Tamer Mandalinci İtiraf Etti: Belediye Alanı İşgal Altında
Bodrum Belediye Meclisi’nde yapılan son toplantıda ortaya çıkan tablo, artık yalnızca bir kiralama kararı ya da bir borç açıklaması değil; kamu taşınmazlarının nasıl yönetildiği, kamu gelirlerinin nasıl toplandığı ve kent hakkının nasıl korunduğu sorularını aynı anda gündeme getiriyor.
Belediye Başkanı Tamer Mandalinci meclis kürsüsünde yaptığı konuşmada belediyenin mali durumunu anlattı. Göreve geldiklerinde 2.3 milyar TL olan borcun bugün 4.7 milyar TL’ye ulaştığını, her ay 200 milyon TL’nin üzerinde faiz ve cari yük oluştuğunu söyledi. Ayrıca belediye iştiraklerinden Kültür A.Ş.’nin 5.8 milyon TL’lik borcu nedeniyle şahsına ödeme emri gönderildiğini de açıkladı.
Bu açıklama, Bodrum Belediyesi’nin ağır bir mali baskı altında olduğunu ortaya koyuyor.
Ancak aynı toplantıda konuşulan başka bir konu, kamuoyunun dikkatini bambaşka bir noktaya çekti.
Çünkü belediyenin kendi mülkü üzerindeki bir işgal meselesi, borç tartışması kadar önemli sorular doğuruyor.
Spor alanı işgal altında
Mecliste görüşülen gündem maddesine göre Yahşi Mahallesi’nde bulunan ve tapuda 220 ada 1 parsel olarak kayıtlı 3.167,57 metrekarelik belediye taşınmazı, imar planında spor tesis alanı olarak geçiyor.
Yani bu alanın amacı açık:
kamuya hizmet eden bir spor tesisi.
Ancak mecliste yapılan açıklamalara göre bu taşınmaz uzun süredir fiilen işgal altında.
Belediye yönetimi, bu işgal nedeniyle 2024 yılında yalnızca 4 aylık ecrimisil tahakkuk ettirildiğini ve yaklaşık 1 milyon 100 bin TL tahsil edildiğini söyledi.
Ardından 12 aylık yeni ecrimisil tahakkukunun yapılacağı ifade edildi.
Fakat bugün takvim Mart 2026’yı gösteriyor.
Burada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Belediye kendi taşınmazındaki işgali neden zamanında sonlandırmadı ve ecrimisil neden düzenli yürütülmedi?
Yaklaşık 6 milyon TL’lik gelir sorusu
2024 yılında tahsil edilen 1.1 milyon TL’lik 4 aylık ecrimisil dikkate alındığında, aynı taşınmaz için oluşabilecek toplam ecrimisil tutarının yaklaşık 6 milyon TL seviyesine ulaşabileceği değerlendiriliyor.
Ancak bu gelir şu ana kadar ne tam olarak tahakkuk ettirilmiş, ne de tahsil edilmiş görünüyor.
İşte tam bu noktada dikkat çekici bir çelişki ortaya çıkıyor.
Bir tarafta belediye başkanı 5.8 milyon TL’lik borç için ödeme emri geldiğini anlatıyor.
Diğer tarafta belediyenin kendi taşınmazından doğabilecek yaklaşık aynı büyüklükteki kamu geliri ortada görünmüyor.
Bu nedenle kamuoyunda şu soru giderek daha yüksek sesle soruluyor:
Borçtan şikâyet eden bir belediye, kendi gelir kaynaklarını neden etkin şekilde yönetemiyor?
İşgal varken ihale hazırlığı
Söz konusu taşınmaz için şimdi bir de 10 yıllık kiralama ihalesi planlanıyor.
Mecliste verilen bilgiye göre alan üzerinde:
alt katı otopark
üst katı spor tesisi
olacak şekilde bir proje düşünülüyor.
Ancak bu projenin ayrıntıları henüz kamuoyuna açıklanmış değil.
Spor tesisi gerçekten kamuya açık mı olacak?
Otopark ücretli mi olacak?
Kiracı hangi şartlarla yatırım yapacak?
Sözleşme sonunda yapılacak yapılar belediyeye mi kalacak?
Bu soruların hiçbiri şu an net değil.
Üstelik işgal altında olduğu kabul edilen bir kamu taşınmazı için ihale hazırlığı yapılması da yeni tartışmaları beraberinde getiriyor.
İşgalci kim?
Meclis toplantısında taşınmazın işgal altında olduğu açıkça ifade edilmesine rağmen bu işgalin kim tarafından gerçekleştirildiği kamuoyuna açıklanmadı.
Oysa kamu taşınmazlarında en temel şeffaflık ilkesi şudur:
Kamu malını kim kullanıyor?
Bu nedenle kamuoyunun cevabını merak ettiği ilk soru şu:
Belediyeye ait spor tesis alanını kim işgal ediyor?
Sadece spor alanı mı işgal edildi?
Bölgedeki vatandaşların aktardığı bilgilere göre işgal iddiası yalnızca spor alanıyla sınırlı olmayabilir.
İki parsel arasında yer alan ve yaklaşık 900 metrekare büyüklüğünde olduğu ifade edilen yol alanının da fiilen kullanıldığı ileri sürülüyor.
Eğer bu doğruysa yeni sorular ortaya çıkıyor:
Bu yol alanı için ecrimisil yazıldı mı?
Yol alanı kamu kullanımına açık mı?
Yoksa fiilen kapatıldı mı?
Kent hakkı tartışması
Bu taşınmazın imar planındaki fonksiyonu spor tesis alanı.
Bu tür alanların amacı basittir:
kentte yaşayan insanların spor yapabileceği kamusal alanlar oluşturmak.
Eğer bu alan uzun süre fiilen kullanılamıyorsa ve mahalle sakinleri bu tesisten yararlanamıyorsa, mesele yalnızca bir mülkiyet sorunu olmaktan çıkar.
Bu durumda şu soru da gündeme gelir:
Mahallelinin spor tesisini kullanma hakkının ortadan kalkması bir kent suçu sayılmaz mı?
Yanındaki otel inşaatı tesadüf mü?
Söz konusu alanın hemen yanında devam eden bir otel inşaatı bulunuyor.
Bölgedeki birçok kişi bu alanın bir süredir şantiye ve işçi konaklama alanı olarak kullanıldığını dile getiriyor.
Eğer spor tesis alanı fiilen özel bir inşaat faaliyetinin kullanımına bırakıldıysa, bu durum yalnızca ecrimisil meselesi değil, aynı zamanda kamu alanının amacı dışında kullanımı tartışmasını da gündeme getirir.
Asıl soru
Ortaya çıkan tablo, Bodrum’da yeni bir tartışmayı başlatmış durumda.
Borçtan söz eden bir belediye yönetimi var.
Ama aynı belediyenin kendi taşınmazında oluşan gelir potansiyeli tartışmalı.
Bu nedenle kamuoyunun cevabını beklediği sorular açık:
Spor tesis alanını kim işgal ediyor?
İşgal neden zamanında sona erdirilmedi?
2025 yılı ecrimisil süreci neden gecikti?
Yaklaşık 900 metrekarelik yol alanı da işgal kapsamında mı?
Bu alan için ecrimisil yazıldı mı?
Mahallelinin spor tesisini kullanma hakkı neden ortadan kalktı?
Emlak ve İstimlak Müdürlüğü hakkında herhangi bir idari inceleme başlatıldı mı?
Bodrum’da artık yalnızca borç konuşulmuyor.
Belediyenin kendi kamu malını ne kadar koruyabildiği ve kamu gelirini ne kadar toplayabildiği de konuşuluyor.
Ve belki de en çarpıcı soru şu:
5.8 milyon için ödeme emri gelirken, yaklaşık 6 milyonluk kamu geliri neden ortada yok?
Vesselam…
Not:
Söz konusu taşınmazın işgal altında olduğu belediye meclisinde açıkça dile getirilmesine rağmen, alanın 10 yıl süreyle kiralanmasına ve ihale yetkisinin encümene verilmesine ilişkin kararın oy birliği ile kabul edilmesi dikkat çekti. Kamuoyunun asıl merak ettiği ise şu: İşgalci kimdir ve bu kişi ya da kişilerin süreci etkileyen özel bir durumu mu vardır? Aksi halde, işgal altındaki bir kamu alanı için hiçbir çekince ortaya konulmadan oy birliğiyle karar alınması nasıl açıklanacaktır?