Terörsüz Türkiye Vurgusu Yılbaşında Meydanlara Ulaşabildi mi?
Dini bayramlardan eksilenler, erken kapanan meydanlar ve bir araya gelme duygusunun daraldığı bir yılın ardından bu soru Muğla’dan daha yüksek sesle soruluyor.
Bu ülkede dini bayramlar bir süredir eksiliyor.
Sadece sofralardan değil, gelenek aktarımımızdan da.
Bayram, giderek zengin kesim için bir tatil ilanına dönüşüyor.
Bir mesajı tüm sülaleye üç saniyede gönderip dokuz günlüğüne uzaklaşmak mümkün.
Gelenekleri yaşatmak isteyenler içinse kapıda nöbet tutan şey çoğu zaman maddi yetersizlikler oluyor.
Kurban Bayramı’ndan et eksildi.
Ramazan sofrasından çeşitlilik çekildi.
Ramazan Bayramı’nda şeker ve çikolata sembolik hâle geldi.
Emekliler için bayram, misafir gelirse nasıl ağırlanacağı hesabına dönüştü.
Dini bayramlar takvimde duruyor ama hayatta daralıyor.
Bakıyoruz; gelenekler elden giderken onları tutmak için yükselen bir ses yok.
Sofradan eksilenlere, ziyaretlerin azalmasına, bayramın içinin boşalmasına karşı güçlü bir itiraz duyulmuyor.
Ancak her ne hikmetse, yılbaşı geldiğinde bir kesim hızla sıraya giriyor.
“Bize uymaz”, “gavur geleneği” demek için.
Oysa mesele yılbaşı değil.
Asıl mesele, kendi dini bayramlarımız sessizce kaybolurken gösterilmeyen hassasiyetin,
bir gecelik takvim değişiminde hatırlanması.
Hep birlikte bir araya gelerek yiyeceğimiz yemeğin nesi geleneklerimize sığmıyor?
Çocukların, gençlerin meydanda bir arada geri sayım yapmasının, yeni takvimi karşılamasının, umutlarını tazelemesinin nesi tehdit barındırıyor?
Aynı sofraya oturmak, aynı gökyüzüne bakmak, aynı saniyede yeni bir yıla girmek ne zamandan beri bu topraklara yabancı?
Yılbaşı akşamları dışarıda olmaya can atan biri değilim.
Ama halkın bir arada sokağa çıkıp yaptığı kutlamaları izlemeyi severim.
Kalabalık için değil; o kalabalığın verdiği “buradayız, birlikteyiz, bize bir şey olmaz” duygusunu tatmayı sevdiğim için.
Bu yıl o duygu da eksildi.
31 Aralık akşamı Menteşe Kent Meydanı’na gidenler geri sayım görmedi.
Simgesel bir yeni yıl anı yaşatılmadı.
Çocukların gittiği buz pateni pisti vardı ama saat 20.30’da kapandı.
Meydan, yılbaşına herkesten önce girip kepenk indirmiş gibiydi.
Ertesi gün aynı meydandan yapılan “çalışanlarımızla bir araya gelerek yeni yılı meydanda karşıladık” paylaşımları ise ister istemez bir soru bıraktı geride:
Bir araya gelmek mümkün müydü, değil miydi?
Öte yandan Muğla’nın turizm beldeleri de yılı sönük kapattı.
Marmaris’te esnaf umduğunu bulamadı.
Bodrum’da yer yer ışıklar bile yoktu ve hareket çok sınırlıydı. Gençler buluşmak için “bir şey olursa kaçarız” diye açık alanları tercih ettiklerini duyurdu haber bültenlerinde. Düşünebiliyor musunuz dostluğun, huzurun, barışın simgesi Bodrum’da!
Fethiye’de yılbaşı, “idare eder” cümlesiyle özetlendi.
Bu tablo, 12 ay kesintisiz turizm hedefinin yılın bu gecesinde ne kadar karşılık bulduğunu da düşündürüyor.
Geçim sıkıntısı içindeki insanlar için meydanlar eğlence alanı değil;
nefes alma alanıdır.
Kalabalık her zaman tehdit değildir.
Bazen güvenin kendisidir.
Yıl boyunca “Terörsüz Türkiye” vurgusunun yapıldığı bir yılın sonunda,
insanların bir araya gelme duygusunun da daraldığı hissi oluşuyorsa;
burada durup düşünmek gerekir.
Çünkü bu ülkede önce dini bayramlar eksildi.
Sonra sofralar küçüldü.
Şimdi de meydanlar erken kapandı.
Bayramları yoksullukla, meydanları korkuyla küçülten bir ülkede, gelenekler değil; birlikte olma duygusu tehlike altındadır.
Haydi selametle…