DOLAR
42,5291
EURO
49,5628
ALTIN
5.744,63
BIST
11.007,37
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Yağmurlu
10°C
Muğla
10°C
Yağmurlu
Pazar Az Bulutlu
13°C
Pazartesi Az Bulutlu
14°C
Salı Açık
14°C
Çarşamba Çok Bulutlu
14°C

Beynin en yetenekli yaşı ortaya çıktı: Bunu okuyorsanız çoktan aştınız…

Bebekliğimizde tamamen aciz bir halde dünyaya geliyoruz. Yürümek, konuşmak, kendi başımıza hayatta kalmak gibi temel becerileri edinmemiz yıllar alıyor. Bu uzun öğrenme süreci, beynimizin “plastisite” adı verilen ve onu diğer canlılardan ayıran önemli bir özelliği sayesinde mümkün oluyor…

Beynin en yetenekli yaşı ortaya çıktı: Bunu okuyorsanız çoktan aştınız…
22.11.2024
12
A+
A-

İnsan beyni, doğumda henüz tam olarak gelişmemiş bir halde bulunuyor. Nöronlarımız birbiriyle bağlantısız ve düzensiz bir yapı sergiliyor. Yaşamımızın ilk yıllarında, duyusal deneyimlerimizle birlikte nöronlar arasında hızlı bir bağlantı kurma süreci başlıyor. İki yaşına geldiğimizde beynimizdeki sinaps sayısı, bir yetişkindeki sinaps sayısının iki katına ulaşıyor.

Ancak, bu noktadan sonra beyin, ihtiyaç duymadığı bağlantıları budamaya başlıyor. Böylece, geriye kalan bağlantılar daha güçlü ve verimli hale geliyor. Bu budama süreci, genetik programlamaya sahip diğer canlılardan farklı olarak, insanların çeşitli ortamlara uyum sağlayabilmesini sağlayan önemli bir etken.

YAŞAM BOYU DEVAM EDİYOR

David Eagleman’ın Beyin-Senin Hikayen kitabında bahsettiği  Plastisite, sadece erken çocukluk döneminde değil, tüm yaşamımız boyunca devam eden bir süreç. Yeni bir beceri öğrendiğimizde, yeni bir dil konuştuğumuzda veya yeni bir deneyim yaşadığımızda beynimiz kendini yeniden yapılandırıyor. Hatta, beynin bir kısmı hasar gördüğünde bile, kalan sağlıklı bölgeler hasarlı bölgelerin işlevlerini devralabiliyor.

Plastisite sayesinde beynimiz, aldığımız her girdiye uyum sağlayabiliyor. Bu durum, gelecekte duyularımızı ve vücudumuzu geliştirmek için yeni teknolojiler tasarlayabileceğimiz anlamına geliyor.

Kısacası, plastisite kimliğimizin sürekli bir değişim içinde olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, “kim” olduğumuz sorusunun kesin bir cevabı yok. Geçmiş deneyimlerimiz, şimdiki seçimlerimiz ve gelecekteki olasılıklar, sürekli olarak beynimizi, yani bizi yeniden şekillendiriyor.