DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Parçalı Bulutlu
18°C
Muğla
18°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
20°C
Salı Parçalı Bulutlu
21°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
17°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
16°C

Bağla Koyu’nda Deniz Geri mi Çekiliyor? Kıyıya Müdahale İddiası

Bodrum Bağla Koyu’nda sahilde yapılan çalışma dolgu iddialarını gündeme getirdi. Kıyı kanunu ve izin süreci tartışma yarattı.

Bağla Koyu’nda Deniz Geri mi Çekiliyor? Kıyıya Müdahale İddiası
A+
A-

Bağla Koyu’nda Deniz Geri mi Çekiliyor? Kıyıya Müdahale İddiası

Bodrum Haber

Bodrum’da yaz sezonu yaklaşırken Bağla Koyu’ndan gelen görüntüler yeni bir kıyı tartışmasını başlattı. Sahil hattında iş makineleriyle yürütülen çalışma, denizin içine yerleştirilen kaya dizilimi ve kıyı çizgisinde oluşan değişim, bölgede dolgu yapıldığı iddialarını gündeme taşıdı.

Ortaya çıkan görüntüler, sıradan bir sahil temizliği ya da basit bir çevre düzenlemesinden daha büyük bir müdahaleye işaret ediyor. Asıl soru ise net:

Bu çalışma hangi izinle yapılıyor?

Kıyı Kanunu Açık: Deniz Keyfe Göre Doldurulamaz

Türkiye’de kıyılar, Anayasa’nın 43. maddesi ile 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunuyor. Yani kıyılar özel mülkiyet gibi kullanılamaz, herkesin eşit ve serbest yararlanmasına açık olmak zorundadır.

Daha da önemlisi, deniz doldurma ve kurutma işlemleri herhangi bir kişi, şirket ya da yapı topluluğunun kendi kararıyla yapabileceği bir uygulama değildir. Böyle bir müdahale için kamu yararı, planlama, çevresel inceleme ve resmi izin süreçlerinin tamamlanmış olması gerekir.

Bu nedenle Bağla Koyu’ndaki görüntüler yalnızca bir çevre tartışması değil, doğrudan hukuk, kamu düzeni ve idarenin eşitlik yükümlülüğü açısından da ciddi bir sınav niteliği taşıyor.

Böyle Bir Müdahale İçin Hangi Kurumların Devrede Olması Gerekir?

Kıyıda dolgu niteliği taşıyan bir uygulamanın hukuka uygun kabul edilebilmesi için, niteliğine göre çeşitli kurumların sürece dahil olması gerekir. Bunların başında:

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve ilgili il müdürlüğü
Çünkü dolgu alanları sıradan bir arazi düzenlemesi değildir. Dolgu imar planı, kıyı kenar çizgisi, plan onayı ve çevresel uygunluk gibi temel süreçler burada belirleyici olur.

Muğla Valiliği
Kamu düzeni, idari gözetim ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanlara ilişkin denetim bakımından kritik kurumların başında gelir.

Bodrum Kaymakamlığı
Sahadaki idari gözetim, şikayetlerin değerlendirilmesi ve gerekli incelemelerin başlatılması açısından önem taşır.

Bodrum Belediyesi
İmar uygulamaları, yerel denetim, ruhsat veya uygunluk süreçleri açısından adı geçen kurumlardan biridir. Ancak belediyenin varlığı tek başına böyle bir müdahaleyi hukuka uygun hale getirmez.

Gerekli durumlarda ayrıca DSİ, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın ilgili birimleri, ÇED süreci bakımından yetkili kurumlar ve alanın niteliğine göre başka resmi makamlar da devreye girebilir.

Kısacası, kıyıya ve denize dönük bu ölçekte bir müdahale, tek kalemde geçiştirilecek bir işlem değildir.

Basit Soru, Ağır Sonuç

Burada kamuoyunun sorması gereken soru çok basit:

Bu çalışma için onaylı bir plan, resmi izin, çevresel değerlendirme ve sahaya ilişkin hukuki dayanak var mı?

Eğer varsa, kamuoyu bunu bilmek zorundadır.
Eğer yoksa, ortada ciddi bir hukuka aykırılık ihtimali vardır.

Çünkü kıyılar bir kişi ya da grubun ekonomik gücüne göre şekillendirilemez. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir alan üzerinde yapılan her işlem, kamu adına denetlenmek zorundadır.

Kamu Düzeni Açısından Asıl Tehlike

Bu olayın en önemli tarafı sadece Bağla Koyu’ndaki görüntü değildir. Asıl tehlike, böyle bir müdahalenin emsal haline gelmesidir.

Eğer bugün bir koyda denize kaya konuluyor, kıyı hattı ileri taşınıyor ve buna sessiz kalınıyorsa, yarın başka koylarda da aynı yöntem denenir. O zaman tartışma artık çevrecilik tartışması olmaktan çıkar, doğrudan kamu düzeni ve idarenin tarafsızlığı tartışmasına dönüşür.

Çünkü hukuk herkese aynı uygulanmıyorsa, kıyılar da fiilen gücü yetenin kullanım alanına dönüşür.

Kişilere Özel İzin mi Veriliyor?

Bu noktada kamuoyunun aklına gelen soru rahatsız edici ama meşrudur:

Kıyıda bu ölçekte bir müdahale yapmak isteyen herkes aynı izinleri alabiliyor mu?
Yoksa bazı kişi ve yapılara fiilen özel kolaylık mı sağlanıyor?

Daha açık söylemek gerekirse:

Gücü olan izin mi alıyor?
Yoksa önce müdahale yapılıp sonra mevzuata uygunmuş gibi mi gösteriliyor?

Eğer bir ülkede kıyı alanlarına yapılan müdahalelerde standart prosedür değil, fiili durum belirleyici hale gelirse, bu sadece çevreyi değil, devlet otoritesine olan güveni de zedeler.

Yetkililere Sorular

Bağla Koyu’ndaki görüntüler üzerine şu soruların yanıtlanması gerekiyor:

Muğla Valiliği’ne:
Bu çalışma hakkında Valiliğin bilgisi var mı?
Sahada herhangi bir inceleme veya idari denetim başlatıldı mı?

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne:
Bu alan için onaylı dolgu planı var mı?
Söz konusu müdahale için resmi izin verilmiş midir?
ÇED süreci işletilmiş midir?
Kıyı kenar çizgisine uygunluk denetimi yapılmış mıdır?

Bodrum Kaymakamlığı’na:
Konuya ilişkin resmi şikayet veya başvuru ulaşmış mıdır?
Sahada kolluk veya idari bir tespit yapılmış mıdır?

Bodrum Belediyesi’ne:
Bu çalışmaya ilişkin herhangi bir ruhsat, uygunluk görüşü ya da denetim işlemi var mıdır?
Çalışmanın imar ve kıyı mevzuatına uygunluğu incelenmiş midir?

Ekolojik Risk Gözden Kaçmasın

Deniz dolgusu ya da kıyı müdahalesi niteliğindeki işlemler yalnızca hukuki sorun yaratmaz. Aynı zamanda deniz tabanını, canlı yaşamını, akıntı sistemini ve kıyı dengesini etkiler. Bugün yapılan bir müdahale, yarın erozyon, habitat kaybı ve geri dönüşü zor ekolojik zararlar olarak karşımıza çıkabilir.

Bağla Koyu’nda ortaya çıkan görüntüler bu nedenle yalnızca imar ya da sahil düzenlemesi başlığıyla geçiştirilemez.

Mesele Sadece Bir Koy Değil

Bağla Koyu’ndaki görüntüler şimdi daha büyük bir soruyu Bodrum’un önüne koyuyor:

Kıyılar gerçekten kamuya mı ait, yoksa fiilen parça parça yeniden mi paylaştırılıyor?

Eğer bu tür müdahaleler şeffaf biçimde açıklanmaz, denetlenmez ve kamuoyuna belgeleriyle anlatılmazsa, mesele sadece bir sahil çalışması olmaktan çıkar. O zaman ortada, hukukun kıyıda ne kadar geçerli olduğu sorusu kalır.

Çünkü mesele sadece Bağla Koyu değil.
Mesele, kamuya ait kıyıların kim adına ve hangi yetkiyle değiştirildiğidir.

ETİKETLER: