BDDK’nın kredi yapılandırma düzenlemesi, düşük taksit avantajı sunsa da yüksek faiz ve maliyetlerle borçlular için çözümden çok yük oluşturuyor.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) kredi yapılandırma uygulaması, piyasadaki amacının tersine vatandaşları daha ağır bir faiz yüküyle karşı karşıya bırakıyor. Son dönemde icra dosyalarının artışıyla gündeme gelen yapılandırma düzenlemesi, düşük taksit cazibesiyle sunulsa da toplam geri ödeme maliyetini yükselttiği için “çözüm” olmaktan uzaklaşıyor.
BDDK düzenlemesine göre kredi kartı borçları ile 30 günden fazla gecikmiş ihtiyaç kredileri; borcun tamamı ya da bir kısmı ödenmemiş olsa da üç ay içinde başvurulması halinde azami 48 ay vadeyle yeniden yapılandırılabiliyor. Merkez Bankası’nın faiz indirimine gittiği dönemde, yapılandırma faizi için belirlenen aylık referans oranı %3,11. Bankalar da bu sınırı esas alarak yeniden ödeme planı hazırlıyor.
Yeniden yapılandırma işlemi düşük taksit avantajı sunsa da toplam geri ödeme maliyetini ciddi şekilde artırıyor:
Aylık faiz %3,11 iken, buna %15 BSMV ve %15 KKDF eklendiğinde aylık maliyet %4,04’e yükseliyor. Bu da yıllık basit faiz oranı yaklaşık %48,5, yıllık toplam maliyet ise %60,9’a ulaşabiliyor.
Örneğin 100 bin TL tutarındaki bir borç 12 ayda yapılandırıldığında toplam faiz yaklaşık 28 bin TL olurken, 48 ay vadede bu tutar 128 bin TL’ye çıkıyor. Böylece toplam geri ödeme 228 bin TL’ye ulaşabiliyor.
Bu tablo, uzun vadeli taksit fırsatının tüketiciyi daha yüksek maliyetli bir borç döngüsüne yönlendirdiğini gösteriyor.
BDDK’nın bir başka uygulaması, 400 bin TL üzeri kredi kartı limitlerine ilişkin limit azaltma süresi verilmesi oldu. Bu düzenlemeye göre bankalar 15 Şubat’a kadar yüksek limitli kartlarda limit azaltımı yapacak; bu kapsamda sistemdeki toplam kart limit havuzunun yaklaşık %35–40’ının silineceği hesaplanıyor.
Bu yapılandırma düzenlemesi, düşük taksitli nefes alma imkânı sağlıyor gibi görünse de toplam maliyetin artması nedeniyle borçlanmayı daha pahalı hale getirebiliyor. Özellikle ekonomik sıkıntı içindeki bireyler için çözüm olarak sunulan bu modelin, uzun vadede faiz yükünü büyüten bir tuzak etkisi yarattığı eleştiriliyor.