Bodrum Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bodrum 29°C
Gök Gürültülü

    “Kimin Malını, Kime Satıyorsunuz?”

    Mustafa Gündoğ
    mustafa@bodrumhaber.com

    Kendimi bildim bileli; özelleştirme adı altında kamu mallarının satılmasına karşı çıkmışımdır. Bu mülklerin, doğrudan kamu yararına kullanılması gerektiğini düşünüyorum.

    “Satış geliri kamu yararına kullanılıyor zaten.” diye bir yorum yapılabilir lakin, açığı kapatmak için yapılan satışlar gediği kapatmak uğraşından ziyade, kolaycılığın göstergesidir.

    Birkaç türlü yöntemle kamu mülkleri elden çıkarılmaktadır.

    Milli Emlak Müdürlükleri, Özelleştirme İdaresi, TOKİ ve tahsisler kanalıyla. TOKİ her ne kadar dar gelirliye konut üretiyorum dese de, işin gerçeği bu değil.

    Bodrum’da, özelleştirme veya diğer adlarla son yıllarda çok sayıda gayrimenkul devletin elinden çıkmış, yeni sahiplerini bulmuştur.

    Bodrum Marina, devlet tarafından işletilmekteyken, Zeytinoğlu Grubuna, oradan Doğan Grubuna geçmiştir.

    O tarihlerde; Bodrum Güç Birliği A.Ş yi kurarak kitlelerin bu şirkette hissedar olması ve marina ihalesine girilerek alınması yolunda çaba sarf etmiştik. Dönemin, Bodrum Ticaret Odası Başkanı Ata Aya, Dönemin Belediye Başkanı Tuğrul Acar, dernekler ve siyasi partiler bu işin içindeydi, sonuca ulaşamasa da iyi bir çalışmaydı.

    Türkbükü, Kesire Mevkii’nde bulunan 450 dönümlük bir alana göz dikilmiş ve bunların arasında adı geçen çok farklı oluşumlar varken tüm dinamik güçler bir araya gelinerek satışın engellenmesine çalışılmış ve başarılmıştır.

    Yapılan eylemlerin içerisinde; yine dernekler, bazı siyasi partiler bulunuyordu bu işe emek verenlerden Türkbükü’ n de yaşayan Tomris Berzek Sarp, Mehmet Çilsal ve Nihat Çavdar bizzat olayın organizasyonlarının canlı şahitleridir.

    Kitlesel sayılabilecek eylemler yapılarak, “satışa hayır” denilmiş ve karşı duruşa, zamanın yöneticileri boyun eğmek zorunda kalmıştı. Bu olayların sonucunda bir çok kişi “ben engelledim” dese de , Bodrum Halkı örnek olacak eylemlere imza atmıştır.

    Yine o tarihlerde; Karaada birilerine verilmek istenmiş, toplumsal dinamikler karşı çıkmış ve bu girişim başlamadan bitmişti.

    Önemli olan toplumsal muhalefettir.

    O dönemde direnç gösteren tüm dinamikleri saygı ile anmak gerekir. Bizde isimsiz kahramanlar çoktur. Ne zaman isimli kahramanlar ortaya çıkar, bilin ki kolpacı dır.

    Önemli olan sonuca ulaşmaktır, kahramanlık değil.

    Şimdi bakıyorum da; Müskebi’de imara açılarak satılmasına çalışılan, bin dönümlük arsanın satılmasına değil, imara açılmasına karşı çıkıyorlar. Bizlerin öncelikli kamu mallarının satışına karşı çıkması gerekiyor.

    Satılmak istenilen yerlerin doğrudan hissedarları olduğumuz için; kim olursa olsun, bizlerin, yani hissedarların onayını almadan satamaz, satın alamaz.

    Şimdiki yerel idarecilerin bu işlere aklı yetmez, hoş geçmiştekilerinde yetmiyordu ya neyse…

    İşin rant kısmı öyle hafife alınarak boş laflarla izah edilemez. Mikrofon seviciler, üfürükçüler bir araya gelmiş “yaptırmayız, ettirmeyiz.” diyor. Bırakın lakırtıyı toplumsal muhalefeti örgütleyin. Kendine rant sağlayan geçmiş ve şimdiki belediye başkanlarının boş konuşmalarıyla bu işler olmaz.

    Herkes hacmine göre rant peşindedir.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaptığı eylemi itibarsızlaştırmak istemem, lakin eylem yapılan yerin tam üstünde ki arsayı, kim Milli Emlak’tan almış ve o bölgeyi kim imara açmış? Öncelikli irdeleyin bakalım, nasıl bir tablo çıkacak karşınıza.

    CHP Kongrelerine boş boş gidip, kaldırdığınız ellerinizi birilerine teslim edeceğinize; tüzük değişikliği isteyip, “Kamu mülklerini satın alanlar ve bunlara aracılık edenlerin yaptıkları “parti suçu” olarak kabul edilsin ve ihraç edilsin” deseniz, hepinizin alnından öperdim.

    Yok öyle yağma…

    Bodrum Belediyesi bin dönümlük arazi üzerinde yapılan imar planını irdeleyip, kamuoyuna anlatmalıydı. Ne olmuş, neler olmuş, yapılan planı web sitesinden yayınlamalı ve başta ilgili meslek odaları olmak üzere, tüm toplumsal dinamikler bir araya getirilmeli, halk tam anlamıyla konu hakkında aydınlatılmalıydı.

    Mesele ceket koyup seçtirmenin ötesine geçmeliydi, zaten seçilmişlerin boş ceketten farkı yok, ses var görüntü yok.

    Bodrum’un her yanı işgal altında

    Ona, buna karşıyız deyip iki laf edip yerine getirmeyen yöneticilerin boş laflarından bıktık. Gökeçebel’de 450 dönüm arazi satılırken, kimselerin sesi çıkmadı. Şimdilerde belediyeden ruhsat almaya çalışıyorlar; otel, marina, konut yapılacak.

    Bodrum’da; kendine kulübe yapanlar, her ne hikmetse devletçi ve çevreci olup çıkıveriyorlar.

    Merak ettim; geçtiğimiz günlerde Muğla milletvekillerinden hangisi , aracılık etmek üzere, kimlere bu yeri gösterdi. Eylemde en çok bağıran olabilir mi acep?

    Atatürk’ün ilkelerinden ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin altı okundan birisi DEVLETÇİLİK’tir. Bu derse her halk partili iyi çalışmalıdır. Sonra çıkıp, gerekçeleriyle neye karşı çıkıldığı anlatılmalıdır. Kendilerine rant sağlayanlarla yapılan eylem, komediden öteye gitmez.

    Özelleştirme değil Özerkleştirme olmalıdır, Kamu Mülkleri gerçek sahiplerine verilmelidir.

    Ve hesap sorulmalıdır. “Siz; Kimin Malını, Kime Satıyorsunuz?” denmelidir.

    Vesselam…

    Bodrum Haber