TÜRSAB Bodrum BTK Başkanı Enver Kantarmış, “Bodrum Denizciliğinin Geleceği Tehlikede” raporunu valilik ve bakanlığa sundu. 8 bin tekneye 2 atık alım teknesi uyarısı, kaçak charter iddiası ve 2026 sezonu için acil eylem çağrısı.
Muğla’nın Bodrum ilçesinde deniz kirliliği, koyların yapılaşma baskısı ve denetim eksikliği deniz turizmi sektörünü tedirgin ediyor. TÜRSAB Bodrum Yürütme Kurulu Başkanı Enver Kantarmış, “Bodrum Denizciliğinin Geleceği Tehlikede” başlıklı raporu Muğla Valiliği ile Kültür ve Turizm Bakanlığına sunduklarını belirterek 2026 sezonu öncesi acil eylem çağrısı yaptı.
Kantarmış, Bodrum’da 8 binin üzerinde tekne bulunduğunu, ancak atık alım teknesi sayısının yalnızca 2 olduğunu vurgulayarak “Deniz biterse getirecek turisti de bulamayız” dedi. Raporda, Bodrum’un “vergisiz yabancı charter yat cenneti” haline geldiği iddiasına da yer verildi.
“25 yıllık kaptanım, denizciyim; 30 yıldır turizmin içindeyim. Deniz turizminin sorunları hiç bu kadar zirve yapmamıştı. Bindiğimiz dalı kesiyoruz. Milas-Bodrum Havalimanı bölgesindeki kötü koku, cennet koyların betona dönüşmesi gibi olumsuzluklar deniz turizmini bitiriyor. Acil önlem alınmalı; denizler, koylar biterse getirecek turist de bulamayız” ifadelerini kullandı.
Hazırlanan raporda, Bodrum’un doğal koyları ve yatçılık geleneğinin ulusal ölçekte stratejik bir değer olduğuna dikkat çekilirken, altyapı yetersizliği ve mevzuat boşluklarının çevresel sürdürülebilirlik ile adil rekabeti tehdit ettiği görüşü paylaşıldı. Sektör temsilcileri, denetim, altyapı ve planlamanın eş zamanlı ele alınmaması halinde çevresel tahribatın derinleşeceğini ve Bodrum markasının aşınacağını belirtti.
Raporda mavi kart ve atık yönetimi başlığı özellikle öne çıkarıldı. 8 binden fazla tekneye karşılık yalnızca 2 atık alım teknesi bulunduğu, bunun hem operasyonel kilitlenme yarattığı hem de hizmet kapasitesi düşükken ceza uygulamalarının adaletsizlik tartışmalarını büyüttüğü ifade edildi. Çözüm olarak tank doluluk göstergesi zorunluluğu, limanlarda sabit vakum sistemleri ve hizmet esaslı denetim modeli önerildi.
Koyların kapatılması ve kamusal alanın işgali başlığında, bazı koylarda amatör teknelerin fiilen alanı kapattığı, günlük tur teknelerinin erişiminin zorlaştığı aktarıldı. Bu sorunun çözümü için “kamusal alan işgali” tanımının mevzuatta netleştirilmesi, ağır yaptırımlar uygulanması ve Sahil Güvenlik denetimlerinin artırılması gerektiği vurgulandı.
Kaçak charter ve haksız rekabet bölümünde, yabancı bayraklı yatların vergisiz charter yaptığı iddiasına yer verildi. Ayrıca ruhsatsız kaptan faaliyetlerinin güvenlik riski doğurduğu belirtildi. Çözüm önerileri arasında katmanlı yaptırım modeli, ehliyete el koyma uygulamaları ve kaptan bazlı takip sistemi yer aldı.
Dijital pazarda yasa dışı faaliyet başlığında, Telegram ve WhatsApp grupları üzerinden kaçak pazarlama yapıldığı, bazı ödemelerin kripto para ile alındığı ileri sürüldü. Raporda, siber devriye mekanizmalarının kurulması ve aracılık edenlere ağır adli yaptırımlar uygulanması önerildi.
Liman kapasitesi ve lojistik bölümünde, liman altyapısının yetersiz kaldığı, bakım maliyetlerinin yüzde 200 arttığı ifade edildi. Raporda balıkçı barınaklarının tur teknelerine kontrollü biçimde açılması, trafik yönetimi ve yeni tersane yatırımları gibi başlıklar çözüm önerisi olarak sıralandı.
Bodrum’un marka değeri açısından Milas-Bodrum Havalimanı bölgesindeki kötü koku sorununun turizm algısını zedelediği, deniz taksilerinin kontrolsüz artışının düzen ve güvenlik sorunlarına zemin hazırlayabileceği, geleneksel gulet üretiminin ise kaybolma riski taşıdığı vurgulandı. Bu başlıklarda teknik giderim, sayı kotası ve GEKA iş birliğiyle teşvik mekanizmaları önerildi.
Denizden karaya entegrasyon bölümünde, feribot trafiğinin kale çevresini kilitlediği ve turist akışını olumsuz etkilediği belirtildi. Cruise turistinin yaklaşık yüzde 70’inin şehre inmediği, bu nedenle kent ekonomisinin beklenen katkıyı alamadığı değerlendirmesi paylaşıldı. Çözüm olarak seferlerin yeni limana taşınması, yaya akslarının genişletilmesi, karşılama ve yönlendirme alanlarının düzenlenmesi ile otopark planlaması önerildi.
Raporda, valilik bünyesinde hızlı karar alabilecek bir koordinasyon merkezi kurulması amacıyla “Denizcilik Masası” önerisi de yer aldı. Bu yapının kıyı yönetimi entegrasyonu, gürültü kontrolü, estetik dönüşüm ve belediye-sektör koordinasyonunu tek bir zeminde birleştirmesi gerektiği ifade edildi.
Kantarmış, sorunların bireysel değil yapısal olduğunu belirterek “Kurallara uyan işletmelerin korunması için kaçak faaliyetlere karşı sıfır tolerans bir tercih değil, zorunluluktur. Yerel yönetimler ve ilgili devlet kurumları el ele vermeli, hızla sorunların üzerine gidilmeli. Acil eylem planı hazırlanıp bu sezon yürürlüğe girmeli” dedi.