DOLAR
44,4602
EURO
51,3222
ALTIN
6.365,13
BIST
12.727,06
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Parçalı Bulutlu
17°C
Muğla
17°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
15°C
Cumartesi Yağmurlu
10°C
Pazar Yağmurlu
10°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
12°C

Niyazi Atare Dosyasında Kritik Açmaz: İddia Var, Delil Nerede?

Niyazi Atare Dosyasında Kritik Açmaz: İddia Var, Delil Nerede?

Niyazi Atare Dosyasında Kritik Açmaz: İddia Var, Delil Nerede?

“Niyazi Atare Neden Cezaevinde?” başlıklı yazımın devam edecek demiştim ve devam edeyim.

T.Ç., Mumcular Mahallesi 403 ada 11 parselde yapılacak 6 dairelik inşaat için arsa sahibiyle kendisinin anlaştığını öne sürüyor. Oysa dosyadaki ifadeler, anlaşmayı yapan tarafın müteahhit H.Ç. olduğunu, T.Ç.’nin ise bu işte ancak aracılık eden bir isim olarak göründüğünü ortaya koyuyor.

T.Ç., parselde yol bulunmadığını, bu nedenle önce Devlet Su İşleri’ne başvurduğunu söylüyor. Sonrasında ise imar işlerini takip ettiğini düşündüğü Niyazi Atare’yi doğrudan aradığını, Atare’nin yolun açılması için kendisinden 1 milyon 200 bin lira istediğini, kendisinin de bu rakamı 1 milyon liraya düşürmek için pazarlık yaptığını iddia ediyor.

T.Ç., paranın 600 bin lirasını elden verdiğini, kalan 400 bin lirayı ise yaz başında ödemeyi planladığını ancak sağlık sorunları nedeniyle veremediğini söylüyor. Daha sonra hukukçu bir ahbabına danıştığını, kendisine “Sürekli para vermekle bu işler olmaz, belediye yolu açmak zorunda, şikâyetçi ol” denildiğini, bunun üzerine de Niyazi Atare hakkında şikâyetçi olduğunu anlatıyor.

Ve operasyon başlıyor.

Çok detaya girmeyeceğim. T.Ç., emniyetten temin ettiği ses kayıt cihazı ve işaretlenmiş paralarla Niyazi Atare’yi arayarak buluşma ayarlıyor.

İkilinin görüşmesinde gizlice yapılan ses kaydının yazıya dökülmüş hali incelendiğinde;
“Bizim yol işi ne oldu?”,
“Ben sana şu kadar para verdim”,
“Paranın tamamını veriyorum” gibi, iddiayı doğrudan destekleyecek bir kayıt bulunmuyor.

Aksine, T.Ç.’nin farklı işlerden söz ettiği, konuşmayı başka alanlara çektiği görülüyor. Ses çözümünde Niyazi Atare’nin ne söylediği ise çoğu yerde net biçimde anlaşılamamış.

Bu tapelerin içeriğini ayrıca ele alacağım.

Ama burada basit bir soru var:

Bir iş insanı, ortada çözülmemiş bir işi varken, önce onu sormaz mı?

Mart veya Nisan 2025’ten bu yana;
Ne yol açılmış,
Ne ruhsat alınmış,
Ne inşaata başlanmış.

Ama konuşmalar başka işlere kaymış.

Niyazi Atare’nin kullandığı motosiklette bulunan paranın kendisine ait olmadığını, emlak işleri yapan İ.Ç.’ye ait olduğunu söylediği; Emlak Danışmanı İ.Ç.’nin ifadesinin de bunu doğruladığı dosyada yer alıyor.

Atare, emlak işleri yaptığını söylüyor. İddianamede ise emlakçı olup olmadığı emlakçılar derneğine sorularak “emlakçı değildir” deniliyor. Oysa bir derneğin “kim emlakçıdır” diye belirleme yetkisi bulunmadığı açıktır.

Mal bildirimi meselesine gelince…

İddianamede, Niyazi Atare’nin mal bildiriminde bulunmadığı, bu amaçla gönderilen tebligata yanıt vermediği belirtiliyor. Ancak tebligatın Atare’ye cezaevinde yapıldığı ve 7 günlük süre verildiği görülüyor.

Burada göz ardı edilen önemli bir gerçek var:

Telefonu incelemede olan, dış dünya ile iletişimi sınırlı bir kişinin bu süre içinde sağlıklı ve eksiksiz bir mal beyanı hazırlaması ne kadar mümkündür?

Eksik beyan ayrı bir suç, gecikmiş beyan ayrı bir değerlendirme konusu.

Nitekim verilen süreden birkaç gün sonra, avukatı aracılığıyla beyan sunuluyor.

Bu noktada mesele sadece süre değil, “makul süre” ve “fiili imkân” meselesidir.

Evrensel hukukta temel ilke açıktır:
Kişiye, yerine getirmesi fiilen mümkün olmayan bir yükümlülük yüklenemez.

Ve yine temel bir ilke:
Şüpheden sanık yararlanır.

Başa döneyim:

Yargının yerine kendimi koyarak yorum yapmadım. Herkes kendi işini yapmalı.

Ancak bir gazeteci olarak, yalnızca servis edilen bilgiler üzerinden bir insanı peşinen mahkûm edecek de değilim.

Basına sızdırılan bilgilerle atılan manşetler, açık bir yargısız infazdır.

Eğer yargı Niyazi Atare’nin suçlu olduğuna hükmederse, bu suç tek başına işlenmiş bir suç değildir.

Ben çelişkileri ortaya koydum.
Herkes kendine düşen parçayı alsın.

Tekrar hatırlatalım:

Mumcular Mahallesi 403 ada 11 parselde bulunan yapı ruhsatı 2003 tarihlidir. Mevcut haliyle geçerli değildir. O tarihte Atare muhtemelen ilkokul çağındaydı.

Söz konusu alan DSİ istimlak sınırları içerisindedir. Yol açılması, planlama yapılmadan basit bir idari işlemle çözülebilecek bir konu değildir.

Ve yine soruyorum:

Mumcular gibi bir yerde, 6 dairelik bir proje için
1 milyon lira “rüşvet” pazarlığı…

Gerçekten mümkün mü?

Vesselam.

Niyazi Atare Neden Cezaevinde?

ETİKETLER:
Yazarın Diğer Yazıları