AYM, ceza soruşturmalarında bilgisayar ve akıllı telefon verilerinin aranması, kopyalanması ve cihazlara el konulmasına dayanak olan CMK 134’ü iptal etti. Karar dokuz ay sonra yürürlüğe girecek.
Anayasa Mahkemesi, ceza soruşturmalarında bilgisayarlar ile bu kapsamda değerlendirilen akıllı telefon ve benzeri dijital cihazlarda arama yapılması, kayıtların kopyalanması ve şifreye ulaşılamaması durumunda cihazlara el konulmasına dayanak oluşturan Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134. maddesini iptal etti. Yüksek Mahkeme, dijital verilerin yargılama sonrasında ne kadar süre saklanacağı, ne zaman silineceği ve kullanımının nasıl sınırlandırılacağı konusunda yeterli yasal güvence bulunmadığına hükmetti.
Karar, Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin önüne gelen bir dava kapsamında yaptığı itiraz başvurusu üzerine verildi. Dosyada, bir iş yerinde yürütülen arama sırasında şüpheliye ait iPhone telefona el konulduğu, telefonun adli kopyasının sonradan alındığı ve dijital kopyanın dosyada delil olarak saklanmasının talep edildiği belirtildi.
AYM’nin 12 Şubat 2026 tarihli, E.2023/128 ve K.2026/36 sayılı kararı, 25 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.
İtiraz başvurusunda, CMK 134’te yer alan “bilgisayar” kavramının yalnızca masaüstü ya da dizüstü bilgisayarları değil, işletim sistemi kullanan akıllı telefonları, tabletleri, giyilebilir akıllı cihazları ve dijital veri depolayan benzeri araçları da kapsadığı belirtildi.
Somut dosyada da şüpheliye ait telefona el konulması, cihazın siber suçlarla mücadele birimine gönderilmesi ve adli kopyasının alınması tartışmanın merkezinde yer aldı.
CMK’nin 134. maddesi, kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka türlü delil elde etme imkânı olmaması hâlinde, şüphelinin kullandığı bilgisayar ve dijital kayıtlarında arama yapılmasına, kayıtların kopyalanmasına ve çözülerek metin hâline getirilmesine imkân tanıyordu.
Madde ayrıca, şifre çözülemediğinde veya gizlenmiş verilere ulaşılamadığında cihazlara el konulabilmesini düzenliyordu.
Anayasa Mahkemesi, dijital cihazlarda arama ve el koyma tedbirlerinin suçların aydınlatılması ve kamu düzeninin sağlanması bakımından meşru bir amaca hizmet ettiğini kabul etti.
Kararda, hâkim kararıyla veya belirli süre içinde hâkim onayına sunulmak üzere yapılan dijital arama işlemlerinin, tek başına özel hayatın korunması yönünden Anayasa’ya aykırı sayılamayacağı belirtildi.
Yüksek Mahkeme ayrıca, şüphelinin elde edilen dijital delillerden haberdar olabilmesi, bu delillere itiraz edebilmesi, bilirkişi raporlarını inceletebilmesi ve hukuka aykırı delillerin yargılamada reddedilebilmesi yönünden bazı usul güvencelerinin bulunduğunu değerlendirdi.
İptal gerekçesi ise dijital verilerin yargılama sona erdikten sonraki geleceği üzerine kuruldu.
AYM kararında, dijital cihazlardan elde edilen verilerin kişinin özel hayatına ilişkin çok geniş bilgiler barındırabileceğine dikkat çekildi.
Mahkeme, CMK 134 kapsamında elde edilen kişisel veriler yönünden şu başlıklarda kanuni düzenleme bulunmadığını belirledi:
AYM, bu güvencelerin kanun düzeyinde düzenlenmemiş olmasının özel hayata saygı ve kişisel verilerin korunmasını isteme haklarına getirilen sınırlamayı orantısız hâle getirdiği sonucuna vardı.
Mahkeme, CMK 134’teki düzenlemelerin Anayasa’nın temel hakların sınırlandırılmasına ilişkin 13. maddesi ile özel hayatın ve kişisel verilerin korunmasını güvence altına alan 20. maddesine aykırı olduğuna hükmetti.
Karar oy çokluğuyla alındı. Anayasa Mahkemesi üyeleri İrfan Fidan, Muhterem İnce, Yılmaz Akçil, Ömer Çınar ve Metin Kıratlı çoğunluk görüşüne katılmadı.
Karşı oy gerekçesinde, dijital delillerin gerektiğinde uzun süre saklanmasının ceza yargılaması açısından zorunlu olabileceği savunuldu. Kesinleşmiş bir karar yönünden dahi olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, yargılamanın yenilenmesinin gündeme gelebileceği ve verilerin saklanmasının kimi durumlarda sanığın lehine sonuç doğurabileceği ifade edildi.
Karşı oy kullanan üyeler, mevcut sistemde elde edilen delillere erişim, itiraz, tazminat ve hukuka aykırı delilin reddi gibi güvencelerin bulunduğunu belirterek iptal isteminin reddedilmesi gerektiği görüşünü savundu.
AYM, CMK 134. maddenin iptaliyle oluşacak hukuki boşluğun kamu yararını ihlal edebileceğini değerlendirdi. Bu nedenle iptal hükümlerinin, kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 25 Mayıs 2026 tarihinden başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi.
Bu süre içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, ceza soruşturmalarında dijital delil elde edilmesine ilişkin yeni bir yasal düzenleme yapması gerekiyor.
Yeni düzenlemede yalnızca telefon ya da bilgisayara hangi koşullarda el konulacağı değil, bu cihazlardan alınan kişisel verilerin yargılama sonrasında nasıl korunacağı, hangi şartlarda silineceği ve hangi sınırlar içinde kullanılabileceği de açık biçimde belirlenmek zorunda.
Cep telefonlarının kişisel hayatın neredeyse tamamını barındırdığı bir dönemde verilen karar, ceza soruşturmalarında dijital delil elde etme yetkisini ortadan kaldırmaktan çok, bu yetkinin açık ve denetlenebilir güvencelerle yeniden düzenlenmesini zorunlu kılıyor.
Mesajlardan fotoğraflara, konum bilgilerinden banka işlemlerine kadar geniş bir veri alanına erişim sağlayan dijital arama tedbirleri bakımından AYM, devletin delil toplama yetkisinin kişisel veriler üzerinde sınırsız ve süresiz bir saklama yetkisine dönüşemeyeceğini ortaya koydu.
Kaynak: Anayasa Mahkemesi, E.2023/128, K.2026/36, 12.02.2026 tarihli karar; 25.05.2026 tarihli ve 33264 sayılı Resmî Gazete.