TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun Milas Boğaziçi’nde 4 bin villa yapılacağı ve bunlardan bazılarının millî futbolculara verileceği yönündeki açıklamaları çevre örgütlerini harekete geçirdi. Tuzla Sulak Alanı’nda buluşan yaşam savunucuları, projenin bölgenin doğası, su kaynakları, altyapısı ve tarihî değerleri üzerinde geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Muğla’nın Milas ilçesinde bulunan Tuzla Sulak Alanı ile Bargilya Antik Kenti çevresinde yapılması gündeme gelen büyük ölçekli konut ve turizm projesine yönelik tepkiler büyüyor.
Bargilya SOS Paydaşları’nın çağrısıyla Muğla Çevre Platformu, Latmos Platformu, Güllük Çevre Koruma Derneği ve Bodrum Yurttaş İnisiyatifi üyeleri bölgede bir araya gelerek basın açıklaması yaptı.
Eylem sırasında “Havama, doğama, suyuma dokunma” ve “Bargilya rant sahası değildir” sloganları atıldı. Çevre örgütleri adına açıklamayı Arkeolog Selahattin Aydın yaptı.
Eylemin, TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun bölgede yaklaşık 4 bin villa yapılacağı ve bazı villaların A Millî Futbol Takımı oyuncularına verileceği yönündeki açıklamalarının ardından düzenlendiği belirtildi.
Çevre örgütleri, söz konusu yapılaşmanın yalnızca konutlardan ibaret olmadığını; golf alanları, oteller, alışveriş alanları ve farklı turizm tesisleriyle birlikte bölgede yeni bir yerleşim alanı oluşturacağını savundu.
Basın açıklamasında, Bodrum ve Milas’ta hâlihazırda ciddi bir su sıkıntısı yaşandığına dikkat çekilerek binlerce konutun içme ve kullanma suyunun nereden karşılanacağı soruldu.
Villaların havuzları, bahçeleri ve golf sahalarının sulanması için ihtiyaç duyulacak suyun bölgedeki mevcut kaynaklar üzerinde büyük baskı oluşturacağı belirtilirken, kanalizasyon ve atık su altyapısının da bu ölçekteki bir yapılaşmayı kaldıramayacağı ileri sürüldü.
Çevre örgütleri, atık suların ve golf alanlarında kullanılabilecek kimyasalların lagün ekosistemine ulaşması hâlinde kuşların, balıkların ve diğer canlıların yaşam alanlarının zarar görebileceğini ifade etti.
Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtlarına göre resmî adı Metruk Tuzlası olan bölge, 31 Temmuz 2019 tarihinde “Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan” olarak tescil edildi. Alanın yönetim planı ve koruma bölgeleri ise 22 Eylül 2021 tarihinde onaylandı.
Bakanlık verilerine göre 3 bin 376 hektarlık tescil alanında yılın farklı dönemlerinde 178 bitki, 14 balık, 10 sürüngen ve amfibi, 126 kuş ve 9 memeli türü gözlemlenebiliyor. Flamingolar da alanın simge türleri arasında bulunuyor.
Tuzla Gölü ve çevresi ayrıca 25 Haziran 2021 tarihli ve 4167 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile “Kesin Korunacak Hassas Alan” olarak tescil edildi. Karar, 26 Haziran 2021 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.
Çevre örgütleri, yapılaşmanın gündeme geldiği bölgede Bargilya ve Cindye antik kentlerine ait kalıntıların da bulunduğuna dikkat çekti.
Açıklamada, doğal ve arkeolojik koruma statülerinin yanı sıra geçmişte açılan davalarda alınan iptal ve yürütmeyi durdurma kararlarının da dikkate alınması gerektiği belirtildi. Projenin ÇED raporlarının değiştirilerek yeniden gündeme getirilmesinin bir “oldubitti girişimi” olduğu savunuldu.
Yaşam savunucuları, Bargilya ve Tuzla Sulak Alanı’nın boş bir arazi olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek bölgedeki yapılaşma girişimlerine karşı hukuki ve toplumsal mücadeleyi sürdüreceklerini açıkladı.
Eylem, atılan sloganlar ve alkışların ardından sona erdi.