Muvazaalı Boşanmaya Dayalı Sosyal Güvenlik Aylıklarının Hukuki Durumu
Türk Sosyal Güvenlik Hukuku’nda “ölüm sigortası”, sigortalının ölümü ile gelirden mahrum kalan hak sahiplerini korumayı amaçlar. Ancak, 5510 sayılı Kanun’un 56. maddesinin son fıkrası ile getirilen düzenleme, bu korumanın suiistimal edilmesini engellemeye yöneliktir. Özellikle eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşamaya devam ederek yetim aylığı bağlatan hak sahipleri, hukuk sisteminde “muvazaalı boşanma” kapsamında değerlendirilmektedir.
Kanuni Dayanak: 5510 Sayılı Kanun Madde 56/son
İlgili madde hükmü şu şekildedir:
“Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.”
Bu düzenleme ile kanun koyucu, boşanmanın şekli (resmi) varlığından ziyade, fiili duruma üstünlük tanımıştır.
Muvazaanın Tespiti ve İspat Araçları
SGK (Sosyal Güvenlik Kurumu) denetmenleri veya jandarma/polis marifetiyle yapılan tahkikatlarda aşağıdaki emareler “fiilen birlikte yaşama” olgusuna delil kabul edilir:
- Adrese Dayalı Kayıt Sistemi (MERNİS): Boşanan eşlerin aynı ikamette kayıtlı olması en güçlü karinedir.
- Çevre Soruşturması: Komşu beyanları, muhtar tutanakları ve apartman görevlisinin ifadeleri.
- Fatura ve Abonelikler: Elektrik, su, doğalgaz veya internet aboneliklerinin kimin adına olduğu ve kullanım miktarları.
- Maddi Menfaat İlişkisi: Ortak banka hesapları veya birbirine verilen vekaletnameler.
Hukuki Sonuçlar ve Yaptırımlar
1.Aylığın Kesilmesi ve Geri Alınması (Rücu)
Kurum, fiili birlikteliği tespit ettiği andan itibaren aylığı durdurur. 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi uyarınca, haksız ödenen tüm aylıklar yasal faiziyle birlikte geri istenir. Bu durum, hak sahibi için ciddi bir borç yükü doğurur.
- Ceza Hukuku Boyutu (Nitelikli Dolandırıcılık)
Muvazaalı boşanma yoluyla aylık almak, Yargıtay’ın bazı dairelerince ve yerel mahkemelerce “Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık” (TCK m. 158/1-e) suçu kapsamında değerlendirilebilmektedir. Ancak doktrinde, boşanma kararının kesinleşmiş bir yargı kararı olması nedeniyle bu durumun suç oluşturup oluşturmadığı hala tartışmalıdır.
Boşanma Davasının İptali Söz Konusu mudur?
Önemle belirtilmelidir ki; SGK’nın yaptığı tespit, sadece “sosyal güvenlik hakları” ile sınırlıdır. Kurumun tespiti, aile mahkemesinin verdiği boşanma kararını ortadan kaldırmaz. Taraflar hukuken “boşanmış” kalmaya devam ederler, ancak “yetim aylığı alma” haklarını kaybederler.
Yargıtay’ın Güncel Yaklaşımı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri (özellikle 10. ve 21. Hukuk Daireleri), bu davalarda “dürüstlük kuralı” ve “hakkın kötüye kullanılması yasağına” (TMK m. 2) vurgu yapmaktadır. Yargıtay’a göre:
- Sadece aynı mahallede oturmak yetmez, aynı çatı altında karı-koca gibi yaşama iradesi aranır.
- Geçici ziyaretler, çocukların ihtiyaçları için bir araya gelmeler “fiilen birlikte yaşama” sayılmaz.
- İspat yükü kural olarak Kurum üzerindedir; ancak güçlü karineler varsa ispat yükü davacıya geçebilir.
Netice olarak;
Muvazaalı boşanma, Türk hukukunda hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilen bir sosyal güvenlik ihlalidir. 5510 sayılı Kanun m. 56/son düzenlemesi, sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumayı hedefler. Hak sahiplerinin, resmiyette boşanmış olmalarına rağmen fiilen eski eşleriyle yaşamaları, hem idari yaptırımlara hem de ağır mali yükümlülüklere sebebiyet vermektedir.