını okuyan Çiğdem Erko: “Bizler kendimize ait olanın peşindeyiz, onlarsa rantın… Bizler denizlerin özgürleşmesini talep ediyoruz, onlarsa işgali. Bizler halkı kumsalla, kumsalı ise denizle buluşturacağız diyoruz. Onlarsa tel örgüler ile hayatı kuşatıyorlar. Bizler barış ve mutluluk uyumlu bir doğa ile mümkündür diyoruz. Onlar ise şu anda da tanık olduğumuz gibi acımasızlığı ve hoşgörüsüzlüğü şiar edinmişler. Bizler çok basit bir şekilde Anayasa’nın 43. maddesi kıyıların kullanımını kamuya yani bizlere bırakmıştır diyoruz. Onlarsa yasa, masa tanımam. Varsa yoksa benim cici rantım diyorlar. Ama son sözü biz söyleyeceğiz. Kazanan denizlerimiz, koylarımız, plajlarımız yani sadace bizler değil aynı zamanda hayatın kendisi olacaktır” dedi. Etkinlik sonrası etkinlik katılımcıları, “Donkişot Cafe’de” değerlendirme toplantısı yaptı. Değerlendirme toplantısında plajlarla ilgili mücadelenin derinleştirilmesi gerektiği, peşinin bırakılmamasının önemli olduğu, etkinlikte de görüldüğü gibi işgalcilerin sonuna kadar şanslarını zorlayacağı görüşleri dile getirildi.

Haber Ayhan Karahan

Share
#

SENDE YORUM YAZ

5+9 = ?