Bodrum Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bodrum 32°C
Az Bulutlu

    Bodrum’da Hrant Dink Anması.

    Bodrum’da Hrant Dink Anması.

    Hrant Dink katledilişinin (19.01.2007) 13. yıldönümünde Bodrum’da da anıldı. “Özlüyoruz Ahparig (Erkek kardeş)” başlığı ile gerçekleşen etkinliğe 200’ün üzerinde Bodrumlu katıldı. Etkinliğin sunumunu insan hakları aktivisti, Susurluk kazası sürecinde; “Sürekli Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık” eylemlerinin mimarlarından avukat Engin Cinmen yaptı. Etkinliğin her iki konuşmacısı da alanlarında ülke gündeminde önemli yer işgal eden kişiliklerdi. Ermeni kökenli konuşmacı Silva Özyerli 1964, Diyarbakır doğumlu Ermeni yazar. Daha çok Amida’nın Sofrası (Amida: Diyarbakır’ın Ermeni dilindeki telafuzu) kitabıyla tanınan yazarın bu eserinin üst başlığı, “Yemekli Diyarbakır Tarihi” olarak tariflendirilmiştir. Diyarbakır’ın sofra kültürünün şehrin halklarının ortak kültürü olduğunu savunan yazar bunun üzerinden kendi ailesinden, kentin eski yaşayanlarından, yazılı araştırmalardan yararlanarak ve deneyimlerini süzerek eserini ortaya çıkarmıştır. Diğer konuşmacı Prof. Gazeteci, Antropolog Tayfun Atay ise uzmanlık alanında ülkenin en yetkin kişisi olarak biliniyor. Birgün, Radikal, Cumhuriyet gibi gazetelerde makaleler yazdı. Siyasallaşmış İslam Atay’ın özel olarak mercek altına aldığı alanlardandır.

    ENGİN CİNMEN: “HRANT DEYİNCE AKLA VİCDAN GELİR.”

    Heredot Kültür Merkezi’ndeki, Özlüyoruz Ahparig etkinliği Hrant Dink’in çocukluğundan katledilişine değin, yaşamından kesitlerin yer aldığı slayt ve sinevizyon gösterimi ile başladı. Gösterim akabinde sunumu gerçekleştiren Avukat Engin Cinmen: “Hrant deyince aklıma vicdan gelir. Hrant’ın ardından 250.000 kişi kendiliğinden, spontan bir biçimde yürüdü. Hiç unutmam bir hakim kendi el yazısı ile yazdığı; ‘Ben Utanıyorum’ pankartı ile yürümüştü. Hrant cinayeti bir milli mutabakat cinayetidir. Tetikçinin çok önemi yok. Zaten o çocuk ‘bu kadar sevildiğini bilseydim, yapmazdım’ gibi saçma ifadeler kullanıyor. Bu cinayet geliyorum diyerek geldi. 11 ay öncesinden Trabzon Jandarması’na ve Emniyet Müdürlüğü’ne iki ayrı ihbar gidiyor. Hrant Dink’e suikast yapılacağı açık olarak belirtiliyor ihbarlarda. Şimdi suikastın sanıkları FETÖ’cü olanlar ve olmayanlar diye ayrıştırılmaya çalışılıyor. Hukuki süreç sizinde tanık olduğunuz gibi oldukça kötü seyrediyor” diyerek sözü gazeteci yazar Silva Özyerli’ye verdi. Silva Özyerli Hrant’ın ölümünü haber aldıkları gün yaşadıklarını aktardı. Akrabalarının, ‘büyük tehdit altındayız. Türkiye’yi terk etmemiz lazım’ dediğini aktararak: “Hrant sessiz sesleri yükseltti. Kapı ardında konuşulanları gün yüzüne çıkardı. Ancak halen ötekileştirme ve yok sayma kültürü en acımasız hali ile devam etmekte” dedi. Prof. Tayfun Atay ise: “Hrant Dink’ in öldürülmesi bize  Ermeni sorununun  tarihin bir sorunu olduğunu gösterdi. 1987 yılında Elazığ köylerinde yaptığım araştırmalardan çok şey öğrendim. Ermeni meselesi içimizde yaşayan, antropolojik ve tarihsel bir sorundur. Örneğin sosyal bilimci bir arkadaşım 50 yaşından sonra anneannesinin Ermeni olduğunu öğreniyor. Buna benzer  örnekler Türkiye’de sinemalarda da konu oldu. Hrant”ın altını çizdiği buydu. Bununla yüzleşmedikçe hesaplaşmadıkça, yüksek sesle dillendirilmesinin önünü açmadıkça bu sorun bitmez ve devam eder. Bundan kaçışta olmaz. Çünkü bu bizim bir parçamız.” görüşüne yer verdi.

    Haber: Ayhan KARAHAN    


    Bodrum Haber