Bodrum Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bodrum 34°C
Parçalı Bulutlu

    “Dünya Markası Bodrum”

    Mustafa Gündoğ
    mustafa@bodrumhaber.com

    Ağız dolusu konuşuyoruz, sesimiz var görüntümüz yok. “Dünya Markası Bodrum” diyoruz, belki de söylediklerimize kendimizde inanmıyoruz.

    Her seçilene “zaman verelim” diyoruz, zaman su gibi akıp gidiyor. Gece rüyasında Bodrum’u gören herkes, Bodrum’u yönetmeye kalkıyor.

    Bütün planlama “Ben bilirim, ben yaparım.” kurgusu üzerine…

    Her acemi başkan, tıraşı bizim kafamızda öğrenecekse yandık, hem de ne yanmak!

    Bodrum’un bırakın Turizm politikasını, aslen hiçbir hedefi yok. Yoklar üzerinden bir şeyi var etmek olanaksız.

    Bodrum yönetimi küçük burjuva özentisi içerisinde lümpenlerin elinde kalmış durumda.

    Hedefi olamayan Bodrum stratejik planı kopyala yapıştır tarzında yapılıp, belki de meclis üyelerinin dahi okumaktan imtina ederek kabul oyu verdiği, içi boş saylardan ibarettir.

    Strateji olmayınca elbet taktik kısmına geçilemiyor.

    Yeni belediyecilik anlayışı; “Kaçak yapınızı yıkacağım.” korkusu salarak, aslen yıkılması gereken yerleri insanımıza kanıksattırmaktan öte gitmiyor.

    Yada salon belediyeciliği yönetim anlayışıyla birbirini ağırlayan lümpen sınıfı yaratma peşindedir. Bazı dernekler ve odalar bu işe sessiz kalmakta, bazıları ise işi körüklemektedir.

    Ekonomik girdisi turizm ve turizm yatırımlarından olan Bodrum, dayısı olana başka, olmayana başka davranış sergileyerek kendisine bir yol tutturmuş.

    Bu eskiden de böyleydi durum daha vahim hale gelerek, Bodrum’dan intikam alırcasına devam etmektedir.

    Bir çelişki koyalım, belki anlatımın daha iyi anlaşılmasına yardımcı olur.

    Anadan babadan yada birikimlerinizle bir arsa almış olun, küçük büyük fark etmez. Kendinize konut yapmaya kalkın, kullanacağınız inşaat alanı genel olarak yüzde 15 i geçmez. Turizm alanında ise sadece apart yapabilirsiniz ki, bu tür yapılar amacı dışında kullanılamaz.

    Büyük bir alana sahipseniz, imarda turizm alanında kalıyorsa, otelden başka bir şey yapmanız olanaksız. Otel yapacak gücünüz yoksa ya satacaksınız, yada kat karşılığı verip sizde bir otel sahibi olacaksınız.

    Genelde olan bu, işlerin altından kalkamıyorsanız satış yoluna gidersiniz. Sattığınız kişi yada kurum sizin yapamadıklarınızın kat kat fazlasını yapar ve seçtiğiniz başkanlarınız, onların düzenledikleri kokteyllere konuşmacı olarak katılıp, şarkıda söyler, nutukta atar.

    Hatta ve hatta “size layık olamıyoruz” dahi demekten imtina etmez.

    Kent halkı fakirleşirken, Bodrum’u sömürenlerin maaşlı işçisi, getir götür esnafı haline gelir. Kent rantlarında kent yaşayanlarının hakkı vardır, lakin o hak ellerinden alınır.

    Bodrum Spor’a bağış yada hisse alımı, BOTAV’a üyelik adı altında para tahsilatları yapılır, Antik tiyatroda kendilerine konser, belediye meclis toplantısı, Bodrum Kalesinde survivor, festivaller, kimin cebe ne indirdiği belli olmayan hesabı sorulmayan kayıt dışı paralar, gelsin bağışlar, bas bas paraları leylaya.

    Turizm alanlarında koca koca yatırımcılar ve yerel işbirlikçileri, otel yapıyoruz diyerek kendi özel yaşamlarını oluşturarak, doğa katliamı, deniz işgali, kamuya ait alanların zaptı, değmeyin keyiflerine.

     O sınıfa özenen işbirlikçiler, sermayenin masalarında yancı olarak oturup sınıf atladıklarını sanırlar.

    Aksoy, Nef, Mesa, Besa, Mandarin ve daha niceleri, koca alanların yüzde 5’ine yada 10’nuna otel, gerisine rezidans adı altında lüks malikaneler kondurarak 5, 10, 15 milyon dolara ev satarlar.

    Konu engellenemez hale gelince, yalandan kaçak inşaatla mücadele adı altında yüksek sesle gürültü çıkarılır, üç beş amigoyla olay desteklenir, bir de bakmışsınız ki kaçak inşaatla mücadele rüyaymış.

    Şimdilerde “Kaçaklarını yıktık, tadilat projesi verdiler, her şey yasallaşıyor.” algısı yaratılmaya çalışılıyor. Bu tam bir halkı aldatmadır.

    “Bakanlık inceledi, biz inceledik, yatırımcı gerekeni yaptı.” (abuk subuk organizasyonları finanse ettiler) gibi beceriksizliklerini, başarı gibi göstermeye çalışmaktadırlar.

    120 odalı otel, 500 konut, adı “turizm yatırımı.” 120 odalı otel 200 konut. Daha neler, neler. Bu yönetim mi yaptı, hayır. Olay gelenek haline geldi, seçim dönemi verilen sözler yerine getirilmiyor. Seçtiklerimiz ne yazık ki, al birini vur ötekine.

    Şu ana kadar yazdığım kaçak inşaatlarla ilgili, hiçbir kurum ve yetkili işlem yapmadı. Ne yazık ki ve daha acısı, hep üstünü örtmeye çalıştılar veya vurdum duymazlıkla işi geçiştirdiler.

    Atalarımızın kanıyla kazandığı topraklar, sermayenin talanıyla hiç edilmekte. Dedelerimiz, sermaye malını çoğaltsın diye cephelerde şehit düşmedi.

    Ve halen evlatlarımız, içerde ve dışarda toprağa düşerken, birileri malı götürmemeli.

    Hiçbir hukuksuzluk karanlıkta kalmaz, yol yakınken dönün, Yolunuz Gazi Mustafa Kemal’in, Şeyh Bedretti’nin, Hacı Bektaşi Veli’nin, Yunus Emre’nin, Börtlüce Mustafa’ nın ve daha nicelerinin yolu  olsun.

    Vesselam…

     

    YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
    Bodrum Haber