Özgür Özel ve beraberindeki milletvekilleri CHP’den ayrıldı, yeni bir parti kurdu.
Siyasi tercihtir.
Ayrılırsınız, yolunuza devam edersiniz.
Ama burada öyle olmuyor.
Milletvekilleri gidiyor, belediye başkanlarına “bekleyin” deniliyor. Meclis üyeleri yerinde tutuluyor. İl ve ilçe örgütleri kimin kalacağını, kimin gideceğini konuşuyor.
Yani CHP’den ayrılıyorlar ama CHP’yi rahat bırakmıyorlar.
Bir ayağınız yeni partide, öteki ayağınız CHP’nin belediyelerinde olamaz.
Madem yeni bir yol açtınız, kendi yolunuzdan yürüyün.
Kendi örgütünüzü kurun.
Kendi kadronuzu çıkarın.
Kendi belediye başkanınızı bir sonraki seçimde seçmenin önüne koyun.
CHP’nin seçilmişlerini parça parça yanınıza çekip her geçişi “Büyüyoruz” diye sunmak kolaydır.
Ama bunun adı büyümek değildir.
Başka bir partinin içini boşaltmaktır.
Daha kötüsü, CHP sürekli bir kuşkunun içinde bırakılıyor.
Hangi belediye başkanı gerçekten CHP’de?
Kim yalnızca işaret bekliyor?
Kim partinin kararına göre hareket ediyor, kim başka bir merkeze bakıyor?
Bir siyasi parti bu belirsizlik içinde yol alamaz.
Kılıçdaroğlu’nu eleştirmek başka şeydir.
Yüz yıllık CHP’yi kadro kaybı, sadakat tartışması ve bekletilen istifalarla sarsmak başka şey.
Yeni Parti gerçekten yeniyse, CHP’nin gölgesinden çıkmalıdır.
CHP de kendi yoluna bakmalıdır.
Bu köşe kapmaca kimseye kazandırmaz.
Ayrılan ayrılır.
Kalan kalır.
Siyasette en çok ihtiyaç duyulan şey de budur:
Vesselam