TİP Milletvekili Sera Kadıgil, kıyı işgallerini TBMM gündemine taşıdı; ücretsiz kıyı alanlarını, denetimleri, yaptırımları ve tahsisleri Bakan Kurum’a sordu.
Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili ve Parti Sözcüsü Sera Kadıgil, kıyı ve sahil şeritlerinin ticari işletmeler tarafından kullanılmasını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı.
Kadıgil, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde; kıyıların oteller, beach club’lar, restoranlar ve benzeri işletmeler tarafından kapatıldığı, yurttaşların ücretsiz biçimde denize ulaşabilecekleri alanların giderek daraldığı yönündeki şikâyetlere dikkat çekti.
Önerge yalnızca Bodrum’u değil, Türkiye genelindeki deniz, göl ve akarsu kıyıları ile sahil şeritlerini kapsıyor. Ancak gündeme getirilen şezlong işgalleri, giriş ücretleri, asgari harcama koşulları ve kıyıya ulaşan yolların kapatılması gibi sorunlar, Bodrum’da da uzun süredir kamuoyunun gündeminde bulunuyor.
Anayasa’nın 43’üncü maddesi ile 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nu hatırlatan Kadıgil, kıyılardan yararlanılmasında öncelikle kamu yararının gözetilmesi gerektiğini belirtti.
Kadıgil, bir kıyının kiralama, tahsis, kullanma izni veya irtifak hakkı yoluyla ticari bir işletmeye bırakılmasının, alanın kamusal niteliğini ortadan kaldırmadığını vurguladı.
Önergede, özellikle turizm bölgelerinde kıyıların şezlong, şemsiye, masa ve platformlarla büyük ölçüde kapatıldığı; yurttaşlara ücretsiz olarak havlu serebilecekleri alan bırakılmadığı ifade edildi. Denize erişimin giriş ücreti, şezlong bedeli veya asgari harcama koşuluna bağlandığı yönündeki şikâyetler de Bakan Kurum’a yöneltildi.
Kadıgil, 2002 ve 2026 yılları itibarıyla özel kişi ve şirketlerin kullanımına bırakılan kıyı alanlarının toplam büyüklüğünü ve sayısını sordu.
Bu alanların il ve ilçelere göre dağılımının açıklanmasını isteyen Kadıgil; kullanım hakkı verilen kişi veya şirketlerin, sözleşme sürelerinin, kullanım amaçlarının ve ödenen kira bedellerinin kamuoyuyla paylaşılmasını talep etti.
Önergede ayrıca Türkiye’nin adalar hariç yaklaşık 8 bin 592 kilometrelik deniz kıyısının ne kadarlık bölümünün otel, tatil köyü, beach club, restoran ve diğer ticari işletmeler tarafından kullanıldığı soruldu.
Önergenin öne çıkan başlıklarından biri, ticari işletmelere kullandırılan kıyılarda yurttaşlara bırakılması gereken ücretsiz alanın ölçüsü oldu.
Kadıgil, Bakanlığa şu soruları yöneltti:
Kadıgil, 2002–2026 yılları arasında kıyıların duvar, tel örgü, bariyer, turnike veya güvenlik görevlisiyle halkın erişimine kapatılması nedeniyle kaç denetim yapıldığını da sordu.
Önergede ayrıca;
sorularına yanıt istendi.
Kadıgil’in son sorusu ise kıyıların kullanım durumunun kamuoyuna açık hâle getirilmesine yönelik oldu.
Bakanlığa; kiralanan veya tahsis edilen kıyıları, kullanım hakkının kime verildiğini, alanların büyüklüğünü, sözleşme sürelerini, ödenen bedelleri ve yurttaşların ücretsiz kullanımına bırakılan bölümleri gösterecek dijital bir “Türkiye Kıyı Envanteri” oluşturulup oluşturulmayacağı soruldu.