logo

Sevdalınız; Osman Gürün’dür…


Ayhan Karahan
ayhankarahan414@gmail.com
Muğla adeta kalıbına sığmayan bir kent kimliğidir. Bunu sadece günümüzde Ege’de görünmesine karşın adeta Akdeniz’e de kol-kanat uzatışında değil, tarihine kısa göz atışta da hissetmek olası. Muğla albenisi kavimler kapısı olagelmiştir. Beşik Karya olmakla beraber, Likya, Lidya, Frigya uygarlıklarına da resmolmuştur Muğla’nın bereketli topraklarının üzeri. Büyük iskender fethediyor, Roma ikiye bölündüğünde Bizans’ta kalıyor Evliya Çelebi’nin, Seyahatnamesi’nde yazmalara doyamadığı uygarlıklar incisi. Öylesi iştah kabartan özellikleri var ki; Yıldırım Bayezid ele geçiriyor, ardından Timur, Timur’dan ise 2. Murat… Kurtuluş savaşı öncesi İtalyan işgaline Kocahan direnişi ile son veriyor kent. Sonrasında Yunanlılar’ın Muğla’daki emperyalizmin tetikçiliği ile bulunuşuna ise Menderes hattı boyunca detan yazılıyor.
MUĞLA, YAĞMACILARIN HEDEFİNDE…
İşgalciler ve yağmacılar tarih boyunca bozguna uğramasına rağmen Muğla heveslerinden asla vaz geçmediler. Bu kez 31 Mart arifesinde Muğla çok yönlü ve organize bir saldırı planı ile karşı karşıya. Şaibeli ve kirli sermaye adaylarının Muğla çatılarında Mart Kedisi gibi miyav, miyav dolanmalarının yegane nedeni budur. Muğla; Ölü Deniz’dir, Kisse Bükü’dür, Adalı Yalı’dır, Cennet Koyu’dur, İçmeler’dir, Teke’dir, Çalış’tır, Küdür’dür, Mazı’dır, Kızkumu’dur, Gökova’dır… Saymakla bitirilemez Muğla cennetinin her karış taprağı, dağı, denizi, yaylası, ovası… Ama karanlık ve gizil bir güç; kirli hesapla bitirmeye çalışmakta bakmaya, sevmelere, dokunmaya doyamadığımız ve kıyamadığımız Muğla’yı ve tarihten süzülen değerlerini… Bu hesabın seçimle örtüşmesinden daha doğal bir zamanlama olamaz. O merkezi güç yerelde de iktidarı alarak dikensiz gül bahçesi yaratma peşinde kentimizde. Daha net ifadesi ile bizim tarihsel, kültürel, sosyolojik, toplumsal, coğrafi zenginliğimizi rantlarına dönüştürme operasyonu tezgahlanmak isteniyor. Bu ağzı köpüklü heves en çokta SİT, orman, hazine alanları ve koylarda kendisini açığa vuruyor. Büyük Şehir Yasası ile yetkileri merkeze çeken bu güç için, daha sonrasında küçük lokmalar haline getirilmiş olan ilçe belediyeleri eli ile yağmayı yaygınlaştırmak çok zorlu bir meşgale olmasa gerek.
“DİRENİŞ GÜZELLEŞTİRİR, TESLİMİYET KÖLELEŞTİRİR…”
Osman Gürün, bu nedenle kirli hesap sahibi yağmacıların, talancıların, işgalcilerin bu seçimde boy hedefidir. Çünkü Osman Gürün korumacıdır. Esasen hedefte olan da Gürün nezdinde Muğla’dır. Bu karanlık güç Osman Gürün’e, “Koru-ma” dedi. Gürün ise korumacıyım, koruyacağım Muğla’yı dedi. Defalarca soruşturmalar açtılar, taciz boyutunda sayısız müfettişler gönderdiler. Ama bu göz dağı niteliğindeki çabalar Osman Gürün’de Muğla sevdasını daha da büyüttü. Yeniden adaylığa bu soylu uğraş ve Muğlalığın derin büyüsü sürüklemiştir Osman Gürün’ü… İyi ki; de bu sonuç resmoldu Toros uzantısı Sandras zirvelerine. Muğlalı Osman Gürün ile kendisini güvende hissediyor. Onda ihaneti asla görmedi. Onda bakanlığın; (“Dört Mevsim Araştırma Projesi” adı altında bir inşaat şirketine yaptırdığı) kıyılarımızın sit karakterini düşürmek, imara açmak maksatlı girişimine direnişi, hukuk zemininde itirazı gördü. Onda Yalıçiflik’te defalarca yapılan anormal imar planlarına karşı duruşu ve tersin geri Ankara’ya gönderilen, “Yanlış hesap Muğla’dan döner” dedirten sahiplenişi gördü. Onda çevrecilerin onur abidesi gibi duran Tavşan Burnu kazanımının yanında omuzdaşlığı gördü. Onda yüzlerce ören yerinin, Muğla yaylalarının Muğla halkının  kullanımından alınıp, bir avuç sermayeye peşkeş çekilme çabasına karşı kent sorumluluğu ile barikat oluşu gördü. Onda; “Meraları Islah Etme Projesini” hayata geçirip, köylünün kamusal kullanımına sunuşu gördü. Muğlalı, Osman Gürün’de Muğla’yı ve Muğlalı olmanın ayrıcalığını, erdemini, onurunu, direnişi gördü. Zaten Muğlalı’nın kitabında ve hayatında da : “Direniş güzelleştirir, teslimiyet köleleştirir” yazar.
“ASLA YALNIZ YÜRÜMEYECEKSİN GÜRÜN…”
Bir belediye su verdi, yol yaptı, alt-yapı gerçekleştirdi diye extra bir övünç çıkaramaz kendisine… Bunlar zaten görevdir, yapılması gerekendir. Muğla zaten bu anlamda bakanlık raporlarında dahi en sorunsuz iller arasında sayılıyor. Ama en önemlisi insana yapılan yatırımdır. Osman Gürün bunu yaptı. Gürün’e yönelik çok boyutlu operasyonun perde gerisinde gölge oyuncuları da var elbet. O gölge oyuncuları içersinde bağımsız görünüp ipleri başka ellerde olup, oynatılanı var. Yani bağımsız değil, bağımlıdır. CHP’yi kendi içersinde yakmayı tasarlayanları ve dışarı çıkıp “Yangın var” diye kıyamet koparmaya çalışanları var. Bunlar da daha çok esamesi okunmayan tabela partilerini adres bellemişler. Muğla’da bu seçimin iki tarafı var: Ankara ve Muğla. Zaten bir aday da: “Genel başkanım aradı. Muğla’yı istiyorum” itirafında bulunmadı mı? Muğlalı o adayın genel başkanında ki; “(Ya benimsin, ya da kara toprağın mealindeki) Muğla aşkını” çok iyi biliyor ve tanıyor. Tamaaaameeennn duygusal… Esasen Muğla’da seçim iki aday arasında geçiyor. AKP adayı ve saz ekibi ile Osman Gürün arasındadır seçim. Siyaseten de; AKP ve avanesi ile CHP arasındadır 31 Mart tercihi Muğla’da. Mart’ın sonu Muğla’da Osman Gürün’dür. Yani Muğlalı; Yörük Ali’den, Kerimoğlu’ndan devraldığı gelenekle ve direniş ruhu ile geleceğini ve Osman Gürün’ü asla sahipsiz bırakmayacaktır. O nedenle; “Osman Gürün asla yalnız yürümeyecektir.” Bir sevdadır Osman Gürün ve Muğla… 31 Mart Muğlalı’nın hiç de yabancısı olmadığı direnişin, hayata sahip çıkışın, Muğla’dan ve Osman Gürün’den vaz geçmeyişin adıdır. Sevdalınız Osman Gürün’dür…

Share
#

SENDE YORUM YAZ

8+3 = ?
#

Sevdalınız; Osman Gürün’dür…” için 3 Yorum

  1. Suna : diyor ki:

    Geç okusamda çok güzel bir yazı.Bu yazı işşalah çok okunmuştur ve amacına ulaşmıştır.Umarım seçim sonuçları Bodrumda,Muğlada,Tğrkiyede istediğimiz gibi olur.

  2. Belma Nur : diyor ki:

    Bu yazıyı oy kullanmadan önce okusaydım kesinlikle seçmen kaydımı Muğla’ya kaydırırdım. Yazar şımarmazsa bir şey diyeceğim. Harika bir yazı olmuş. Böyle güzel bir kalem sıradan adaylar için kendisini tüketmemeli. Ama söz bir daha ki seçimde oyumu Muğla’da kullanacağım. Ha bu arada sayın yazar hep seçilecek olanlara mı yazar? Seçene hiç yazmaz mı?

  3. BAKİ ERDOĞAN : diyor ki:

    Bodrum’a, Muğla’ya gıpta ile bakıyoruz. Her ne kadar yakinen tanımasak da, Bu yazıda tarif edilen aday abimiz de eminim Muğla’ya çok yakışmıştır. Sizleri tebrik ediyoruz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “Bodrum’un Delisi”

    30 Mayıs 2019 Köşe Yazıları

    Sözcü Gazetesi, birkaç gün önce Başkan Aras’ın önceki söylemlerini derlemiş, yeni bir habermiş gibi tekrar yayınlamış. Haberin başlığı “Bodrum’a bir deli lazımdı, o da geldi”. Eyvallah hoş geldi sefa geldi. Deli olduğunuzda cezai ehliyetiniz yok demektir. Her türlü kuralsızlığı kendinize kural edinebilirsiniz. Bir standardı olmadığına göre, bu durumda “delidir ne yapsa yeridir” kuralı geçerli olacaktır sanırım. “El deliye, biz akıllıya hasret” diyerek ,sitem edebiliriz. Delilik iyi bir şey midir ki koskoca Belediye Başkanı, Bodru...
  • Bodrum Kent Konseyi

    23 Mayıs 2019 Köşe Yazıları

    Bodrum gibi rantın yüksek olduğunu yerlerde, adınız çıkmadan, iş takip ederek kazanç sağlamanın yollarından bir tanesi belediyeye yakın olmaktan geçiyor. İş takip etmenin iki yolu var. Ya belediyenin dışında olacaksınız, yada içerisinde. Dışında iseniz; belirli dernek ve kuruluşlarda aktif rol alacaksınız. Belediyenin içerisinde olarak iş takip etmenin en etkili yolu, belediye meclis üyesi olmaktan geçmektedir. Bugünkü konumuz belediye meclis üyeliği değil. Diğer bir yöntem ise ne içinde olacaksınız belediyenin, nede dışında. Ne dışın...
  • Penceremin Altındaki Balıkçılar

    22 Mayıs 2019 Köşe Yazıları

    37 yıl önce Kumbahçe Mahallesindeki Cevri Hasan Kaptanın evinde oturmak, bugün ve yarın Bodrum’da ayrıcalıklı yaşamakla eş anlamlıdır. Günümüzde bu değerlendirme geçerliliğini yitirmiş sayılabilir. Evin, yanı-yönü, üstü-altı, önü-akası ticari amaçla kullanılıp değerlendiriliyor da ondan yitirdi. Ev yerinde duruyor. Önemli ölçüde çarpıtılıp yamuklaştırılsa da iskelet sağlam özgün yapı hakkında fikir verecek görüntüler de var. Eski sessizliği, estetiği yok artık. Geride gelmez. Kaptan köşkü gibiydi. Görüş açısı 180 dereceyi aşıyord...
  • Bu gün 19 Mayıs 2019

    19 Mayıs 2019 Köşe Yazıları

    Atatürk ün Samsun a çıkışının Yüzüncü yıl dönümü.Çok az insan bu kadar zaman yaşıyor.Bir yüz yıl geçti.Anamla Babamın evlilik resmine bakıyorum ve o zamanla gurur duyuyorum.Bir yüz yıl içinde bana,çeyrek asırdan az bir zaman var. Allah nasip ederse görürüm.Etmese de yine şükür olsun iyisi ile kötüsü ile bu günlere geldim ve Bu üç çeyrek asırda bir kitaba konu olacak kadar çok şeyler yaşadım. Hayatımın son on sekiz senesini Türkiye de Bodrum da yaşıyorum. Bodrum kozmopolit bir sahil şehri. CHP'nin de kalesi gibi. Bu şehri CHP li beled...