Bodrum Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bodrum 29°C
Gök Gürültülü

    ESKİYİ ANLATMAK

    24.09.2020
    A+
    A-
    Ben, Sayın  Cumhurbaşkan’ımızın “Eskiyi Gençlere Anlatın. “buyruğu, üstümde yük kalmasın diye, seçtiğim gerçek bir yaşam öyküsüyle sizlere anlatmak istiyorum.
    Sen, Cumhurbaşkanını sevmezsin; yönetim şeklini beğenmezsin. Diyenleri duyar gibiyim…Doğru, ben ülkemin en yüksek makamına saygıda kusur etmemek için yazıyorum.
    Sayın Cumhurbaşkanım, hiç tereddütünüz olmasın yaş olarak sizden çok daha eskiyim. Çocukluk dönemimde üç yıl düzenli bir aile içinde yaşadım. Sizlere o güzel üç yılımı anlatacağım. Çocukluğumda da gençliğimde de “Baba Evi” nedir? Kimlere baba denir. Yaşamın o bölümü bende silik…O dönemden anı falan da anlatamam sizlere. Hayatıma çekilen eski filmimde bu bölüm makaslanmış herhalde, yok hükmünde.
    Genç merkez İlkokulunda Okul Müdürü Bahri Soykan’dan ve onun damadı yüzü yaralı, garip, fakir öğrenciye eziyet etmekten mutluluk duyan sadist öğretmenim Mustafa Bey’den çok dayak yedim. Aile meclisi beni kurtarmaya karar vermiş olacak ki, Sevgili Dayım Muhittin Gönül, Bingöl’e kendi evlerine götürdü beni. Özgürlük İlkokulunda okumaya başladım.. Dayım ve dünyalar iyisi yengem, beni öz çocuklarından ayırmıyorlardı. İlgileri ve alakaları bana çok sıcak bir aile ortamı kazandırmıştı. İki öğretmenin şiddeti beni sıcak, sevimli aile ortamına kavuşturduğu için kendilerine ne kadar teşekkür etsem azdır.
    Sayın Cumhurbaşkanım,Bu sıcak aile ortamında Dayım, sevgili yengem, Arif, Zeynep ve Fatoş vardı. Bir de ben eklenince hane halkı olduk mu sana altı can.
    Dayım ne iş mi yapıyordu. Dayım Adliyede zabıt katibi olarak çalışıyordu. Ek geliri yoktu. Ek iş yapma ortamı ve olanağı da yoktu. Haaa seçimden seçime, seçmen kartları doldurulurdu. Ben de kendisine yardıma giderdim. Oradan da gelen üç beş kuruş o kadar.
    Bu üç sene hayatımın en mutlu üç senesi…Sevildiğim, önemsendiğim, insan yerine konulduğum çok güzel yıllardı.
    Dayımların evinde ayda bir kez tavuk kesilir; suyuna çorba pilav yapılır; eti dayım tarafından eşit olarak bölüştürülürdü. Ayda bir kaç kez de kasaptan parça et ya da kıyma alınırdı. Neriman Yengem çok leziz yemekler yapardı.
    Kış gelmeden odun alınır. Baltacı odunları kırar; odunlar ve yongalar düzenli şekilde odunluğa düzülürdü. En az iki teneke dolusu kavurma yapılırdı. Kahvaltıda soğuk kavurmayı sıcak yufka ekmeğe sarmayı çok severdim. Yüzlerce kilo patlıcan biber kurutulur; reçeller yapılır, turşular kurulur, domates salçaları günlerce damlarda kurutulurdu. Ayrıca her kışın Karlıova’dan taze peynirler getirilir, tuzlanıp tenekelere basılırdı.
    Dayım, her ay aldığı maaşını son kuruşuna kadar hesap eder, veresiye aldıklarını öder, geri kalanla her ay çeyrek altınlar ya da bilezik alırdı. Bunların tümünü Zabıt Katibi maaşıyla yapardı.Dayım,1963 yılında biriktirdikleriyle Hükümet Konağının bir sokak gerisinde bir arsa aldı. Hemen o yaz o arsaya bir ev yaptırdı.
    Evin, çimentosunu, çatının saclarını, kereste vs. inşaat malzemelerini almak için dayımla Elazığ’a gittik. Bingöl’den ilk ayrılışım. Elazığ, bana dünyanın en güzel şehri gibi gelmişti. Hele akşamları otelin çarşıyı gören penceresinden birbirinden şık kadınlı- erkekli gezenleri ve tak tak tak geçen rengarenk paytonları, içindeki zengin görünümlü insanların seyrine doyum olmazdı.
    Sayın Cumhurbaşkanım, Elazığ’da bir esnaf lokantasında yemek yememişseniz, lütfen vakit varken deneyin derim.
    1963 yılının Ağustos ayında dayım evi bitirmişti.
    Çok temiz giyinirdi. Yengen elde olanla dayımı en şık ve en temiz olarak her gün dairesine uğurlardı.
    Benim bir bayram günü ölçüm alınmış, kumaş seçilmiş. Bingöl’ün en meşhur terzisinden bir takım elbisem olmuştu.
    1962-1963-1964 Özgürlük İlkokulu günlerim… Efsane Müdür Mahmut Yüksel; Efsane Öğretmen Hikmet Kılıçgedik. Hayata bakışımı değiştirmişlerdi.
    Şimdilerden ne anlatayım Sayın Cumhurbaşkanım. Her şey ayan beyan ortada…!
    Bodrum Haber