Göcek, Marmaris ve Bodrum’da yat kiralamaya talep azaldı, tekneler marinada kaldı. Yüksek maliyetler, daralan talep ve artan çevresel baskılar yat turizmini tehdit ediyor. Yeni bir yaklaşıma ihtiyaç var.
Yüksek maliyetler, daralan talep, artan marina ücretleri ve çevresel yıkım… Türkiye’nin en güçlü turizm kozlarından biri olan yat ve gulet turizmi tehlike sinyalleri veriyor.
Bu yıl Göcek, Marmaris ve Bodrum gibi Türkiye’nin yat turizmi merkezlerinde alışılmışın dışında bir manzara var: marinalar dolu, deniz boş.
Yat ve Tekne Endüstrisi Derneği (YATED) Genel Sekreteri Orhun Şentürk’ün açıklamaları, tabloyu net biçimde özetliyor:
“Charter ve günübirlik tekne turlarında ciddi düşüş var. Tekne sahipleri satışa yöneliyor.”
Özellikle yerli turistin, artan maliyetler nedeniyle tekne kiralama gibi seçeneklerden uzaklaştığı görülüyor. Bu durum, sadece sezonluk dalgalanma değil, yapısal bir kriz.

Avrupalı turistlerin ilgisi yat kiralamada gerilemeye başlarken, satış tarafında Rusya, Azerbaycan, Kazakistan ve bazı Orta Doğu ülkeleri öne çıkıyor. Ancak bu talep, yat turizmini ayakta tutmaya yetmiyor.
“Türkiye bayraklı tekneler hâlâ cazip, ancak yüzde 20 KDV sıfır tekne satışlarını ciddi biçimde vurdu.”
Şentürk’ün dikkat çektiği bir diğer önemli nokta: marina bağlama ücretlerindeki patlama.
Bu maliyetler karşısında yerli tekneciler, Karaburun, Datça, Kuzey Ege gibi butik lokasyonlara yöneliyor. Ama oralarda da altyapı ve çevresel taşıma kapasitesi yetersiz.
Marmaris Hisarönü Körfezi’nden bildirilen tablo çarpıcı:
“Kıyıdan halat alıp tüm sezon sabit kalan tekneler, doğrudan kirlilik ve erişim krizine yol açıyor.”
Türkiye’nin yıllardır elinde tuttuğu yeşil koylar, uygun fiyat, iskele kolaylığı gibi avantajları artık büyük ölçüde ortadan kalktı.
Üstelik Rusya-Ukrayna savaşı gibi jeopolitik etkenler de önemli kaynak pazarları olumsuz etkiliyor.
Bugünkü tablo sadece Türkiye’ye özgü değil. Adriyatik’te, özellikle Hırvatistan’da da fiyatlar yükseldi, kıyılar kalabalıklaştı. Ancak Hırvatistan, AB regülasyonları sayesinde çevresel dengeyi hâlâ koruyabiliyor.
Türkiye ise bu noktada ciddi bir kırılma yaşıyor:
“Yat turizmi, doğayı ve kıyıyı tüketen değil, yaşatan bir anlayışla yeniden ele alınmalı.”
Yat turizmini sadece gelir kapısı olarak değil, kültürel ve çevresel değer olarak gören bir yaklaşıma ihtiyacımız var.
Bu da ancak;
Tekneler sadece marinada değil, politikada da beklemede. Bu gidiş, sürdürülebilir değil. Denize soluk vermek, kıyıya yeniden yaşam katmak için yeni bir hikâye yazılmalı. Çünkü bu hikâyede sadece lüks değil, ortak bir gelecek var.