DOLAR
32,9011
EURO
35,8829
ALTIN
2.531,34
BIST
11.172,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Az Bulutlu
36°C
Muğla
36°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
34°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
33°C
Cuma Açık
32°C
Cumartesi Açık
35°C

Stratonikeia’da bulunan seramikler Türk dönemine de ışık tutuyor

Stratonikeia’da bulunan seramikler Türk dönemine de ışık tutuyor
A+
A-

Muğla’nın Yatağan ilçesindeki Stratonikeia Antik Kenti’nde kazı çalışmalarında gün yüzüne çıkarılan seramikler, buradaki Türk dönemine de ışık tutuyor.

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan, “Gladyatörler Şehri” olarak bilinmesinin yanı sıra dünyanın en büyük mermer kentleri arasında gösterilen Stratonikeia’da 1977’de başlayan kazı çalışmaları devam ediyor.

Helenistik, Roma, Bizans’ın yanı sıra Anadolu beylikleri, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemleri için de önem taşıyan antik kentte, her yıl birbirinden kıymetli eserler gün yüzüne çıkarılıyor.

Sratonikeia ve Lagina Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt, AA muhabirine, Karia bölgesinin en önemli kentlerinden Stratonikeia’nın, Anadolu’nun yerli halkı Karialılar ve Leleglere ait bir yerleşim yeri olduğunu söyledi.

Söğüt, kentte yürütülen kazı çalışmalarında şehrin giriş kapısından imparatorlar tapınağına, Roma hamamından Türk evine kadar her yapıyı aşamalar halinde gün yüzüne çıkardıklarını dile getirdi.

Kentteki Batı Cadde’de yürüttükleri kazılarda Türk dönemine ait seramikler ve günlük kullanılan eşyaların da gün yüzüne çıkmaya başladığını belirten Söğüt, “Stratonikeia ve Lagina’da kazı, restorasyon ve konservasyon çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Burada çok farklı dönemlere ait eserler buluyoruz. Bunların bir grubunu pişmiş toprak eserler oluşturuyor.” dedi.

Kazılarda Tunç Çağı’ndan bugüne eserler bulduklarına dikkati çeken Söğüt, bunlar arasında Türk dönemine ait eserlerin de olduğunu vurguladı.

Söğüt, kazı çalışmalarında özellikle 13-14. ve 15. yüzyıldan seramiklerin de gün yüzüne çıkarıldığını, bunlardan bir grubu ise Geç Osmanlı Dönemi eserlerinin oluşturduğunu anlatarak, “Stratonikeia’daki bu eserler 19. yüzyıl sonlarında genellikle Fransa ve Belçika’da yaptırılıp Osmanlı pazarında satılan, ay yıldızlı porselen tabakların güzel örneklerinden. Hem kırmızı hem de mavi zeminli örneklerden var. Bulunan malzemeler, kaliteli olması nedeniyle günümüze kadar ulaşmış.” diye konuştu.

Gün yüzüne çıkarılan eserlerin kentin tarihi için önemli olduğunu belirten Söğüt, şunları kaydetti:

“Şu an parçaları kırıklar halinde bulduk ama gelecekteki çalışmalarda bunların tamamına ait örnekler de bulacağız. 19. yüzyılın sonlarına ait bir tabakayı kazdığımızda bu örnekleri bulduk. Bunların yanı sıra o döneme ait metal eserlerden, günlük kullanımlardan başka örnekler de çıkıyor. Ama bunlar içerisinde çıkan bu seramikler bizim için son derece önemli. Kentte son dönemde yürüttüğümüz çalışmalar arasında sevindirici gelişmelerden birisi. Bugüne kadar yürüttüğümüz kazı çalışmalarında Roma, Bizans, Helenistik dönemlere ait eserleri hep buluyorduk, ilk defa Tunç Dönemi’ne ait eserleri bulduğumuzda heyecanlanmıştık ama şimdiki kazdığımız tabaka 19. yüzyılın sonlarına ait olduğu için o seviyedeki eserler çıktı. Burası, Stratonikeia’da Tunç Çağı’ndan günümüze yaşamın devam ettiğini, insanların hep burayı kullandığını ve halen günümüzde kullanmaya devam ettiğini, bu nedenle Stratonikeia’nın bir antik kent olmasının ötesinde yaşayan bir arkeoloji ve tarih kenti olduğunu, hayatın sürekliliğini bize gösteriyor. Bu açıdan da son derece önemli.”

Söğüt, buluntuların, bölgede yaşayanların, çevresindeki Türk beylikleri dışında Ege adasındaki toplumlarla da ticari ilişkiler kurduğunu gösterdiğini sözlerine ekledi.