
Mavi Bir Düşün Peşinde: Mavi Basamak
Değerli okurlarım, bugün size yöneticiliğini yaptığım Mavi Basamak Anaokulları ailesi olarak çıktığımız bir yolculuğu, kurduğumuz bir gönül köprüsünü anlatmak istiyorum…
Mesele, sadece bir paket değil.
Koli değil.
Hediye çeki hiç değil.
İçine iki oyuncak koyup, “vicdanımı rahatlattım” demek değil.
Darıca’dan yola çıkarsın.
Direksiyonu Burdur’un bir köyüne kırarsın.
Kilometreleri devirirsin…
Bir çocuğun gözündeki o saniyelik ışıltıyı, o paha biçilemez sevinci kendi ellerinle yakalarsın ya?
İşte mesele budur.
Geçen yıl Afyon’daydık.
Bu yıl Yeşilova.
Salda’nın o meşhur turkuazında iyiliği çoğaltmaya gittik.
Gelecek yıl neresi mi?
Kimin bir tebessüme ihtiyacı varsa, rotamız orası.
Çünkü biz şuna inanıyoruz…
Eğitim dediğin, dört duvar arası değildir.
Kara tahta değildir.
Ezberletilen iki formül, başa kakılan üç-beş kural değildir.
Eğitim…
Empatidir.
Dokunmaktır.
Paylaşmaktır.
Darıca ile Burdur arasına gönülden köprü kurmaktır.
Ekipçe oradaydık.
Kurucusuyla, müdürüyle, öğretmeniyle…
Mavi Basamak ailesi olarak yollardaydık.
Çünkü biz sadece sınıfta ders anlatmıyoruz; samimiyeti geleceğe taşıyoruz.
Bazıları sadece konuşur.
Kürsülerden nutuk atar.
Bazıları sadece yazar.
Sosyal medyadan “duyar” kasar.
Bazıları ise…
Mavi bir düşün peşinden gider.
O çocukların hayatına dokunmak için basamakları birer birer çıkar.
Umut, o minik ellerdedir.
Gelecek, o pırıl pırıl yüzlerdedir.
Lafı hiç uzatmıyorum…
Çocuk gülerse, dünya güler.
Ötesi yok.
Nokta.