Danıştay, turizm amaçlı kısa süreli konut kiralamalarında izin belgesi alan ev sahiplerinin otomatik olarak ticari kazanç ve KDV mükellefi sayılamayacağına karar verdi.
Danıştay, turizm amaçlı kısa süreli konut kiralamalarında milyonlarca ev sahibini ve turizm bölgelerini ilgilendiren önemli bir karara imza attı. Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan kiralamalarda, konut sahibinin yalnızca “Turizm Amaçlı Kiralanan Konut İzin Belgesi” almış olması, faaliyetin otomatik olarak ticari faaliyet sayılması için yeterli görülmedi.
Karar, Bodrum gibi kısa süreli konut kiralamalarının yoğun olduğu turizm merkezleri açısından doğrudan önem taşıyor.
Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 24 Ocak 2025 tarihli genel yazısında, turizm amaçlı kiralama izin belgesi alan konut sahiplerinin faaliyetlerinin ticari faaliyet olarak değerlendirilmesi, bu kapsamda gelir vergisi yönünden ticari kazanç mükellefiyeti tesis edilmesi ve yüzde 20 KDV hesaplanması gerektiği belirtilmişti.
Bu yaklaşım, kısa süreli kiralama yapan konut sahiplerinin yalnızca kira geliri beyan etmesi yerine, ticari işletme gibi vergilendirilmesi sonucunu doğuruyordu.
Danıştay’ın 3. ve 7. Daireleri tarafından verilen kararla, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın söz konusu genel yazısının yürütmesi durduruldu. Kararda, kısa süreli konut kiralamasının tek başına ticari faaliyet olarak kabul edilemeyeceği değerlendirildi.
Buna göre bir faaliyetin ticari kazanç sayılabilmesi için yalnızca konutun günlük, haftalık ya da aylık kiralanması yeterli değil. Otel, pansiyon veya apart işletmeciliğine benzer bir organizasyonun bulunması; kahvaltı, yemek, günlük temizlik gibi konaklama hizmetlerinin ayrıca sunulması gerekiyor.
Danıştay kararında öne çıkan değerlendirme şu oldu: Bir konutun daha fazla gelir elde etmek amacıyla kısa süreli kiralanması, elde edilen gelirin niteliğini tek başına değiştirmez.
Bu nedenle, organizasyon ve ek hizmet unsuru bulunmayan kiralamalarda gelir, ticari kazanç değil, gayrimenkul sermaye iradı yani kira geliri kapsamında değerlendirilmeye devam edebilir.
Karar, turizm amaçlı kiralama izin belgesi zorunluluğunu ortadan kaldırmıyor.
7464 sayılı Kanun’a göre konutların turizm amaçlı kiralanmasına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiş durumda. Tek seferde 100 günden fazla süreli kiralamalar kanun kapsamı dışında tutulurken, kısa süreli turizm amaçlı kiralamalar için izin belgesi alınması gerekiyor.
Bu nedenle Danıştay kararı, “belge almadan kiralama yapılabilir” anlamına gelmiyor. Karar, vergi yönünden otomatik ticari kazanç ve KDV mükellefiyeti tesis edilmesine ilişkin uygulamayı hedef alıyor.
Bodrum’da yazlık konutlar, sezonluk evler ve kısa süreli kiralama yapılan bağımsız bölümler açısından karar önemli bir eşik oluşturuyor.
Karar sonrası şu ayrım daha belirgin hale geldi:
Konut yalnızca kiraya veriliyorsa, ek hizmet ve işletme organizasyonu yoksa, bu gelir otomatik olarak ticari kazanç sayılamayacak.
Ancak kiralama; resepsiyon, günlük temizlik, yemek, kahvaltı, transfer, düzenli konaklama hizmeti ve işletme organizasyonu ile birlikte yürütülüyorsa, o zaman ticari faaliyet tartışması devam edecek.
Karar, kısa süreli kiralama yapan ev sahipleri açısından önemli bir rahatlama yarattı. Çünkü Maliye’nin genel yazısına dayanılarak yapılan geriye dönük ticari mükellefiyet, KDV ve vergi tarhiyatları tartışmalı hale geldi.
Ancak bu kararın yürütmeyi durdurma niteliğinde olduğu unutulmamalı. Nihai yargı süreci ve Maliye’nin bundan sonra nasıl bir uygulama geliştireceği ayrıca izlenecek.
Bodrum gibi turizm baskısı yüksek bölgelerde ise konu yalnızca vergi meselesi değil. Kısa süreli kiralamalar; konut piyasasını, apartman yaşamını, turizm gelirlerini ve kayıt dışı ekonomiyle mücadeleyi aynı anda ilgilendiriyor.
Danıştay’ın kararı, vergi idaresine şu sınırı çizmiş oldu: Her kısa süreli kiralama ticari işletme değildir. Ticari faaliyet diyebilmek için somut organizasyon ve hizmet unsuru aranmalıdır.
SEO başlığı:
Meta açıklama:
Etiketler: