DOLAR
45,0522
EURO
52,7141
ALTIN
6.711,05
BIST
14.594,01
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Az Bulutlu
25°C
Muğla
25°C
Az Bulutlu
Salı Hafif Yağmurlu
24°C
Çarşamba Az Bulutlu
24°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
23°C
Cuma Hafif Yağmurlu
18°C

Altı Ok Gölgesinde Bodrum: Genç Başkana Açık Uyarı

A+
A-

Altı Ok Gölgesinde Bodrum

Bodrum Belediyesi‘nin yeni başkanı Mimar Tamer Mandalinci, Türkiye’nin en genç belediye başkanı unvanıyla göreve geldiğinde, CHP’nin gençleşme adımlarının da sembol ismi olmuştu. Ne var ki bugün Bodrum sokaklarında konuşulanlar, yalnızca yaz turizminin çilesi değil; aynı zamanda CHP’nin altı okunun yerel ölçekte nasıl silikleştiğine dair acı bir tablo sunuyor.

Halkçılığın Yanında mı, Karşısında mı?

Bir belediye başkanı için halkla temas en öncelikli sorumluluklardan biridir. CHP’nin Halkçılık ilkesi, yerel yöneticinin halktan biri olduğunu, onun sözcüsü ve hizmetkârı olduğunu söyler. Oysa geçtiğimiz aylarda gerçekleşen bir belediye meclisi toplantısında, Gümüşlük’ten gelen yaşlı bir yurttaşa gösterilen muamele, hem insani hem ideolojik olarak utanç vericiydi.

Söz hakkı sürekli kesilen bu yurttaşa dönüp, “Biz olmasaydık belediye şezlong koymasaydı, siz hayvan pisliklerinin içinde oturuyordunuz” demek, sadece bir nezaket suçu değil; doğrudan doğruya halkçılığın inkârıdır.

Basın Susturulurken, Cumhuriyetçilik Ne Yana Düşer?

Bir diğer kırmızı çizgi ise basın özgürlüğüne yönelik tavırda belirdi. Belediye basın biriminden bir gazetecinin Deniz Özbaş’ın işine usulsüz son verilmesi, haber sitemiz Baş Yazarı Mustafa Gündoğ’un ise yazısı gerekçe gösterilerek doğrudan yargıya taşınması… Üstelik tekzip bile gönderilmeden.

Bu, Cumhuriyetçilik ilkesine vurulmuş bir darbedir. Cumhuriyet, sadece seçimle gelmek değildir; aynı zamanda kamu denetimine açık, şeffaf ve eleştiriye tahammüllü olmaktır. Cumhuriyetin temel kurumlarından olan özgür basın susturulurken ya da “bizim de gazetecilerimiz var” denilerek ayrıştırılırken Cumhuriyetçilik nasıl temsil edilmiş ve nasıl savunulmuş olur?

Devrimcilik, Eski Ezberleri Tekrar Etmek Değil

CHP’nin Devrimcilik ilkesi, her dönemde yeni bir yönetim kültürü yaratmayı, halka umut veren yöntemler geliştirmeyi gerektirir. Oysa Başkan Mandalinci döneminde Bodrum, yıllardır çözülemeyen su, trafik ve altyapı sorunlarının gölgesinde yaşamaya devam ediyor. Belediyecilikte ezber bozan bir yenilik yerine, ezberleri tekrar eden bir anlayış hâkim.

Sosyal medya görselliğiyle yönetilen bir belediye, halkın gerçek sorunlarını çözemiyor. Gençliğin dinamizmiyle değil, siyasetin yorgun klişeleriyle hareket ediliyor.

Devletçilik, Keyfilik Demek Değildir

Kamunun gücünü halk lehine kullanmakla, onu bir güç aracı haline getirmek arasında ince bir çizgi vardır. Mandalinci yönetiminin, gazetecilere karşı yargı yolunu tercih etmesi, mecliste halkın muhalif seslerini bastırması, bu çizgiyi geçtiğinin işaretidir.

CHP’nin Devletçilik ilkesi; kamuya ait gücün, bireyin hakkını gasp eden değil, koruyan bir araç olmasını öngörür. Keyfilik, devletçilik değildir.

Sayın Başkan’a Açık Çağrı

Başkan Mandalinci, siz CHP’nin gençleşme iradesinin bir sembolü olarak seçildiniz. Göreve geldiğinizde sadece Bodrum halkının değil, partinizin kurucu ilkelerinin de temsilcisi oldunuz. Ancak sergilediğiniz otoriter, eleştiriye kapalı ve halkla teması kesen bu tutum; ne sizin yaşınıza, ne partinizin tarihine, ne de Bodrum’un ruhuna yakışıyor.

Unutmayın, CHP’nin ve Bodrum’un genç bir belediye başkanına değil; ilkelere sadık, halkın yanında duran, demokratik kültürü içselleştirmiş yerel bir lidere ihtiyacı var. Gençliğiniz bir avantaj olabilir, ama bu enerjiyi kibre değil, hizmete dönüştürmediğiniz sürece boşa harcanmış olur.

Altı oku rozet olarak değil, yol haritası olarak taşıyınız. Çünkü halkın vicdanı, afişlerde değil; meclis salonlarında, sokaklarda ve gazetelerin köşe başlarında kendini gösterir.

Not: Bu yazı, basının susturulmasına, halkın sesinin kısılmasına ve CHP ilkeleriyle çelişen uygulamalara karşı demokratik bir uyarıdır. Eleştiri, düşmanlık değil; düzeltme ve gelişme için fırsattır.

Haydi selametle…