Bodrum Haber
Bodrum’un Karakaya Mahallesi’nde dün etkili olan yağış sonrası kamu yolunda meydana gelen çökme, yalnızca bir doğal afet sonucu değil; zamanında dikkate alınmayan idari uyarıların kaçınılmaz sonucudur.
Çökmenin yaşandığı alanla ilgili riskler, 4 Kasım 2024 tarihinde yayımlanan haberle açık biçimde kamuoyuna duyurulmuş; yol, dolgu, istinat ve hafriyat uygulamalarının komşu parsellerde zarar ve can güvenliği riski oluşturduğu belirtilmişti.
Söz konusu haberde;
Kamu yolunun doğal kotuna aykırı biçimde doldurulduğu,
Yol ve istinat imalatlarının komşu parsellerde mülkiyet ve yapı güvenliğini tehdit ettiği,
Hafriyatın mevzuata uygun şekilde yönetilmediği,
Bu imalatların yoğun yağışta çökme riski taşıdığı
açıkça ortaya konulmasına rağmen, Bodrum Belediyesi tarafından herhangi bir önleyici işlem yapılmadı.
Bu süreçte belediyenin başında bulunan Ahmet Aras ve dönemin Bodrum Belediye Başkan Yardımcısı İlknur Ülküm Seferoğlu, yapılan uyarıları dikkate almak yerine sessiz kalmayı tercih etti.

Olayın en kritik yönlerinden biri de şudur:
İmar planına göre belediye tarafından yapılması gereken kamu yolu, belediye eliyle değil; sitedeki inşaatın müteahhidi tarafından inşa ettirilmiştir.
Bu durum;
Belediyenin asli görevini özel bir firmaya devretmesi,
Kamu yolunun denetimsiz biçimde özel inşaat mantığıyla yapılması,
Teknik sorumluluğun fiilen muğlaklaştırılması
anlamına gelmektedir.
Bugün çöken yol, belediyenin yapması ve denetlemesi gereken bir kamu yoludur.
Çökme ile birlikte;
Komşu parsellerde zemin kaymaları oluştu,
İstinat yapıları işlevini yitirdi,
Yol altında kalan dolgu tamamen boşaldı,
Altyapı hatları açıkta kaldı.
Bu tablo, sadece maddi zarar değil; açık bir can ve mal güvenliği tehdididir.
Eğer yağış gece saatlerinde veya yol kullanımı yoğunken yaşansaydı, bugün çok daha ağır sonuçlar konuşuluyor olabilirdi.
Bu olaydan sonra artık şu savunma geçerli değildir:
“Yağmur çok yağdı, doğa olayı.”
Çünkü:
Risk önceden yazıldı,
Yer tarif edildi,
Teknik gerekçeleriyle anlatıldı,
Belediyeye resmen duyuruldu.
Ve buna rağmen hiçbir önlem alınmadı.
Belediye, uyarılara rağmen neden harekete geçmedi?
Kamu yolunu neden kendi yapmadı ve denetlemedi?
Bu imalatlara kim, hangi yetkiyle göz yumdu?
Oluşan zararın ve riskin sorumluluğu kimde?
Bu sorular artık siyasi polemik değil, idari ve hukuki sorumluluk konusudur.
Karakaya’da çöken yol, sadece betonun değil;
ihmalin, denetimsizliğin ve görmezden gelmenin çöküşüdür.
Bu olayın üzeri örtülemez.
Çünkü bir sonraki sefer çöken şey yol değil, insan hayatı olabilir.
Konu hakkında önceki yazımız: Bodrum’da Büyük İmar Skandalı: Seçim Öncesi Şaibeli İzin ve Çevre Katliamı!