logo

Penceremin Altındaki Balıkçılar


Fikret Karataş
aslanbeg01@hotmail.com

37 yıl önce Kumbahçe Mahallesindeki Cevri Hasan Kaptanın evinde oturmak, bugün ve yarın Bodrum’da ayrıcalıklı yaşamakla eş anlamlıdır. Günümüzde bu değerlendirme geçerliliğini yitirmiş sayılabilir.

Evin, yanı-yönü, üstü-altı, önü-akası ticari amaçla kullanılıp değerlendiriliyor da ondan yitirdi.

Ev yerinde duruyor. Önemli ölçüde çarpıtılıp yamuklaştırılsa da iskelet sağlam özgün yapı hakkında fikir verecek görüntüler de var. Eski sessizliği, estetiği yok artık. Geride gelmez.

Kaptan köşkü gibiydi. Görüş açısı 180 dereceyi aşıyordu. Yüzümüzü Kara adaya dönüverince, sağımızda koy, kale, Ada boğazı, solumuzda, yer, yer ve kıvrım, kıvrım içmelere doğru denize uzanıvermiş tepeler. Bazıları yeşil.

İstanköy, Bodrum’un simetriği sanki. Kaptan köşkünden denizi seyretmenin başka bir zevki var.

Lodosta dalga, oturduğumuz ikinci kat penceresin dövüyor, poyrazda, açıklarda pamuk toplarını taşıyan deniz. Kara ada ağzından köpükler saçan bir canavar sanki.

Yağmurdan sonra gelen güneşli havada yıkanan doğanın görüntüsü içini de arıtıyor seyredenlerin. İnip aşağıya, yürümek geliyor insanın içinden düzleşmiş deniz üstünde.

Aslında, “Bir varmıııış, bir yokmuş…” la başlama aşamasına geldik gibi. Hormonlu sebze, çiftliklerde yetişen balık, kırk türlü ilaçla oldurulan meyve, Bodrum’da yıllarca önce yaşayanların bilmedikleri olduğundan ne akla gelir, ne de rüyası görülürdü. Masal konusu olmasına bile itiraz edilebilirdi.

Turfanda zamanı, birbirlerinin ürününü biraz kıskananlar, “Avrupa sarması” lafını atarlardı ortaya.

Balıkçılıkta Mustafa tratası, Ömer Ağan’ın yeni denize indirdiği trata, Karayel’lerin ve belki de bir iki başka balıkçı teknesinin dışındaki balık avlama olayına “piyade” kayık (gayık) ları egemendi Bu kayıklarda ayrıca paragadi (parakete) de bulunuyordu.

Zaman, zaman kendimizin de yaptığı gibi gadidi (50 metreden uzun misina ucuna bağlanmış birkaç iğneli olta) balıkçılığı için ne kerteriz almaya, ne de çok açılmaya gerek duyuluyordu. Kara ada batısı ile İstanköy arasındaki kanala yakın yerlerde aradığını bulurdu insanlar.

Dalarak avlanmak, Bodrum gençlerinin hobisi, spor zevki, ikram düşüncesi ve yarışma nedeniydi sanki. Nafakalanmak akla gelenlerin veya amacın en son geleniydi denilebilir.

Çuvalla balık getiriyorlardı dalanlar akşamın alacakaranlık vaktinde. Hemen aklıma geliveren dalma ustaları ise: Çarık İbram, Barka Süleyman, Plaçiler (Özkaplanlar) Aliko, Marangoz Ahmet ve onlara benzeyen, onlarla aynı ayarda arkadaşları, onlarca genç.

Andıklarımın bazılarının çocuk ve torunlar gerçekleştiriyor aynı eylemleri.

Oturduğumuz evin bitişiğindeki ev bir Rum hanıma aitti. Hanımın yaptırdığı küçük, küçük beton platformdan yazın kendisi, kışın Kumbahçe’li balıkçılar yararlanıyordu.

O zamanlar genellikle mahallede Rumca seslenme, konuşma ve ara kere Rumca şarkı söyleme olgusu geçerliydi. Araya zaman, zaman Türkçe sokuşturmak dinleme zevki ile ilgiyi arttırıyordu.

Haftada iki gün, gün batımından hemen sonra balıkçılardan birkaçı orada toplanıyor, başaltından balıklar çıkıyor, bir köşeye sıkıştırılan tenekeden bozmalı ızgaralar kuruluyordu.

Her birinin yanında ucuz Salihli şarabı, ceket veya paltonun yakaları kulakları örtecek şekilde kalkık. Başlarında el örgüsü başlıklar özenle yerleşik.

Ufaktan altlıklar alınırken, balıkların pişerken çıkarttıkları sesler ile dumanları yükseliyor bizim pencereye doğru. Şişedeki şaraplar azaldıkça sesler ters orantı kuralım tabi olarak hafif, hafif yükselmeye başlıyor.

Hangi balığın nasıl zorlukla çekildiği, avların (ağ) nerede taşa takıldığı, bu denizi kimin iyi tanıdığı güzel, güzel anlatılırken, denizi en iyi tanıyanın Asker Emeklisi Hayati Bey’in olduğu da yadsınmıyordu.

Ama Hayati Bey bu tanımayı ve bilgiyi elindeki askeri haritaya borçluydu elbet. Öyle olmasa nereden bilebilirdi ki, Bodrum’lu denizcinin bildiğini.

Bir taraftan sarma, bir taraftan tekel sigaraları zevkle tüttürülürken deniz, balık ve “gayığın” ötesine geçiyordu söyleşi. Şarapların dibi de görünmeye başlarken.

Konuşmalarda küfür yoktu. Olursa da herhalde Giritlice yapılıyor, biz anlamıyorduk.

Ara sıra “Bre” ile başlayan, fakat küfür sayılmayacak laflar çıkıyordu ağızlardan.

Belden aşağı konuşmalarda Türkçe kullanılmıyordu, biz onu kahkahalardan anlıyorduk, kahkaha da o zaman atılıyordu zaten.

Yoksul insanların tümünün yaptığı gibi.

İlerleyen saatlerde şarap, balık, ızgara bitiyor, sohbet korosu evdeki hanımlardan şikâyete aktarılıyordu. Sonunda birisi:

Yav şu namussuz kari keşke bir kapatıverse çenecağzını da biz de ağız tadınan evde içsek şu zıkkımı!…”

Haftada iki kez yapılan bu toplantıyı bitiren bu laf artık payda olmuştu ve katılanlar tarafından oybirliğiyle onaylanıyordu. Balık şarap bitti, “Ela” ile başlayan sohbet “İşe işenin işesi”yle son buldu.

Nerede o sohbet, nerede o Giritlilerin Türkçeyi az bilenleri, nerede Azmak başında sabahın erkeni vaktinde satılan mis gibi balıklar ve…

Nerede.

Evde içmeye izin vermeyen …… kari”

O zamanı yaşayanın özlemi bunlar.

Yerini bilen söylesin…

Yazanın notu: Bu yazı 13

yıl önce yerel bir gazetede yayımlanmıştır. Bu gün yazılmış olsaydı, baştaki 37 yerine 50 koymak gerekirdi.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

3+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “Bodrum’un Delisi”

    30 Mayıs 2019 Köşe Yazıları

    Sözcü Gazetesi, birkaç gün önce Başkan Aras’ın önceki söylemlerini derlemiş, yeni bir habermiş gibi tekrar yayınlamış. Haberin başlığı “Bodrum’a bir deli lazımdı, o da geldi”. Eyvallah hoş geldi sefa geldi. Deli olduğunuzda cezai ehliyetiniz yok demektir. Her türlü kuralsızlığı kendinize kural edinebilirsiniz. Bir standardı olmadığına göre, bu durumda “delidir ne yapsa yeridir” kuralı geçerli olacaktır sanırım. “El deliye, biz akıllıya hasret” diyerek ,sitem edebiliriz. Delilik iyi bir şey midir ki koskoca Belediye Başkanı, Bodru...
  • Bodrum Kent Konseyi

    23 Mayıs 2019 Köşe Yazıları

    Bodrum gibi rantın yüksek olduğunu yerlerde, adınız çıkmadan, iş takip ederek kazanç sağlamanın yollarından bir tanesi belediyeye yakın olmaktan geçiyor. İş takip etmenin iki yolu var. Ya belediyenin dışında olacaksınız, yada içerisinde. Dışında iseniz; belirli dernek ve kuruluşlarda aktif rol alacaksınız. Belediyenin içerisinde olarak iş takip etmenin en etkili yolu, belediye meclis üyesi olmaktan geçmektedir. Bugünkü konumuz belediye meclis üyeliği değil. Diğer bir yöntem ise ne içinde olacaksınız belediyenin, nede dışında. Ne dışın...
  • Penceremin Altındaki Balıkçılar

    22 Mayıs 2019 Köşe Yazıları

    37 yıl önce Kumbahçe Mahallesindeki Cevri Hasan Kaptanın evinde oturmak, bugün ve yarın Bodrum’da ayrıcalıklı yaşamakla eş anlamlıdır. Günümüzde bu değerlendirme geçerliliğini yitirmiş sayılabilir. Evin, yanı-yönü, üstü-altı, önü-akası ticari amaçla kullanılıp değerlendiriliyor da ondan yitirdi. Ev yerinde duruyor. Önemli ölçüde çarpıtılıp yamuklaştırılsa da iskelet sağlam özgün yapı hakkında fikir verecek görüntüler de var. Eski sessizliği, estetiği yok artık. Geride gelmez. Kaptan köşkü gibiydi. Görüş açısı 180 dereceyi aşıyord...
  • Bu gün 19 Mayıs 2019

    19 Mayıs 2019 Köşe Yazıları

    Atatürk ün Samsun a çıkışının Yüzüncü yıl dönümü.Çok az insan bu kadar zaman yaşıyor.Bir yüz yıl geçti.Anamla Babamın evlilik resmine bakıyorum ve o zamanla gurur duyuyorum.Bir yüz yıl içinde bana,çeyrek asırdan az bir zaman var. Allah nasip ederse görürüm.Etmese de yine şükür olsun iyisi ile kötüsü ile bu günlere geldim ve Bu üç çeyrek asırda bir kitaba konu olacak kadar çok şeyler yaşadım. Hayatımın son on sekiz senesini Türkiye de Bodrum da yaşıyorum. Bodrum kozmopolit bir sahil şehri. CHP'nin de kalesi gibi. Bu şehri CHP li beled...