Altı Ok Gölgesinde Bodrum
Bodrum Belediyesi‘nin yeni başkanı Mimar Tamer Mandalinci, Türkiye’nin en genç belediye başkanı unvanıyla göreve geldiğinde, CHP’nin gençleşme adımlarının da sembol ismi olmuştu. Ne var ki bugün Bodrum sokaklarında konuşulanlar, yalnızca yaz turizminin çilesi değil; aynı zamanda CHP’nin altı okunun yerel ölçekte nasıl silikleştiğine dair acı bir tablo sunuyor.
Halkçılığın Yanında mı, Karşısında mı?
Bir belediye başkanı için halkla temas en öncelikli sorumluluklardan biridir. CHP’nin Halkçılık ilkesi, yerel yöneticinin halktan biri olduğunu, onun sözcüsü ve hizmetkârı olduğunu söyler. Oysa geçtiğimiz aylarda gerçekleşen bir belediye meclisi toplantısında, Gümüşlük’ten gelen yaşlı bir yurttaşa gösterilen muamele, hem insani hem ideolojik olarak utanç vericiydi.
Söz hakkı sürekli kesilen bu yurttaşa dönüp, “Biz olmasaydık belediye şezlong koymasaydı, siz hayvan pisliklerinin içinde oturuyordunuz” demek, sadece bir nezaket suçu değil; doğrudan doğruya halkçılığın inkârıdır.
Basın Susturulurken, Cumhuriyetçilik Ne Yana Düşer?
Bir diğer kırmızı çizgi ise basın özgürlüğüne yönelik tavırda belirdi. Belediye basın biriminden bir gazetecinin Deniz Özbaş’ın işine usulsüz son verilmesi, haber sitemiz Baş Yazarı Mustafa Gündoğ’un ise yazısı gerekçe gösterilerek doğrudan yargıya taşınması… Üstelik tekzip bile gönderilmeden.
Bu, Cumhuriyetçilik ilkesine vurulmuş bir darbedir. Cumhuriyet, sadece seçimle gelmek değildir; aynı zamanda kamu denetimine açık, şeffaf ve eleştiriye tahammüllü olmaktır. Cumhuriyetin temel kurumlarından olan özgür basın susturulurken ya da “bizim de gazetecilerimiz var” denilerek ayrıştırılırken Cumhuriyetçilik nasıl temsil edilmiş ve nasıl savunulmuş olur?
Devrimcilik, Eski Ezberleri Tekrar Etmek Değil
CHP’nin Devrimcilik ilkesi, her dönemde yeni bir yönetim kültürü yaratmayı, halka umut veren yöntemler geliştirmeyi gerektirir. Oysa Başkan Mandalinci döneminde Bodrum, yıllardır çözülemeyen su, trafik ve altyapı sorunlarının gölgesinde yaşamaya devam ediyor. Belediyecilikte ezber bozan bir yenilik yerine, ezberleri tekrar eden bir anlayış hâkim.
Sosyal medya görselliğiyle yönetilen bir belediye, halkın gerçek sorunlarını çözemiyor. Gençliğin dinamizmiyle değil, siyasetin yorgun klişeleriyle hareket ediliyor.
Devletçilik, Keyfilik Demek Değildir
Kamunun gücünü halk lehine kullanmakla, onu bir güç aracı haline getirmek arasında ince bir çizgi vardır. Mandalinci yönetiminin, gazetecilere karşı yargı yolunu tercih etmesi, mecliste halkın muhalif seslerini bastırması, bu çizgiyi geçtiğinin işaretidir.
CHP’nin Devletçilik ilkesi; kamuya ait gücün, bireyin hakkını gasp eden değil, koruyan bir araç olmasını öngörür. Keyfilik, devletçilik değildir.
Sayın Başkan’a Açık Çağrı
Başkan Mandalinci, siz CHP’nin gençleşme iradesinin bir sembolü olarak seçildiniz. Göreve geldiğinizde sadece Bodrum halkının değil, partinizin kurucu ilkelerinin de temsilcisi oldunuz. Ancak sergilediğiniz otoriter, eleştiriye kapalı ve halkla teması kesen bu tutum; ne sizin yaşınıza, ne partinizin tarihine, ne de Bodrum’un ruhuna yakışıyor.
Unutmayın, CHP’nin ve Bodrum’un genç bir belediye başkanına değil; ilkelere sadık, halkın yanında duran, demokratik kültürü içselleştirmiş yerel bir lidere ihtiyacı var. Gençliğiniz bir avantaj olabilir, ama bu enerjiyi kibre değil, hizmete dönüştürmediğiniz sürece boşa harcanmış olur.
Altı oku rozet olarak değil, yol haritası olarak taşıyınız. Çünkü halkın vicdanı, afişlerde değil; meclis salonlarında, sokaklarda ve gazetelerin köşe başlarında kendini gösterir.
Not: Bu yazı, basının susturulmasına, halkın sesinin kısılmasına ve CHP ilkeleriyle çelişen uygulamalara karşı demokratik bir uyarıdır. Eleştiri, düşmanlık değil; düzeltme ve gelişme için fırsattır.
Haydi selametle…