Geri Dönüşüm

Çoğumuz, hatta hepimiz, belirli dönemlerde muhakkak kişiye ve hayata özgü farklı zorluklardan geçmişizdir.

Problemlerin ve zorlukların aslında çok da büyük sorunlar olmadığını; onlara yüklediğimiz anlam ve verdiğimiz tepkilerle bunları büyüttüğümüzü maalesef çok geç anlıyoruz.

Aylarımızı, yıllarımızı hiç düşünmeden ve acımadan çöpe atabiliyoruz. Oysa bu hayatta bir saat bile çok kıymetlidir.

Böyle zamanlar çok öğreticidir. Gelmiş geçmiş en bilge öğretmendir. Bir insanın gerçek dönüş noktası olabilir.

Mutluluğun ve sorunsuz bir hayatın insana katabileceği pek bir şey yoktur. Ancak kaos zamanlarının insana kattıkları saymakla bitmez.

Böyle dönemlerden gerekli dersler çıkarıldığında düşünceleriniz yeniden şekillenir.

Kaos zamanlarında ilk defa rasyonel bir düşünce tarzı geliştirirsiniz.

Hayatımızdaki birçok şey çöktüğünde ilk olarak çok duygusal tepkiler veririz. Hatta bunu fazlasıyla abartıp duygusal bir selin oluşmasına neden oluruz.

Zihin böyle zamanlarda aşırı tepki verir. Kendimizi bunlara kaptırırsak o sele kapılıp gideriz.

Duyguların kontrolü ele geçirmesine izin verdiğimiz an, kaybetmeye başladığımız andır.

Oysa mantık, kaosa karşı en iyi müttefikimizdir.

Böyle zamanlarda ilk yapmamız gereken şey; duygularımızın ve sorunlarımızın geçici olduğunu bilmek, mantığımızı hiç beklemeden devreye sokmaktır.

Duygusal sele kapılırsak bizi tahmin bile edemeyeceğimiz yerlere sürükler. Bırakın başkalarını, biz bile kendimizi bir daha bulamayız.

Sabaha karşı sokaklara, caddelere bakarsanız bazılarının bir yerlerden bu sele kapılıp Bodrum’a kadar geldiklerini görürsünüz.

Sağda solda, sokaklarda uyuyup perişan hâlde gördüğümüz insanlar, işte bu selin getirdikleridir.

Böyle durumlarda şunu bilmek gerekiyor:

Hiçbir şey sonsuza kadar sürmez.

Bunu bilmek, içtenlikle benimsemek ve zihnimizi buna inandırmak çok şeyi değiştirir.

Zihnimizin, okuma yazmayı yeni öğrenen bir çocuktan hiçbir farkı yoktur. Birçok yalanı gerçek; sineği deve, örümceği file dönüştürebilir.

Hayal dünyası çok geniştir. Fantastik filmler izleyen sivilceli bir ergenden hiçbir farkı yoktur.

Küpeyi seversiniz veya sevmezsiniz. O sizin zevkiniz, tercihiniz; bilemem. Takın veya takmayın, o da sizi ilgilendirir. Ancak şunu kulağınızın bir yerine muhakkak takın. Küpe gibi şeyleri kesinlikle sevmiyorsanız o zaman kulağınıza sokun:

Hayat asla tek şeritli bir yol değildir.

Tek bir yol varmış gibi sürekli kendimizi aynı yola sürmek, üstelik yanlış olduğunu bile bile bunu yapmak; yalnızca kazalara ve ölümlere değil, çok büyük hayal kırıklıklarına da neden olur.

İnanın bana, hayal kırıklığı ölümden bile çok daha beter bir şeydir.

Hayatın kargaşasında çoğu zaman bizim için gerçekten neyin önemli olduğunu unutuyoruz.

Bazen bir işi veya bir ilişkiyi en önemli şey sanıyoruz. Oysa bu gerçek dışıdır. Zihnimiz denen ufaklığın bizi kandırdığı, bunun önemli olduğunu sürekli bize fısıldadığı ve kendi yarattığı bir saçmalıktır.

Öncelikle şunu kesin bir şekilde bilmemiz gerekiyor:

Bir insanın en büyük düşmanı zihnidir.

Eğer ona teslim olur ve onun ritmine göre hareket ederseniz, kaybetmenin en kolay yolunu bulmuşsunuz demektir.

Mantık soğuktur, sevimsizdir, hatta çirkindir; ama çok gerçektir.

Pusulanız mantığınız olduğu sürece, kaybederken bile kazanırsınız.

Bu, babanızın sözünü dinlemek gibi bir şeydir. Babalar hep doğruyu söylerler; yanlış söylerken bile…

Bu arada zihnin en çok sevdiği, beş öğün yese bile asla doymayacağı şey toksik öğelerdir.

Toksik ilişkiler ve manipülatif kişilikler, onun en çok sevdiği şeyler arasındadır. Bunları alışkanlığa dönüştürüp bir de kumandayı eline alırsa geçmiş olsun.

Size toksik gelen her şeyden ve herkesten kesinlikle uzak durun. Bu, kanserden beterdir.

Bir ara bu konuyu da işleyeceğim. Şimdi yazarken notumu aldım.

Konumuza dönelim.

Zor zamanlardan geçerken “pes etmek” denen uzun, meşakkatli ve yorucu yolu seçeceğinize, çok daha kolay ve güzel bir yol var; onu seçin:

Dönüşüm fırsatı…

Zirvedeyken kimsenin dönüşmek ve gelişmek gibi fırsatlardan haberi olmaz.

Ancak dipteyseniz, bir süre oralarda gezindiyseniz, muhteşem bir fırsat sizi bekliyor demektir.

Dönüşüm…

Bir sonraki köşe yazımda dönüşümün nasıl olacağını yazacağım.

Bu arada ben bu yolları yalnızca duyan, okuyan veya geçerken şahit olan bir yerden gelmiyorum.

O yollardan geçen biri olarak yazıyorum.

Görüşmek üzere…

ETİKETLER: