DOLAR
8,5125
EURO
10,2743
ALTIN
499,36
BIST
1.441

    İLETİŞİMSİZ EĞİTİM!

    İLETİŞİMSİZ EĞİTİM!

    Bugün dünyada, en büyük güç: İLETİŞİM!

    Bugün dünyada, en büyük (Pandemiden de) ÇAĞ Hastalığı: İLETİŞİMSİZLİK!

    İletişimi sınıflandırırsak;

    -Kişi içi, – Kişiler Arası, – Örgüt (Kurum) İçi ve – Kitle İletişimi olarak dört başlık altında toplarız.

    Kişiler Arası İletişim, iletişimin temel öğeleri olan kaynak ve hedefin, sayıları değişken olabilecek, ayrı kişileri kapsamasıyla gerçekleşir.

    Diğer iletişim sınıflarından farkı ise öncelikle yüz yüze olması, belli bir konuyu içerip, anlamlı bütünlük içermesi ve sözlü ya da sözsüz iletişimle olmasını gerektirir. Öğrenip anlama, örneklendirme, empati yapabilme, düşünüp düşündürme, soru sorma gibi bir konuyu öğrenmek için beş duyu organın kullanılmasına da olanak verir.

    Bir kişi bir konuyu iyi öğrenmek istiyorsa eğer aynı zamanda görmeli, aynı zamanda duymalı, aynı zamanda dokunabilmeli, aynı zamanda tadını alabilmeli ve aynı zamanda kokusunu hissedebilmelidir. Bir ortamda beş duyu organından ne kadar fazlası görevde ise kişi, o oranda o konuyu, o olayı unutmaz, unutamaz!

    Erkeklerin bir günlük askerlik anısını, kadınların varsa eğer yedinci çocuğuna kadar tüm çocuklarının doğum anını unutamayıp, yetmiş yaşında bile “Biz bir gün askerde….” ya da “ Akşam inekler gelirken, altıncı evladım Ali doğduğunda….” diye dakikalarca bazen de saatlerce o günlük anılarını ballandıra ballandıra anlatmalarını, defalarca dinleyenler çoktur.

    **********

    Pandemi döneminde, uzaktan eğitim, daha doğrusu ‘Uzaktan anlatım’ denilen bir sürece tanık olduk.

    Bunu, üniversite sınavlarına girmiş ama yazdığı hiçbir okulu tutturamamış veya kazandığı okula bir sebeple gidememiş ya da çeşitli engellerden dolayı üniversite sınavlarına dahi girememiş lise mezunları, uzun bir süredir, ‘Açık Öğretim Fakültesi’ adı altında gerçekleştirip;

    İşletmeden iktisat, muhasebeden halkla ilişkiler, ekonomiden hukuka kadar çok farklı alanlarda, genelde iki yıllık olarak, üniversite mezunu sayılabilme şanslarını deniyor, karakterlerine bir katkısı olmasa da iş yerindeki terfilerine kişisel bir artı sağlıyor…

    Sadece lise mezunları ya da yatay geçişler nedeniyle uzaktan eğitim, öğretim diploması edinen bu kişilere baktığımızda, üniversite mezunu demeye de bin şahit gerekiyor…

    Aslında, artan lise sayısı ve kolaylaşan öğretim sistemine rağmen bir şekilde ilköğretim ve lise öğretimi gerçekleştirememiş ama kuaför, berber, emlakçı, terzi, tornacı, kaportacı, elektrikçi, tesisatçı gibi emeğiyle meslek edinen çırak ya da kalfalar da halen açıktan öğretim diploması edinmeye çalışıyor…

    İlköğretim ve liselerin akşam okullarına devam zorunluluğu nedeniyle okul yolu ezberlenip, arkadaş grupları ile dersler alınsa da açık öğretim denen uzaktan öğrenim sisteminde, kişiler tek başlarına bu öğrenimi sağlamak ya da kitapları okumak zorunda!

    Belli içerikler olsa da sosyal iletişimler gerçekleşmediği için kişiler, açık öğretimlerde,  tecrübe, sosyal olgunluk, etki – tepki, statü, kariyer, belki de terbiye ve görgü kurallarından uzak olarak bir şeyler öğreniyor… Bu kişilere baktığınızda, öğretim alırken bile yaşamları çoğunlukla yaptıkları iş ortamlarında geçtiği için gereken öğrenim düzeyi özelliklerini yakalayamıyorlar!

    Bu kişiler, sınavlarına çok çalışıp, belki diploma sahibi oluyor ama kitap okumayla, film izlemeyle, sanatsal takipler yapmayla ve sosyal hayat yaşamayla gelişecek olan eğitimli kişilik duruşlarından (İstisnalar hariç) yoksun kalıyor… Zaten seviyenin oldukça düştüğü eğitim – öğretim sistemlerinde de sınavlardan geçer not alınmasına rağmen kişi, belli bir çıtanın üzerine çıkaramıyordu, halen de çıkaramıyor…

    Bilgisi birazcık artan ama görgüsü, bakış açısı, dünya görüşü, seviyesi ve kapasitesi gelişmeyen, yine muhafazakar, yine dayatmacı, yine empati yoksunu, yine bireysel çıkarı ön planda tutan ve körükleyen, hele bir de aile sevgisi ve terbiyesinden uzak büyümüşse kaba saba kişiler olarak, toplumun içinde dolaşmaktan onları kurtaramıyor NE YAZIK Kİ!

    Başvurulan İŞ İLANLARINDA açıktan öğretim alanlar, hiç eğitim-öğretim almayanların üstünde ama örgün eğitim alanların en altındaki sıralarda yer bulabiliyor halen, yine NE YAZIK Kİ!

    Kişinin duruşuna, gülüşüne, kapasitesine, zekâsına, bilgisine ve beceresine yansımayan öğretim düzeyini görünce diplomasına şaşırmamak da mümkün olamıyor!

    Bugün en üst makamlarda bulunan önemli kişilerin kullandığı sözcük çeşidi, kelime sayısı, ses tonlaması, vurgulaması, bakış açısı, muhafazakârlığı, olgunluğu, düzeyi, bilgi ve birikimi, dünya görüşü (FETÖ’ nün herhangi bir eğitim kurumuna gitmiş ve bitirmiş genel kişiler dâhil) bize bu EĞİTİM – ÖĞRENİM DÜZEYİ çıtasının düşüklük seviyesini gösteriyor zaten! Bu kişiler, önemli kişiler olabilseler de aralarında, değerli bir kişiyi bulmak neredeyse imkânsızlaşıyor!

    Kendimizi kandırmayalım! Tüm eğitimlerde, zaten çok yetersiz olan ve gittikçe düşen eğitim – öğretim seviyesi, eğitim kurumlarının dünyadaki dereceleriyle de ortaya konuyor… Öğrenim seviyesi, bir de akşam, açık, uzaktan öğrenim şekliyle git gide daha da düşürülüyor!

    **********

    Gençler ve orta yaşa gelip, dışardan yani açıktan, online olarak, okul bitirip, bir diploma veya bir sertifika almaya çalışanlar ya da bu belgeleri almış olan kişiler;

    *Yasalar veya birileri sizi sertifikalı ya da diplomalı saydı diye lütfen siz kendinizi, EĞİTİMLİ biri olarak saymayınız!

    *Beş kişi bir bilgisayarın etrafına toplanıp, sorularını ortak olarak yanıtladığınız sınavlar sonucu ya da akşam, açık, uzaktan şekillerle öğrenim alıp, sınavına girerek aldığınız tüm belgeler, belki bilmeyen, önemsemeyen birilerini, hatta kendinizi bile kandırabilir…

    *Çalıştığınız iş yerinde size bir terfi, maaşınıza da bir artış getirebilir…

    *İşini iyi yapan kurumsal ve kaliteli bir iş yerindeki yöneticiler ise bu belgelere kanmaz, tanıdık olmadan, torpilsiz yeni bir işe girmenizi sağlayamaz!

    *Duruşunuzda, bakışınızda, değerinizde, bilginizde ve söyleminizde önemli bir fark yaratamadığınız, mülakatta hemen görülür!

    *Uzaktan yöntemlerle sekiz üniversite de bitirseniz, farkınız anlaşılmaz ama sizi “Ne oldum!” havası içine sokabilir ve mülakat sonucunu, daha da kötüleştirebilir!

    *Bu belgeleri edinmiş dahi olsanız, yüzünüze bakıldığında, beden dilinizle ‘Bu kişi üniversite mezunu!’ imajı yaratabilmek amacıyla ilk fırsatta o belgeleri, örgün yani yüz yüze göreceğiniz bir eğitim- öğretimin diploması ile değiştirmelisiniz! Aksi halde hayatınız boyunca denize, havuza girmeden cankurtaran belgesi alan, araba, uçak, gemi kullanmadan ehliyet edinen birileri olarak kalacaksınız demektir!

    *Pandemi nedeniyle yüz yüze eğitim görmeyen her öğrenci ve her birey, sakın kendini o eğitimi almış gibi görmesin! Belge, kişiyi kişi yapmıyor! Yüz yüze yapılan her eğitim – öğretimdir, kişilere çıta yükselttiren, fark yarattıran! Bu nedenle yüz yüze eğitim alan doktorlar, pilotlar, askerler, eczacılar, ziraat mühendisleri, balerinler, spikerler, dansçılar vb kişiler, nereden eğitim alırlarsa alsınlar, birbirlerine benzer etki ve tepkiler edinir. Tavır, eda, zekâ, nida, kalite, bilgi, seviye, bakış açısı ve duruşları, evrensel çizgilere daha yakın olur, sözsüz iletişimde, sizler de bakar bakmaz, bu kişilerin farkını hemen fark edersiniz!