logo

“Bodrum’un Delisi”


facebooktwitter
Mustafa Gündoğ
mustafa@bodrumhaber.com

Sözcü Gazetesi, birkaç gün önce Başkan Aras’ın önceki söylemlerini derlemiş, yeni bir habermiş gibi tekrar yayınlamış. Haberin başlığı “Bodrum’a bir deli lazımdı, o da geldi”.

Eyvallah hoş geldi sefa geldi.

Deli olduğunuzda cezai ehliyetiniz yok demektir. Her türlü kuralsızlığı kendinize kural edinebilirsiniz. Bir standardı olmadığına göre, bu durumda “delidir ne yapsa yeridir” kuralı geçerli olacaktır sanırım.

El deliye, biz akıllıya hasret” diyerek ,sitem edebiliriz. Delilik iyi bir şey midir ki koskoca Belediye Başkanı, Bodrum Halkını “deliliğe” özendirmektedir. Aklın ne zararı vardı acep?

Hep beraber delirmek üzereyiz zaten.

Siyasette; “nabza göre şerbet vermek” kuralı geçerli olduğu sürece toplumsal barış bozulacaktır.

Turizm sezonunda inşaat yasağı tartışılır bir konudur. Kişiler turizmci olsun ya da olmasın, turistlerden daha çok, devam inşaatlara muhalefet etmektedir. İnşaat yasağı anayasamıza ve kanunlarımıza aykırıdır. Bu konuda yapılacak düzenlemeler kanunlarımızda belirlenmiştir.

İlgili bakanlıktan gelen yazıyı, iyice okuyarak inşaat yasağının kapsamını doğru değerlendirmek gerekir, aksi halde dirlik bozulacaktır. Çevre Kanunu inşaat yasağının nasıl konulacağını açıkça belirlemiştir. Kaldı ki; Bodrum Ticaret Odası İnşaat meslek Komitesi yaklaşık 15 yıl önce bu konuda başarılı bir çalışma yapmış, yetkililere sunmuştur.

Turizmin başarısızlığını, inşaat yasaklarına bağlamamak gerekir. Turizm mevsiminde inşaat yapan, genelde yine turizmciler dir. Her aklımıza gelene yasak koyarsak, işimiz var demektir.

Konu inşaatlardan açılmışken, devam edelim.

Kaçak inşaatların yıkımı, turizm mevsimi sonrasına bırakıldı. Nede olsa turistlere olumsuz yüzümüzü göstermemeliyiz. Hatta giyim kuşama dikkat etmeliyiz, şirin görünelim ki bir daha gelsinler.

Bu yapılar yapılırken sessiz kalınması ve doğanın katledilmesi, inşaat iskeletlerinin boy boy ortalarda durması, çok şirin bir görüntüymüş gibi. Önerim; her şantiye begonvillerle kapatılsın. Beceriksiz mimar tasarlayamadığı yere çiçeklik koyarmış. Bizde kentimizi çiçeklerle donatalım.

Kaçak inşaatların yıkımı durdurulduğu gibi, “yıktım” denilen iskelelerde henüz yıkılmış değil. Ses var, ama görüntü yok.

Haksız yapılaşmayı engellemek, doğru bir yaklaşımdır. Lakin hak var ve kullandırılmıyor ise, yasalarımıza göre suçtur.

Güvercinlik Mahallemizde, insanların kendi mülkleri üzerinde yapı yapmalarına neden engel olunmak isteniyor?” un Bodrum Belediyesinde elbet bir cevabı vardır. Bu cevabı topluma anlatırlarsa, hepimiz memnun olacağız. İmarsız alanlarda kaçak mahalleler kurulurken, Neden Güvercinlikte var olan imar planı uygulanmamaktadır?

Sayın Başkan, sizde mi Güvercinlikte imar yok olarak biliyorsunuz? O nedenle mi “Gelin bakalım sizin şu kadar hakkınız var, bu yapılarınızı imar haklarınıza göre düzenleyin.” yerine yıkıp, ceza yazmayı tercih ediyorsunuz.

Oysa ki; bu konularda yetkin ve etkin, hemde hukukçu bir başkan yardımınız var. Sizi bilgilendirmedi mi? Yoksa o kendi için ortada dolaşan söylemlerin derdine mi düştü? Yada “ekmek elden su gölden, keyfimiz gıcır, bize ne milletin derdinden.” mi diye düşünüyorsunuz?

Sıra gelecek elbet ortada dolaşan söylemlere, gerçek mi değil mi? Meslek icabı mı, gönüllülük mü? Ve bu duruma, siz neden ses çıkarmıyorsunuz.

Hele dur bakalım, şimdi zamanı değildir diyorum.

Lakin; öncelikle Sayın Başkan Güvercinlik Mahallesinin, mevcut İmar Islah Planını hayata geçirecek misiz, geçirmeyecek misiniz? Bodrum Belediyesi, bu kangren olmuş durumu düzeltecek mi düzeltmeyecek mi?

İşi bilen susunca, iş bilmeyen müdür olur” muş…

Bir kez daha yazıyorum, Taptuk Emre demiş ki “Adalet, masumiyeti aramaktır”

Kent yönetiminde, Fatsa örneğini vermek söylem olarak kolay, yaşama geçirmek, emek ister, cesaret ister, bilgi, beceri ister. Terzi Fikri, Fatsa’nın tüm söküklerini dikti, yeni kumaşlarla kenti giydirdi, tüm bunları da dokuz ay gibi kısa bir sürede yaptı. Tutuklandı, 5 yıl sonra ceza evinde kalp krizi sonucu 47 yaşında yaşamını yitirdi.

O bir devrimciydi… Bu gün dahi unutmadıysak ne mutlu Fikri Sönmez’e ve ne mutlu bize ki bize yol açmış, yoldaşlara sahibiz.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

8+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “Bodrum’un Delisi”

    30 Mayıs 2019 Köşe Yazıları

    Sözcü Gazetesi, birkaç gün önce Başkan Aras’ın önceki söylemlerini derlemiş, yeni bir habermiş gibi tekrar yayınlamış. Haberin başlığı “Bodrum’a bir deli lazımdı, o da geldi”. Eyvallah hoş geldi sefa geldi. Deli olduğunuzda cezai ehliyetiniz yok demektir. Her türlü kuralsızlığı kendinize kural edinebilirsiniz. Bir standardı olmadığına göre, bu durumda “delidir ne yapsa yeridir” kuralı geçerli olacaktır sanırım. “El deliye, biz akıllıya hasret” diyerek ,sitem edebiliriz. Delilik iyi bir şey midir ki koskoca Belediye Başkanı, Bodru...
  • Bodrum Kent Konseyi

    23 Mayıs 2019 Köşe Yazıları

    Bodrum gibi rantın yüksek olduğunu yerlerde, adınız çıkmadan, iş takip ederek kazanç sağlamanın yollarından bir tanesi belediyeye yakın olmaktan geçiyor. İş takip etmenin iki yolu var. Ya belediyenin dışında olacaksınız, yada içerisinde. Dışında iseniz; belirli dernek ve kuruluşlarda aktif rol alacaksınız. Belediyenin içerisinde olarak iş takip etmenin en etkili yolu, belediye meclis üyesi olmaktan geçmektedir. Bugünkü konumuz belediye meclis üyeliği değil. Diğer bir yöntem ise ne içinde olacaksınız belediyenin, nede dışında. Ne dışın...
  • Penceremin Altındaki Balıkçılar

    22 Mayıs 2019 Köşe Yazıları

    37 yıl önce Kumbahçe Mahallesindeki Cevri Hasan Kaptanın evinde oturmak, bugün ve yarın Bodrum’da ayrıcalıklı yaşamakla eş anlamlıdır. Günümüzde bu değerlendirme geçerliliğini yitirmiş sayılabilir. Evin, yanı-yönü, üstü-altı, önü-akası ticari amaçla kullanılıp değerlendiriliyor da ondan yitirdi. Ev yerinde duruyor. Önemli ölçüde çarpıtılıp yamuklaştırılsa da iskelet sağlam özgün yapı hakkında fikir verecek görüntüler de var. Eski sessizliği, estetiği yok artık. Geride gelmez. Kaptan köşkü gibiydi. Görüş açısı 180 dereceyi aşıyord...
  • Bu gün 19 Mayıs 2019

    19 Mayıs 2019 Köşe Yazıları

    Atatürk ün Samsun a çıkışının Yüzüncü yıl dönümü.Çok az insan bu kadar zaman yaşıyor.Bir yüz yıl geçti.Anamla Babamın evlilik resmine bakıyorum ve o zamanla gurur duyuyorum.Bir yüz yıl içinde bana,çeyrek asırdan az bir zaman var. Allah nasip ederse görürüm.Etmese de yine şükür olsun iyisi ile kötüsü ile bu günlere geldim ve Bu üç çeyrek asırda bir kitaba konu olacak kadar çok şeyler yaşadım. Hayatımın son on sekiz senesini Türkiye de Bodrum da yaşıyorum. Bodrum kozmopolit bir sahil şehri. CHP'nin de kalesi gibi. Bu şehri CHP li beled...