Bodrum Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bodrum 34°C
Parçalı Bulutlu

    ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNDE NELER OLUYOR?

    Ülkeyi yönetenler,Milli Eğitim politikalarını askıya almışsa;”Eğitime”gereken özen ve önemi vermiyorlarsa; ya kafalarında yeni yönetim modelleri vardır ya da kaliteli eğitimin,düşünen insanların varlığı onları rahatsız etmektedir.—2002 yılında Milli Eğitime genel bütçeden ayrılan pay % 17.4 ken,2020 yılında % 4 bilmem kaçlara indirilmişti. Kötü düşünmek istemiyorum. Ancak… Görünen köy ortada ayan beyan dururken, kılavuz aramaya gerek duyulmuyor.
    Bence eğitimdeki kötü gidiş,bilinçli ve programlı bir politikanın sonucudur.Özellikle öğretmen yetiştiren kurumlar bir bir kapatılarak,farklı adlarda öğretmenlik kararnameleri ile öğretmenin toplumda kazandığı itibar ve payesi yerle bir edilmek isteniyor.
    Devletin ÖĞRETMENİ VE EĞİTİMİ kendisine tehdit olarak görmesi de ilk değildir.Köy Enstitüleri,köyü ve köylüyü çok iyi bilen köy çocuklarının okudukları öğretmen okullarıydı.Köy Enstütilerinde öğrenciler; yaparak, yaşayarak, eğitim sistemi ile yetiştiriyorlardı.Öğretmen adayları kendi yaptığı binalarda ders görüyor,yemek yiyor,yatıyorlardı.Kendi ürettikleri ürünleri yiyor, sütleri içiyorlardı.Tarım,hayvancılık,arıcılık,sağlık,biçki dikiş işlerinin hem eğitimini alıyor, hem uygulamasını yapıyorlardı.
    Sanatın her dalıyla ilgileniyorlar.Köy Enstitülerinden çok kıymetli müzisyenler,ressamlar ve heykeltraşlar yetişmiştir.Bütün öğrenciler, Çocuk ve Dünya Klasiklerini tek tek tek okumuşlardır.Köy Enstitülü çok kıymetli yazarlarımız ve şairlerimiz vardır.Köy Enstitülerinden mezun olan öğrenciler,okuldan aldıkları eğitim meşalelerini yurdun her yerinde taşıdılar.Yurdun her yeri ışımaya başladı.Köyde yarattıkları müthiş başarılardan sonra Ağalar,düzenlerin bozulacağı korkusuyla,Köy Enstitülerinin kapatılmasını istediler.Ağaların meclisteki temsilcisi Adalet Partisi Milletvekili Kınyas Ağa meclise verdiği birçok önergelerle bu okulların kapatılmasını istedi.Ülkenin üzerinde umut güneşi gibi doğan Köy Enstitüleri CHP tarafından kapatıldı.
    Köy Enstitülerden sonra sırada İlkokul Öğretmeni yetiştiren ÖĞRETMEN OKULLARI VARDI.Bu kaliteli okullar da bir bir kapatıldı.
    Onun yerine Anadolu Öğretmen okulları açıldı.Özellikle AKP döneminde okulların adlarının önüne “ANADOLU”sözcüğü eklemek moda oldu.Bu okulun eğitim ve öğretim kalitesini milim bile arttırmadı.
    Öğretmen okullarını kapattıktan sonra sıra ortaokullara ve liselere öğretmen yetiştiren köklü kaliteli Eğitim Enstitülerinin de kapılarına bir bir kilit vurdular.—Onun yerine ülkenin her yerine dört yıllık eğitim süresinden sonra öğretmen yetiştiren Eğitim Fakültelerini kurdular.Ama,müfredat programından, “pedegoji, psikoloji, sosyoloji, mantık derslerini”ya tamamen kaldırdılar, ya da en aza indirgediler.
    Atama bekleyen beş yüz bin gencimiz, baba ocağında boynu bükük beklerken; onlara nazire yapar gibi ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİK sistemini uygulamaya başladılar.Bu sistemle bir ay boyunca 1000 tl ye razı emekli, ya da atanamayan öğretmenler bir ay boyunca derslere giriyorlar.Ücretli Öğretmenlik sistemi ile çalışan öğretmenede aba altından sopa gösteriyorlar. “Bak senin bir aylık emeğini 1000 tl’ye gerçekleştirmek isteyen öğretmenler de var.” demeye getiriliyor.
    Milli Eğitimin kanayan yarası,anti-demokratik uygulaması Sözleşmeli öğretmenlik Sistemidir.Bu sistem ne adalet kurallarına,ne Anayasaya,ne de dini kurallara uymaktadır.Hani elinde Kur’an,dilinde dua ile dolaşanlar,sözleşmeli öğretmen seçimlerinde yaptıkları usulsüzlükler ve bile bile lades yanlışlarla cehennemde cayır cayır yanacaklar.
    Sözleşmeli öğretmenlik sisteminin işleyişi şöyledir:Öğretmen olmak için KPS’dan 100 alan öğrenci,”Badem bıyıklıların oluşturduğu sözde “Eğitim Kurulunda”sözlü sınava alınıyorlar.Yandaş değilseniz,iktidara yakın sendikaya üye olmayı kabul etmiyorsanız;ağzınızla kuş tutsanız asla o sınavda başarılı olamıyorsunuz.Yüce Mevlam bu kötü sistemle gençlerin umudunu,geleceğini gasp eden yöneticilerin burunlarından fitil fitil getirir inşallah.
    Ayrıca, Sözleşmeli Öğretmenlik Sistemi,öğretmenin çok boyutlu düşünmesine set koyan,konuşmasına izin vermeyen,kapalı kapılar ardında verilmiş sözlerle öğretmenin biat sözleşmesidir.
    İktidarın öğretmenlere sağladığı kılık-kıyafet serbestliği de büyük bir gaftır.Öğrencilerine rol model olan öğretmenin imajının köküne kibrit suyu dökmektir.Neye yanarım bilir misiniz?Okula gulyabani gibi gelen “Öğretmen” öğrencilerin  kılık-kıyafetlerini denetliyor.Bu ne yaman çelişkidir.Sormazlar mı adama “Bu ne pehriz,bu ne lahana turşusu.”
    Okul Müdürleri de Eğitimin başka kanayan yaralarıdır.Eskiden Müdürlük Sınavlarına girilir oradan alınan yüksek puan+hizmette süre ve başarısı değerlendirilir + Liyakatı mutlaka değerlendirmeye alınırdı.Bu müdürler okullarını modern yöntemlerle yönetirlerdi.Bir üçgenin sivri kısmı Müdürün omuzlarında olduğu için yetkisini çalışanlarıyla bölüşmek,el ele gönül gönüle bir yönetimi benimsiyorlardı.Başarı Müdür + öğretmenler + öğrenciler + veliler + çalışanların başarısı oluyordu.
    Şimdilerde ise OKULA Müdür olarak atanacaklardan
    1-Yandaş olması…
    2-Devlet destekli sendikaya üye olmuş olacak…
    3-HAMİLİ KART sahibi olacak.
    Peki bu deneyimsiz ve Liyakatsız Müdürler okullarını nasıl yönetiyorlar.Okul içindeki yandaş, haber uçuran öğretmen kuşların yardımı ve taşıdıklarıyla.
    Allah sonumuzu hayreyleye…!
    Geçen gün televizyonda bir haber izledim.Bursa Güzel Sanatlar Lisesinde Sanat Güneşimiz Zeki Müren’in elbiseleri sergileniyordu.Buraya kadar her şey çok normal…Açılış sırasında hırpani giyimli,kirli sakallı Okul Müdürü çok dikkat çekiciydi.Kendi kendime düşündüm.Keşke Zeki Müren’in ceketlerinden birini giyseydi de durumu kurtarsaydı.
    Haberiniz olsun İstanbul’un en köklü Güzel Sanatlar Lisesine sanatın yanından bile geçmemiş,Trabzonlu bir öğretmen atandı.
    Sizlere şimdi de Öğretmenleri güzel görüp,güzel düşünenlerle ilgili ortaya karışık çok güzel bir bölüm sunuyorum.”
    Bu bu güzel bölüme ayak oluşturması için bir gafla başlayacağım.Milli Eğitim Bakanınını tarihi gafı,”Öğretmenlere ödediğimiz maaşlar nedeniyle,yatırım yapamıyoruz.Cevap yazmayacağım cevap güzel sözlerde var.
    “Öğretmenler için hiç kimseye sağlanmayan olanakları yaratmak zorundayız.Bunu da bir an önce yapmalıyız;çünkü halk,her yönden yeterli bir eğitim görmezse,”devlet”,yeterince pişirilmemiş tuğlalardan örülen bir ev gibi çöküverir.
    Öğretmen bir sanatçı gibi,işine büyük tutkuyla aşık olmalıdır.
    “ANTON ÇEHOV
    Ulu ÖNDER ATATÜRK,BİR KÖY OKULUNU ziyareti sırasında,genç sınıf öğretmeni oturması için Ulu Önder Atatürk’ü kendi masasına buyur eder.Atatürk kabul etmez.Arka sıralarda bir öğrencinin yanında oturur.Şu tarihi sözü o gün söyler.Sınıfında bir öğretmen “Cumhurbaşkanı ‘nından”daha kıymetlidir.
    “Öğretmen ve ağaç ürünlerinde belli olur.”Ukrayna Atasözü
    “Öğretmen nasılsa sınfta öyledir.”Alman Atasözü
    “Peygamberler,Allah’tan aldıkları buyrukları kullara tebliğ eden öğretmenlerdir.”
    Dede Korkut,boy boylayan,soy soylayan, Hakan’nın Kurultayında baş köşede oturtulan yüce bir öğretmendir.
    Lenin,Bolşevik Devrimin mimarları öğretmenlerdir demiştir.
    Beni kara kara düşündüren ne biliyor musunuz?Bu kadar büyük tahribatı kim düzeltecek?Düzelmesi için ne kadar zaman geçecek…!
    Yeni öğretim yılı tüm sevgili öğrencilerimize,öğretmenlerimize korunaklı,sağlıklı,başarılı bir dönem dilerim.
    Bodrum Haber