Muğla’nın ve Bodrum’un su sorunu “sudan sebeplerle” çözümsüzlüğe terk edilemez. CHP Muğla il ve ilçe örgütleri 13 ilçede eş zamanlı basın açıklaması yaparak “Su krizi, doğal değil siyasidir” dedi.
Ben de diyorum ki: Muğla CHP bu açıklamayla siyasi hata yapmıştır.
Çünkü yerel seçimlerde umut tacirliğiyle alınan oylar adeta hiçe sayılmış, “Ben sizin sorunlarınızı çözecektim ama yetkim yok, sorumluluğum var” denilerek top taca atılmıştır. Peki seçmen yarın çıkıp şunu demeyecek mi?
“Madem siz çözemiyorsunuz, konu da siyasi… O zaman sorunumuzu kim çözecekse o gelsin!”
Seçim öncesi meydanlarda “Güçlü Muğla Lobisi kuracağım” diyen Ahmet Aras, bu lobiyi neden kuramamıştır?
Aras, Cumhurbaşkanı’nın Okluk’ta zaman geçirmesini ve kendi ifadeleriyle “Ben fahri Muğlalıyım” demesini hatırlatıp, “Doğru ve sağlam projeyle gidersek destek alırız” demedi mi? Hani bu lobide Muğla AK Parti milletvekilleri, AK Parti Muğla Büyükşehir Belediye Başkan adayı Aydın Ayaydın da olacaktı?
Sonra ne oldu?
Bir gün çıkıp “Cumhurbaşkanı Muğla’nın su sorununu çözecek krediye onay vermedi. Bodrum ve Muğla’nın su sorunu çözümsüz bırakıldı” denildi.
Öteki gün Tamer Mandalinci “Bakanlarımıza doğru, ayağı yere sağlam basan projeler götürürseniz parti ayırt etmeden her belediyemizi destekliyorlar” dedi.
Aradan çok geçmedi, bu kez Aras, “Muğla Büyükşehir Belediyesi ve MUSKİ bünyesinde hazırlanan nitelikli projelerin devlet tarafından onaylanması son derece değerli” diyerek Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel’e teşekkür etti.
Şimdi soruyorum: Hiç bunlar yaşanmamış gibi, CHP il ve ilçe örgütlerinin “Su krizi, doğal değil siyasidir” sözlerine sizce kim inanır?
Hani durum siyasiydi!
O ne dedi, bu ne dedi… O ne yaptı, bu ne yaptı… Sonuç değişiyor mu? Musluklardan su akmıyor.
İçme ve kullanma suyu problemi, bir bütün olarak masaya yatırılıp projelendirilmemiştir. Bugün Dalaman Çayı’ndan su verilmiş olsa dahi, yarın musluklarımızdan su akmayacaktır. Çünkü her yeni kaynak, beraberinde başka bir sorunu getirir.
Bir taraftan “Bizim suyumuz termik santrale veriliyor” diye ağlayanlar, “Ekinambarı kaynağından içme ve kullanma suyu temini” projesi gündeme gelince Milas halkı “Bizim su kaynağımız neden Bodrum’a veriliyor?” derse ne diyecekler? Ki diyorlar.
Ya Dalaman halkı “Bizim suyumuz bize sorulmadan neden Aydın’a, Bodrum’a veriliyor?” derse ne yapacaklar?
Toplumsal belediyecilik, sosyal belediyecilik propagandasıyla seçilip işin “magazin belediyeciliğine” dönmesi, asıl sorundur.
Belediyecilik, sorun savsaklanacak ve ağlanacak bir yönetim değildir. Siyaset yönetme sanatıdır. Yönetme sanatı da sorun çözmekten geçer.
Söylenen bütün “çözümler” yüksek maliyeti beraberinde getiriyor. Üstelik elde doğru dürüst veri yok; hangi mahallede ne kadar kayıp-kaçak var, şebeke nerede bitiyor, nüfus yazın kaça çıkıyor, günlük ihtiyaç kaç metreküp… Bunlar ortaya konmadan, sadece “büyük proje” anlatmakla bu iş çözülmez.
Çözüm nedir diye soracaksınız… Ben de diyeceğim ki: Gidin, seçtiklerinize sorun. Ama eş zamanlı olsun.
Ahmet Aras’ın söyleyemediklerini, CHP il ve ilçe örgütleri mi söyledi?
Vesselam.