DOLAR
33,0879
EURO
36,0929
ALTIN
2.592,60
BIST
11.170,80
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Az Bulutlu
36°C
Muğla
36°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
36°C
Perşembe Az Bulutlu
36°C
Cuma Az Bulutlu
36°C
Cumartesi Az Bulutlu
36°C

Memleketim

A+
A-
Bodrum Ev Emlak

Memleketim

Doğalı çok uzun zaman oldu, yazmayalı da öyle. Yazmayla işler düzelseydi zaten benim esamem bile okunmazdı.

Kimler geldi, kimler geçti.

O kimlerin ruhu bir türlü beni bırakmaz, ne kadar kaçarsam kaçayım, bir yerde, bir zamanda beni yakalarlar. Bu da gurbete denk geldi.

O asilikten bir türlü kurtulamadım. Yine kara sabanlar basıyor.

“Ulan biz ne zaman adam olacağız?” Ben söylemedim, söyleyenleri bir bir yazsam zaten yazı yazmama lüzum kalmaz.

Biraz kabahati yok değil ama bütün suçu da millete yüklemeyelim.

Yüz senede neler başaramadık ki hala memleket hakkında yazıyoruz.

Yani, az zamanda çok işler başardık lafına çok uyuyor, değil mi?

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve bir orman gibi kardeşçesine.

Hangi orman, hangi beraberlik, hangi yaşamak kardeşçesine?

Dikkat edip her yerde gözümüzü korumamız lazım. Harfler karışmış da olabilir.

Bizden, ecdadımız mı öç alıyor? Yoksa bunu bize ecdadımız mı yaptı? Nedir bu?

Biz niye böyleyiz? Bu insanlarımızın neyi var? Ben olmaktan kurtulamayan, biz olmaya hiçbir zaman yanaşmayan, bir küçük soğan başı olmayı, kesilince göz yaşartmayı bir güç sayan bizler.

Biz olanlar dünyayı arşınladı yetmedi, dışarı gitti. Saysan her biri ayrı 52 millet hepsi de bir zillet. Ama baksan bir orman gibi, kardeşçesine.

Hazmedemediğimiz nedir?

Eski Amerikan Dışişleri Bakanına, Nazım’ın ormanını sormuşlar, cevap:

“Biz, bizim ormandaki çürümüşleri yok ederiz. Diğer ormandaki çürümüşleri de bizim orman için kullanırız,” demiş.

Bizim orman biraz değişiktir. Kökleri çok derindir, yeni yetmelere benzemez. Biz, bizim çürümüşlerin dallanıp budaklanmasına işimize geldiği için akışkanlık gereği izin veririz. Sonra ormanı sarıp sarmaladığı için onu kesemeyiz. Kesersek artık bizden de bir şeyler gidecektir. Orman böylece yozlaşır, bir daha temizlenmesi artık çok ama çok zordur. Arındırılması için yapılacak tek şey vardır. Söylememe gerek yok herhalde.

Silme ormanı yok etsende, köklerini yok edemezsin. Bir yağmur, iki yağmur sonra tekrar yeşermeye başlar.

İşte o zaman bu zamandır. Her filize, her dala, her yaprağa özen göstermeli ve öyle büyütülmelidir.

Ayrık otlar temizlenmelidir.

Yoksa bu yüce orman yine köklerinden alışılageldiği gibi kendini büyütecek ve asalaklara mani olmayacaktır.

Böyle bir ormana girersen yolunu mutlaka kaybedersin. Hatta orada kırmızı şapkalı masum kızı bekleyenler bile vardır.

Biz bizim 100 senede zar zor yetiştirdiğimiz ormana sahip çıkamadık, yaktık yıktık kül eyledik. Kökleri hala durur.

Temenni ve ümit ederim ki yetiştirilecek ormana sahip çıkarız.

Nasiri

velux