Muğla’nın Menteşe ilçesinde Kışla Parkı ve çevresinde yürütülen düzenleme çalışmaları kentte sert bir tartışmaya dönüştü. Parkta mermer kaplama uygulamaları ve bazı ağaçların kesildiği iddiaları kamuoyunda tepki toplarken, mesele artık sadece bir peyzaj düzenlemesi olmaktan çıktı.
Kışla Parkı, Menteşe’nin sembol alanlarından biri olarak görülüyor. Yıllar önce dikilen ağaçların kesildiğini söyleyen bir yurttaşın “Bu bir cinayet” sözleri, tartışmanın duygusal boyutunu ortaya koydu.
Tepki gösteren vatandaşlar, konunun estetik değil; gölge alan kaybı, doğal zemin azalması ve kent hafızasının zarar görmesi olduğunu savunuyor.
Muğla’daki tartışmaya ilişkin değerlendirme yapan Serdar Denktaş ise park yüzeylerinin mermerle kaplanmasının iklim değişikliğine uyum politikalarıyla çeliştiğini belirtti. Yağmur suyunun toprağa sızmasının engellenmesi, yüzey akışının artması, ısı adası etkisinin büyümesi ve karbon ayak izi gibi başlıklar gündeme taşındı.
Denktaş ayrıca Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin yayımladığı İklim Deklarasyonu ile mevcut uygulama arasında uyum olup olmadığı sorusunu yöneltti.
Tartışmalar sürerken Sabah Gazetesi Muğla Bölge Şefi Hayrettin Şaşmaz, sosyal medya paylaşımında hayat pahalılığına ve kira artışlarına dikkat çekerek park tartışmasının büyütülmemesi gerektiğini savundu ve “Kışla Parkı’ndan Gezi çıkmaz” ifadelerini kullandı.
Burada iki ayrı başlık dikkat çekiyor:
Hayat pahalılığına vurgu yapılması, doğrudan iktidarın ekonomik politikalarına bir gönderme mi?
Park tartışmasının “Gezi” benzetmesiyle çerçevelenmesi ise yeni bir soru doğuruyor.
İktidarın yıllardır Gezi süreci için kullandığı tanımlar hatırlandığında — “darbe girişimi”, “kalkışma”, “dış destekli provokasyon” gibi ifadeler — şu soru kaçınılmaz hale geliyor:
“Gezi çıkmaz” denilerek burada ne ima edilmektedir?
Parka yönelik çevresel itirazlar bir kalkışma olarak mı görülüyor?
Kentlilerin ağaç hassasiyeti bir provokasyon ihtimaliyle mi eşleştiriliyor?
Yoksa yalnızca tartışmayı küçültmeye yönelik bir siyasi refleks mi devreye giriyor?
Bu soruların yanıtı, söylemin gerçek anlamını ortaya koyacaktır.
Tartışmanın merkezinde hâlâ somut başlıklar var:
Kaç ağaç kesildi, kaçı taşındı?
Sert zemin oranı ne kadar arttı?
Yeşil alan oranı düştü mü?
Uygulama Muğla İklim Deklarasyonu ile uyumlu mu?
Kışla Parkı meselesi artık yalnızca bir düzenleme değil; kent hafızası, iklim politikası ve söylem tutarlılığı ekseninde büyüyen bir kamusal tartışma haline gelmiş durumda.
Sorular net.
Cevaplar ise hâlâ bekleniyor.