Bodrum Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bodrum 35°C
Sıcak

    Laf mı ? Gaf mı ? GERÇEK mi ?

    Mustafa Gündoğ
    mustafa@bodrumhaber.com

    Bir söz söylerken, söylemimizin sonuçlarının nelere sebebiyet vereceğini bilmemiz gerekir. Çok konuşmak, çok şeyler söylemek, bilgelik değildir. Topluma hitap ederken, siyaset yapıyorsanız çok daha dikkatli olmanız gerekir. Her söylediğinizin, bir alt yapısı olmalıdır.

    Son günlerde medyaya yansıyan, CHP Muğla Milletvekili Mürsel Alban ve Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın söylemlerinin sonuçları, nereye varacak göreceğiz.

    Milletvekili Alban’ın basına yansıyan söylemi ;

    “Muğla fay hattı üzerinde olan bir kent. İnsanlar, beton tabutlar içinde yaşıyorlar.”

    Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın basına yansıyan söylemi ;

    “Bakın vatandaşın demiyorum, turistin cebindeki parayı sonuna kadar almakla mesulüz”

    Konuşmalardan ve yazılı metinlerden cımbızladıklarımızı irdelemekte fayda var. Mürsel Alban’ın, CHP Kurultayı yaklaştıkça açıklamalarına hız vererek, parti meclisine girme gayreti içerisinde olduğunu biliyoruz.

    Gözümüz yok, her vatan evladı gibi onunda kariyer yapma hakkı vardır. Ancak kaş yapayım derken göz çıkarmamak lazım.

    Alban Bodrum ziyaretinde, Kültür ve Turizm Bakanı’nın kendisine ait mülkte, sahil yolunu kapattığını iddia etmiş, orada yol olmadığını yazmıştım. Birkaç gün sonra yeni bir açıklama yaparak , Bakan Ersoy’un  “aynı alanda başka bir yolu, plan değişikliğiyle kendi mülkiyetine kattığını” ifade etmiş, bunun da yanlış bilgi olduğunu yazmıştım.

    Gerçek neydi ?

    Mürsel Alban’ın iddia ettiği ve şu an askı aşamasında olan imar planı, Bodrum Belediyesi tarafından hazırlanmış ve Muğla Büyükşehir Belediyesine gönderilmiştir. Yani İmar Plan değişikliği Bakan Ersoy tarafından değil, Bodrum Belediyesi tarafında yapılmıştı.

    Dile getirdiği konudaki olayın gerçeği eski dönemlere dayanan “al gülüm, ver gülüm” plan değişikliğidir. Mürsel Alban’ın bu konunun detaylarını bilmediğini söyleyemem, anlamak istediğim kendi partilisi Belediye Başkanını neden zor duruma soktuğudur.(Geçmiş dönem ve şimdiki dönem)

    Madem planda haksızlık vardı, mevcut belediye meclisi plan değişikliğini yeni bir karar ile, iptal edebilirdi. İmar Komisyonu Başkanı CHP’li Dursun Göktepe’nin bu durumun farkında olmadığını söyleyemeyiz.

    Sayın Alban’ın sorması gereken soru “Devam eden inşaatların yapı ruhsatı olup olmadığıdır.” Sormadı, soramadı. Nasıl olsa Bodrum Belediyesi, Yılmaz Özdil’in kaçak binasına kitabına uydurulan yeni bir yapı ruhsatı verme hazırlığında, Bakan içinde bir kitap sayfası bulunur elbet.

    Bakan Ersoy kendi yetki kapsamına giren alanda birçok gayrimenkule sahiptir. Onayladığı İmar plan değişikliği, sadece kendisine ait olan yerlerdir. Bu nedenle; yetkisini kendi çıkarları için kullandığını söylemekte bir sakınca yoktur.

    “İnsanlar, beton tabutlar içinde yaşıyorlar.”

    Biz cennet diyoruz Bodrum’a, lakin Mürsel Alban evlerimize beton tabut diyor. Gerekçe olarak da Bodrum’un deprem bölgesinde ve fay hattında olduğunu göstererek, riskli binalar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ne yaptığını gündeme taşıyor.

    Aslında konu önemli, ancak sayıda vermiş binalar için, depreme dayanıklı olmayan binaların hangileri olduğu toplum tarafından bilinmediğinde, kaosa neden olacak bir açıklamadır.

    Sayın Milletvekili Alban TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Üyesidir,bu konuyu gündeme getirirken Büyükşehir Belediye Kanunu’ndan habersiz olamaz, ilgili bakanlık kadar belediye yetkisindedir, afet riski taşıyan binaların yıkım işi.

    BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KANUNU madde 7/z

    “z) (Değişik: 12/11/2012-6360/7 md.) Afet riski taşıyan veya can ve mal güvenliği açısından tehlike oluşturan

    binaları tahliye etme ve yıkım konusunda ilçe belediyelerinin talepleri hâlinde her türlü desteği sağlamak”

    Sanırım amacı; CHP’li olan Büyükşehir Belediye Başkanı’nı ve Bodrum Belediye Başkanı’nı zora düşürmek.

    “İnsanlar beton tapularda yaşıyor.” söyleminin dünya basınında yer alma olasılığı büyüktür, basının  turizmi baltalamak için nasıl kullanabileceği hiç hesap edilmeden yapılmış bu açıklama, yerinde ve çözüm sağlayıcı değildir.

    Körfez depreminden sonra çok sayıda insanın, Bodrum’a göç ettiğini unutmamak gerekir. Son yaşadığımız büyük depremde ise Bodrum’da can kaybı olmamış, bazı binalarda hasara sebebiyet vermiştir. Bu hasarların da eski yapılarda meydana geldiği unutulmamalıdır.

    Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın  “Bakın vatandaşın demiyorum, turistin cebindeki parayı sonuna kadar almakla mesulüz” söylemi, bilinç altının ortaya çıkması mıdır diye düşünmeden edemiyorum. Kafalar liberal olunca, gözler başkasının cebinde oluyor. (Kültür ve Turizm Bakanı bu söz için ne yorum yaptı acep)

    Bodrum’a kitlesel anlamda gelen turistler sanırım, bazı kişilerin gözlerinin, ceplerindeki parada olduğunu bildikleri için, “her şey dahil” sistemiyle gelip, ihtiyaç duydukları malzemeleri  marketlerden sağladıkları biliniyor.

    Bu söylem, Bodrum Belediye Başkanı’na, Bodrum Yarımadası Tanıtma Vakfı  Başkanı’na yakışmamıştır. Fahiş fiyat uygulayan yerleri meşrulaştırmaya çalışarak, turizmde bir yere varmamız söz konusu değildir.

    Şimdilik, kastı aşan bir söylem olduğunu düşünmek istiyorum.

    Lakin bu olaydan birkaç gün sonra BOYTAV tarafından yapılan açıklama Aras’ın söyleminden farklı değildi. “Biz her şeyi yerli yerinde yaptık, başkaları bizi kıskandığı için taşlıyor.” diyerek olayı geçiştirmenin kime ne faydası var bilemiyorum.

    Bodrum’un Turizm Politikası yoktur.  Toplumun geniş kesimleri ile “Nasıl bir turizm istiyoruz?” konuşulmamış ve sermayenin Bodrum’a dayattığı, kendi turizm anlayışını yaşar hale gelmişizdir. Bodrum Halkı; turizm adı altında kendi topraklarında köleleştirilmiş ve köleleştirilmeye devam ettirilmektedir.

    Her zaman Halkçı Belediye söylemiyle seçim kazananlar, Sermaye Belediyeciliği yaparak CHP ‘ye verilen krediyi tüketmektedirler.

    Bodrum Halkının adı var, kendisi yok olma yolunda…

    Vesselam…


    Bodrum Haber