DOLAR
43,2844
EURO
50,6422
ALTIN
6.567,77
BIST
12.751,70
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Az Bulutlu
7°C
Muğla
7°C
Az Bulutlu
Salı Az Bulutlu
9°C
Çarşamba Çok Bulutlu
7°C
Perşembe Yağmurlu
9°C
Cuma Yağmurlu
9°C
Polat su reklam

Uzmanına Sorduk: Omurga Kırığı Sonrası Eski Hayata Dönmek Mümkün mü?

Omurga kırıklarının tiplerinden cerrahi yöntemlere, iyileşme sürecindeki kritik dönemlerden hasta psikolojisine kadar merak edilen tüm detayları Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Dr. Öğr. Üyesi, Beyin, Sinir ve Omurga Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Caner SARIKAYA ile konuştuk.

Uzmanına Sorduk: Omurga Kırığı Sonrası Eski Hayata Dönmek Mümkün mü?
A+
A-

29Omurga kırığı, meydana geldiği andan itibaren hastanın hayatında hem fiziksel bir yıkım hem de ciddi bir psikolojik süreç başlatır. “Eskisi gibi yürüyebilecek miyim?”, “Eski sağlığıma kavuşabilecek miyim?” gibi sorular bu sürecin en büyük kaygı kaynaklarıdır. Ancak modern tıp ve doğru rehabilitasyon yaklaşımlarıyla bu zorlu süreci başarıyla yönetmek mümkün.

Omurga kırıklarının tiplerinden cerrahi yöntemlere, iyileşme sürecindeki kritik dönemlerden hasta psikolojisine kadar merak edilen tüm detayları Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Dr. Öğr. Üyesi, Beyin, Sinir ve Omurga Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Caner SARIKAYA ile konuştuk.

1. Her omurga kırığı aynı mıdır? Hangi kırıklarda ameliyat kaçınılmaz olur?

Her omurga kırığı aynı ciddiyette değildir; kırığın tipi tedavi yol haritamızı belirler. Spinöz process veya lamina dediğimiz bölgedeki kırıklar genellikle ‘stabil’ kırıklardır ve daha kolay iyileşir. Ancak kırık; faset eklem, korpus veya pedikül dediğimiz kısımlara uzanıyorsa, biz bunlara ‘instabil’ (sinir hasar riski olan) kırıklar diyoruz. İşte bu instabil durumlarda omurgayı korumak için cerrahi müdahale şarttır. Ameliyat esnasında pedikül vidaları dediğimiz implantları kullanarak omurgayı güçlendiriyor ve hastanın güvenle hareket etmesini sağlıyoruz. . Özellikle hastada instabilite dediğimiz, omurganın sinirlere hasar verme riskinin bulunmadığı durumlarda daha koruyucu yöntemlere başvurabiliyoruz. Özellikle omurganın sadece korpus (gövde) kısmında çökme meydana gelmişse ve omurganın genel dengesi bozulmamışsa, bu vakaları ‘izole’ olarak adlandırıyoruz. Bu tip durumlarda, halk arasında ‘kapalı yöntem’ veya ‘kemik çimentosu’ olarak bilinen vertebroplasti veya kifoplasti işlemlerini tercih ediyoruz.

2. Kırık kendini nasıl belli eder? Bel fıtığı ağrısıyla karışır mı?

Omurga kırığının en tipik ve ayırt edici belirtisi lokal hassasiyettir; yani kırığın olduğu kemiğin üzerine dokunulduğunda veya bastırıldığında hissedilen şiddetli, noktasal bir ağrıdır. Ancak belirtiler kırığın şiddetine göre değişkenlik gösterebilir:

  • Acil Müdahale Gerektiren Durumlar: Eğer bir travma veya kaza sonrası kırık ilerlemiş ve sinir dokusuna baskı yapmaya başlamışsa; bacaklarda ani başlayan ağrı, uyuşma ve en kritiği güç kaybı gözlemlenir. Bu tabloyla karşılaşıldığında, kalıcı hasarı önlemek adına vakit kaybetmeden acil cerrahi müdahale planlanmalıdır.
  • İleri Yaş ve Osteoporoz Riski: Özellikle ileri yaş grubundaki hastalarda, kemik erimesine bağlı osteoporotik (çökme) kırıkları sıklıkla karşımıza çıkar. Bu kırıkların neden olduğu ağrılar çoğu zaman ‘bel fıtığı’ ağrısı ile karıştırılabilir. Hasta ağrıyı fıtık sanıp ihmal edebilir; ancak kemik yapısındaki bu sessiz çökmeler, fıtıktan çok farklı bir tedavi süreci gerektirir.

Özetle; geçmeyen, üzerine basınca artan veya bacaklarda güçsüzlük yapan her ağrıda ‘basit bir bel ağrısı’ diyerek zaman kaybetmemek, uzman bir hekime başvurmak hayati önem taşır.

3. Ameliyatsız çözümler mümkün mü? Korse kullanımı nasıl olmalı?

Eğer hastada güç kaybı yoksa ve kırık stabilse, cerrahi yerine korse veya boyunluk tedavisi tercih ediyoruz. Bu süreç genellikle doktor önerisiyle 4-6 hafta sürer. Hastalarımızın en çok sorduğu soru korseyi ne zaman takacaklarıdır: Korse ayakta ve hareket halindeyken mutlaka kullanılmalı, ancak yatarken çıkarılmalıdır. Sadece korpus bölgesinde çökme olan uygun hastalarda ise cerrahiye alternatif olarak vertebroplasti veya kifoplasti (kemik çimentosu) işlemlerini başarıyla uyguluyoruz.

4. Güç kaybı yaşayan hastalar için iyileşme süreci nasıl işler?

Kaza sonrası güç kaybı gelişen hastalarda zamanla yarışırız. Ameliyat sonrası yara iyileşmesini takiben fizik tedaviye çok erken başlanmalıdır. Yara iyileşmesi beklenen süreçte ise hasta yatak içi egzersizlerini ihmal etmemelidir. Özellikle ciddi güç kaybı olan hastalarda robotik rehabilitasyon merkezleri iyileşme hızını artıran en büyük yardımcılarımızdır. Unutulmamalı ki; iyileşme ivmesi ilk 6 ayda çok hızlıdır. İlk 1 yıllık süreç, hastanın eski hayatına dönmesi için en kritik dönemdir.

5. Bu süreçte hastanın ve yakınlarının psikolojisi süreci nasıl etkiler?

Omurga kırığı sonrası güç kaybı gelişen bir hasta için ilk evre, sadece fiziksel bir kısıtlanma değil, aynı zamanda derin bir ‘yas dönemi’dir. Hasta; kaybettiği hareket özgürlüğünün, eski alışkanlıklarının ve bağımsızlığının yasını tutar. Bu süreçte inkar, öfke ve çaresizlik hissetmesi son derece doğaldır. Ancak klinik tecrübelerimiz gösteriyor ki; iyileşmenin asıl başladığı yer, hastanın bu yas sürecinden çıkıp fizik tedavi uzmanıyla ve fizyoterapist ile gerçek bir ‘ekip ruhu’ yakaladığı andır. Bu uyum sağlandığında, iyileşme artık bir ihtimal değil, kaçınılmaz bir sonuç haline gelir.

Hastalarımıza bu zorlu yolda verdiğimiz en önemli tavsiye şudur: Kendinizi aylar öncesiyle değil, sadece bir hafta öncesiyle kıyaslayın. Aylar öncesine bakmak, ‘nereden nereye geldim’ düşüncesiyle moral bozabilir. Oysa bir hafta önce hareket ettiremediğiniz bir parmağınızın bugün kıpırdaması veya bir saniye daha fazla ayakta durabilmeniz, vücudunuzun size verdiği bir zafer işaretidir. Bu küçük, ‘mikro ilerlemeleri’ fark etmek, hastanın beyninde ‘başarabilirim’ sinyalini ateşler ve bu motivasyon, fizik tedavideki performansı doğrudan etkiler.

Bu noktada biz doktorlara ve özellikle hasta yakınlarına hayati bir görev düşüyor. Hasta yakınları sadece fiziksel bir bakım veren değil, aynı zamanda umudun koruyucusu olmalıdır. Bizler tıbbi müdahaleyi yaparız, ancak iyileşme sürecindeki o uzun sabır yolculuğunu hastanın motivasyonu belirler. Unutulmamalıdır ki; omurga iyileşirken zihin de iyileşmeli; çünkü beden ancak zihnin inandığı yere kadar gidebilir.

Sonuç olarak, omurga kırığı sonrası eski hayata dönmek sadece cerrahi bir başarı değil, aynı zamanda hasta, hekim ve hasta yakınlarının birlikte yürüdüğü bir sabır yolculuğudur. Özellikle ilk 6-12 aylık kritik dönemi doğru değerlendirmek, küçük ilerlemelerin motivasyonuyla fizik tedaviye sarılmak iyileşmenin anahtarıdır. Unutulmamalıdır ki; doğru tanı, zamanında müdahale ve güçlü bir moral ile omurga kırığı ve omurilik felcinin aşılması imkansız bir engel değildir. Adım adım, sabırla ve uzman rehberliğinde eski sağlığınıza kavuşmanız mümkündür.

ÖNEMLİ NOT: Bu içerik Maltepe Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Op. Dr. Caner Sarıkaya‘nın görüşleri doğrultusunda genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tedavi yöntemleri kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Kendi durumunuzla ilgili en doğru tanı ve tedavi planı için lütfen doktorunuza danışınız.

Polat su reklam