Bodrumun suyu üzerinde çok konuşulur ama, konu yer altı suları özelinde pek gündeme gelmez. Oysa, Bodruma halen temin edilebilen su miktarı içinde yer altı sularının önemli bir yeri vardır. Malum, Bodruma Çamköy, Mumcular (Karaova) ve yarımada bölgesi kuyularından su verilmektedir. Bunlar arasında da en fazla su Bodrum yarımada kuyularından alınır. Buradan yılda alınan suyun, 2020-2024 ortalaması 7 milyon m3 üzerindedir. Bu miktar, Mumcular Barajından aynı yıllarda alınabilen suyun iki mislidir, ve Bodruma verilebilen toplam suyun dörtte birine yakındır. Öte yandan, Bodrum yer altı sularının civarda yapılan yüksek katma değerli tarım faaliyetleri için de özellikle önemli olduğu unutulmamalıdır.
Yer altında suların akışa geçtiği, veya depolandığı bölgeler akifer olarak adlandırılır. Deniz kıyısına ulaşan akiferler buradan denize boşalır. Ancak, yoğunluğu daha fazla olan deniz suyu tatlı su akiferinin altından karaya doğru ilerler, ve bir deniz suyu girişimini oluşturur. Beslenme dolayısı ile denize doğru tatlı su akımı ne kadar fazla ise, su tablası o kadar yüksek olur ve alttan tuzlu suların karaya doğru ilerlemesi de o kadar önlenir. Ancak, kuraklık veya kuyulardan aşırı tüketim dolayısı ile tatlı su akımı azalır ve tatlı su seviyesi düşer ise, alttan daha tuzlu sular karaya doğru daha kolaylıkla ilerler ve vaktiyle tatlı su çekilen kuyular tuzlanır, kullanılamaz hale gelir. Bir diğer tuzlanma nedeni deniz seviyesindeki yükselme olacaktır. Akdenizin seviyesinde, iklim krizi dolayısı ile hatırı sayılır bir artış beklenmektedir. Bu miktarın önümüzdeki 25 yıl içinde 25cm’i, 2100’e kadar ise bir metreyi bulması beklenmektedir. Bu olgu da Bodrumda, yer altı deniz suyu girişimini arttıracak bir faktör olarak karşımızdadır.
Bodrum kıyı akiferini besleyenden fazlasını çekersek, zaman içinde Bodrumun kuyularının tuzlanarak su kalitesinin bozulması kaçınılmazdır. Su tablasının yüzey sularının besleyemeyeceği derinliklere inmesi halinde ise bu tatlı su kaynağı elden çıkmış olur. Böyle bir sonucu önlemek için, pompajla çekilen miktarı kontrol altına almak yanında, uygulanabilecek çeşitli yöntemler vardır. Bunlardan bir tanesi arıtılmış atık suların yer altına basılması sureti ile tatlı su akiferinin beslenmesidir. Ancak, bu işlemin gerçekleştirilebilmesi için yarımada arıtma tesislerinin standartlara uygun kalite kontrol yöntemleri ile işletilmesi, arıtılmış su kalitesinin güvence altına alınması gerekir. Bir diğer opsiyon tatlı su akiferinin altındaki tuzlu suyun pompajla çekilerek deniz suyu su girişiminin ilerlemesinin önlenmesidir, ve su sıkıntısı çeken Akdeniz ülkelerinde uygulanan bir yöntemdir. Zira, çekilen sular arıtılmak sureti ile kullanılabilir. Böyle bir arıtma deniz suyu arıtmasına nazaran daha ekonomik olabilmektedir, çünkü tatlı su akiferinin altından çekilen bu su, deniz suyuna nazaran daha az tuzludur.
Bodrumun yer altı suları çok önemli bir kaynaktır. Çevre tarımı için de bir alternatifi yoktur. Yer altı sularının, aşırı çekim ile dengesi bozulduğunda geri döndürülemez veya düzeltilmesi çok zor ve pahalı neticeler hasıl olabilir. Dolayısı ile bu kaynağın, gelecekte Bodrumun su ihtiyacınının karşılanması açısından ne kadar güvelinir ve sürdürülebilir olduğunun değerlendirilmesi gerekir. Ancak, bu suların gerektiği gibi yönetilebilmesi, saha etüdleri ve modelleme çalışmalarını da içeren, uzmanları tarafından gerçekleştirilen planlama ve fizibilite faaliyetlerinden elde edilecek bilgiler ile mümkün olabilecektir. Bu husus tüm altyapı konuları için de geçerlidir. Bodrumun altyapısı, kentin gelişmesinin çok gerisinde kalmış, problemleri karmaşık bir hal almıştır. Dolayısı ile, uzun vadeli optimal çözümler ancak, burada sözünü ettiğimiz türde master plan çalışmaları ile sağlanabilecektir.
Editör Notu:
Bu yazı, Vahap Samanlı’nın Bodrum’un yer altı su kaynakları, kıyı akiferleri ve tuzlanma riski üzerine yaptığı teknik değerlendirmedir. Yazıda yer alan görüş ve değerlendirmeler yazarına aittir. Bodrum’un su geleceği açısından yer altı sularının izlenmesi, korunması ve bilimsel verilerle yönetilmesi kamu yararı bakımından önem taşımaktadır.