Duruşmada, davacı ve davalı tarafların ifadeleri dinlenirken, Muğla Barosu davaya müdahil olma talebinde bulundu. Davacı avukat İpek Sarıca, ÇED muafiyetinin hukuki dayanaklarının gizlendiğini ve çevresel etkilerin göz ardı edildiğini belirtti.
Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’deki Akbelen Ormanı’nda yaklaşık 780 dönümlük arazide yüz bine yakın çam ağacının kesilmesiyle ilgili “ÇED muafiyeti” davası bugün Muğla 2. İdare Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada, davalı ve davacı tarafların yanı sıra Muğla Barosu’nun davaya müdahil olma talebi de değerlendirildi.
Davacı müdafi Avukat İpek Sarıca, duruşma sonrası yaptığı açıklamada ÇED muafiyetinin dayanağına dair bilgilerin saklandığını belirtti ve şunları söyledi:
“Bugün görülen dava, Akbelen’deki ÇED muafiyetinin iptali içindi. Ne idare ne de davalılar bu muafiyetin hangi belgelere veya denetimlere göre verildiğini sunmadı. 2005 tarihli hüküm uygulanması gerekirken, yanlış bir şekilde daha eski bir yönetmelik esas alınmış. Ayrıca, kesilen ağaçların ardından bölgede yaşanan yüzey depremleri ve hava kirliliği, ÇED muafiyetinin doğrudan sonuçlarıdır.”
Sarıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) daha önce Türkiye aleyhine verdiği kararın da dikkate alınmadığını ifade ederek, bunun büyük bir hukuksuzluk olduğunu vurguladı.
Akbelen Ormanı’ndaki kesim ve maden sahasının genişletilmesiyle ilgili projeye karşı çevre örgütleri ve yerel halkın direnişi sürüyor. Dava, ormanların korunması ve çevresel etkilerin denetimi açısından emsal niteliği taşıyor.