logo

Yıkın Bodrum’u


facebooktwitter
Mustafa Gündoğ
mustafa@bodrumhaber.com

Ara verdim biraz yazılara, haber sitemizin alt yapısını güçlendirme çalışmaları vardı. Uzun zamandır siber saldırılara mağruz kalıyorduk. Kim ve kimler tarafından yapıldığını merak dahi etmedim, yapılan saldırılara göğüs geremiyorsanız, elbet bu işi yapmayacaksınız.

Memleketimizde her gün bir şeyin günü, bir şey bulamasak da “boş geçen günler günü” olarak kutlamaya hazır bir potansiyele sahibiz. Her gün kutlanmamalı, yaşam içerisinde geçen günlerimizi insanlık günü olarak değerlendirilip, insanca yaşamak için çaba sarf etmeliyiz diye düşünüyorum.

Aksi halde, merasim mangasından öte gitmeyen davranışlar sergileriz. Ya da illaki “anacağız, kutlayacağız” diyorsak, önemli olduğunu düşündüğümüz günlerin içeriklerine uygun davranmalıyız. Laf olsun diye yaptığımız fiiller, amacının dışına çıkacağı gibi ayrıca zarar da verecektir kutsadığımız günlere.

İnsanın içi acıyor bazı anma törenlerini görünce, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ı anma töreni düzenleyen Bodrum CHP İlçe Örgütü, Deniz’lerin anısına belediye meydanına begonvil dikiyor, ardından Akyarlar Mahallesinde denize çelenk bırakma merasimi yapıyor.

“Yapsınlar ne var bunda en azından hatırlamışlar.” diye düşünebiliriz elbet, ancak denize çelenk bırakılacaksa Mustafa Suphi’nin ölüm yıl dönümünde anlamlı olabilir. Bu eylemde “deniz,” DENİZ GEZMİŞ’le karışmış gibi. Hele hele üç adet begonvili meydana dikmek, olayı iyice basitleştirmek demektir.

Her işi basitleştirmek ya da göklere çıkarmak gibi huylarımız maalesef mevcut. 3 Mayıs “Dünya Basın Özgürlüğü Günü” olarak belirlenmiş, çeşitli mesajlar aldık, gördük ki her insan basın özgürlüğünden yana.

Ne Mutlu Basın Mensuplarına…

Basın mensuplarının özgürlüğü hakim sınıfın veya kendimizin çizdiği sınırlar içerisinde kaldığı sürece problem yok. Yani bana dokunmadığın sürece özgürsün, dokunursan yanarsın. Özgürlük anlayışımız bundan ibaret.

2 Mayıs 2019 tarihinde Bodrum Belediyesi, kaçak yapılarla ilgili bir haber geçiyor. Bu haberde, yıkımları haber yapan gazeteci arkadaşları “yanlı ve mesnetsiz” haber yapmakla suçluyor. Çok haklı buldum kendilerini. Yanlı, haktan yana, mesnetsiz çünkü mesnet belediye…

Bence yanlı ve mesnetsiz belediye aleyhinde haber yapan bu basın mensubunu “asın”, hatta önce taşlayıp sonra asın ki ibret olsun ve gazeteciler belediye aleyhinde yapacakları haberi önceden onaylatmadan yayınlayamasınlar.

Önceki dönem ve bu dönemde belediye bir çok gazeteciyi bünyesine alarak, sanki personelleştirmemiş de, dışarda kalan arkadaşların yanlı olduklarını dillendirmeye başlamışlar. Sormak lazım, yanlı olan kimdir? Belediye bünyesinde kaç gazeteci çalışmaktadır?

Sizler sanırım Bodrum’da yayın yapan kuruluşları, Anadolu Ajansı’yla karıştırdınız, bizler belediyenin resmi yayın kuruluşları değiliz.

İsterseniz bir kampanya düzenleyin belediye aleyhinde haber yapan yayın kuruluşlarını ihbar edene, belediye kafelerinde “çay, simit” bedava olsun, yok yapmazsınız biliyorum. Nasıl olsa alıştınız kaçak inşaatları ihbar edenleri, bedava çalıştırmaya.

Söz kaçak yapılardan açılmışken…

Başkan Aras geçtiğimiz Belediye Meclis Toplantısı’nda “kaçak yapıları ihbar edin” sözünü tekrarladı. Söylediğinde ısrar eden Başkan’a ben de ısrarla diyorum ki milleti bir birine düşüreceksiniz ve keyfi ihbarlarla uğraşacaksınız. “Elimizdeki personelle, ancak ön planda olan kaçak yapılarla mücadele edebiliyoruz” demek benim kaçak yapılarla uğraşmaya niyetim yok demektir.

Neden mi…

Personel sayısının fazlalığını bildiğimiz belediyede” yeterli personel yok” demeniz hiçte mantıklı değil. Yok, hayır “yetişmiş eleman yok” diyorsanız haklısınız, ama muhbirlik görevi verdiğiniz halkın, bu konudaki yeterliliğiyle çelişmektedir söyleminiz.

Güvercinlikte ilk yıkıma başlanılan yerin sahibi Şafaktan Öztürk diyor ki :

“Kendime yaptığım ev yasalara uygun olmayabilir, ancak adil yargılanma sürecini beklemeden yıkmaları düşündürücüdür. Ayrıca bana yıkımı tebliğ edenler “kaçak yapı yapmak, mühür fekki ve görevi kötüye kullanmaktan” işlem görmüş ve ceza almış olanlar varken, bu işler kurda kuzu teslim etmeye benzemektedir”

Genel olarak kaçak yapı ve yıkım işleri, Bodrum Halkına SMS yolu ile duyurularak çığırtkanlık yapılıp, aslen linç girişimini andıran uygulama, doğru değildir. Belediye yapacağı işleri, yaptım diyerek duyurabilir. Ancak; “Yıkım yapıyorum, falanca saatte” derseniz niyetin ne olduğu tartışılır.

Belki de Bodrum Halkının kazmayı küreği alıp, yıkıma katkıda bulunmasını istiyorsunuz, bunu bilmek olası değil. Ancak iskele yıkımlarında göstermiş olduğunuz nezaketi, diğer yapılarda da göstermeniz gerekmez mi?

Nedir bu nezaket…

İskele üzerindeki paneller itinayla, belediye personeli tarafından bir kenara taşınıyor, demir profiller oksijen kaynağıyla kaynak yerlerinden koparılıyor. Birkaç işlem sonra, “Bu iskelenin tamamı kaçak değil, biz fazlalığını aldık, rutuş yaptık.” denilirse, ruhsatlı olduğu iddia edilen yerin, ruhsatını görmek incelemek isteriz.

Unutmadan ; Gümbet’te sahile yapılan havuzu yıkmak yerine üstünü kapatıp yıkım işlemini sonraya bırakıyorsanız, rant için bu yapılanı,halk içinde yapabilirdiniz.

Rant ile kendine başını sokacak ev yapmak, birbirinden farklıdır.

Sayın Başkan, kendine ev yapanın başına evini yıkar gibi yıkım işlemi yaparken, rant için iskele ve bina yapanlara nezaket göstermek doğru değildir. Her ikisine de nezaket gösterilmelidir, bu işler hassas işlerdir.

Hani “herkes kapısının önünü temizlesin” diyerek, kapınızın önünü karıştırıp, ada boğazında çöp topladınız ya, bu işler popülist işlere benzemez. Gerçekten kapınızın önünü temizlemek istiyorsanız, önce belediyeden başlamalısınız ki, biz de size inanalım.

Bunları yazmaktan geri adım atmayacağım biline, ister yanlı deyin, ister mesnetsiz. Ancak; açın bize arşivlerinizi, açın imar planlarını ve açın tüm ruhsat ve yapı kullanma izinlerini görelim, kuru kuruya ihbar edilmiyor.

Merak ediyorum…

Rant için Bodrum’da yatırım yapan ve planlar şöyle dursun, yapı ruhsat ve eklerine aykırı yapılarla ilgili bir çalışmanız oldu mu?

Ne gelirse insanın başına yoldaştan değil, yoldandır” demiş Taptuk Emre ve eklemiş “Yola çıkıp da varmayan yoktur, yoldan çıkıp da varan yoktur.”

Ne güzel söylemiş değil mi…

Share
#

SENDE YORUM YAZ

1+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Vesaik.

    15 Temmuz 2019 Köşe Yazıları

    Türkiye S400 leri satın aldı ve ilk parti geldi,ve gelmeye devam ediyor.Bu bütün Dünya ya hükmetmek için uğraşan  USA ya ve nato ya ciddi bir tokattır.Erdoğan a nasip oldu. Ecevit te Kıbrıs' a çıktı kara oğlan oldu. Erbakan olmasa idi çıkacakmıydı,buda soru işaretidir.O zamandan bu zamana bizi seven allahın hiç bir memleketi bunu tanımadı.Pakistan ve bengladeş tanımıştı onlarda baskılardan dolayı vaz geçtiler.Orada haklarımızı koruyor ve enerji arıyoruz.Yılmayacağız. Şimdi ne olacak.Hep beraber göreceğiz.Şunu Devlet olarak kavramak zorun...
  • Helal olsun Başkan Aras…

    13 Temmuz 2019 Köşe Yazıları

    Geçtiğimiz günlerde, Bodrum Antik Tiyatro'da Belediye meclisi toplantısı yapıldı. "Bodrum’da bir ilk" olarak duyuruldu. Çok sevindik elbette, nede olsa demokrasinin çıktığı bu topraklarda eskiden halk meclisi olarak kullanılan bu yapının, birazda gerçek anlamda kullanılması gerekiyordu. Bu toplantıyı akıl eden, üstün yetenekli kişilere teşekkür etmemiz gerekir. İyiki varlar, yoksa nasıl yaşayacaktık böyle bir nostaljiyi. Her başkana nasip olmuyor bu duyguları yaşamak. Belediye Başkanımız Ahmet Aras, bu duyguları yaşadı ve yaşattı bizlere...
  • Bodrum İşgal Altında…

    11 Temmuz 2019 Köşe Yazıları

    Sapla samanı karıştırmamak lazım. Bazen yazılarıma sosyal medyadan dokundurma yapıp, pozitif olmam konusunda öneride bulunanlar oluyor. Ne yapalım yani, tecavüz kaçınılmazsa zevk mi alalım? Tecavüz ister bedeninize olsun, ister hak ve özgürlüklerinize olsun karşı durmak gerekiyor ki, bu ister aile içinden gelsin, ister dışından. Tecavüzcünüze kendinizi bırakıp "ne var canım ihtiyaçtan yapıyor, aslında kötü bir niyeti yok" demek, tecavüzcüyü teşvik etmek anlamına gelir. Diğer yandan; kendi dışınızda kişilerin haksızlığa maruz kalmasına...
  • Muğlalı Dolmuşa-Dolduruşa Gelmez…

    07 Temmuz 2019 Köşe Yazıları

    31 Mart yerel seçimlerinde Muğla özel bir önem ve hedef olmuştu. Çok yönlü siyasi manevra, Osman Gürün'e kaybettirme üzerinden ince ince hayata geçirildi. Seçim bu yönüyle Muğla özelinde Osman Gürün ve diğerleri arasında geçti gibi... "Bu defa kesin" beklentisi içersinde olan diğerleri cephesinde ciddi bir siyasi hazım sorunu yaratmıştır 31 Mart sonuçları. Hazımsızlığın yarattığı sendrom 31 Mart sonrasına katmerlenerek sarktı. , Büyük Şehir yönetemiyor feryat figanı esasen Karabağlar Yaylası'nın rüzgarlarının boşluğunda sallanmaktaydı. Bu y...

gaziantep escort