ANSET soruşturmasında tutuklanan bazı organizasyon firması sahiplerinin Muğla Büyükşehir Belediyesinden milyonluk işler aldığı iddiaları, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı sorusunu gündeme taşıdı.
Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki ANSET’e yönelik ihale soruşturmasında tutuklanan bazı organizasyon firması sahiplerinin, Muğla Büyükşehir Belediyesinden de kısa süre içinde milyonlarca liralık işler aldığı öne sürüldü. Yaygın basında yer alan haberler, soruşturmanın Muğla ayağına ilişkin yeni soruları gündeme taşıdı.
Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki ANSET üzerinden yürütülen ihale soruşturmasında çok sayıda kişi hakkında işlem yapıldı. Soruşturma kapsamında Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Çevikol Tuncer’in de tutuklandığı bildirildi.
Dosyada, “kamu kurum ve kuruluşları ihalesine fesat karıştırma”, “edimin ifasına fesat karıştırma” ve “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçlamalarının yer aldığı belirtildi.
Antalya merkezli soruşturma kendi yargı sürecinde ilerlerken, yaygın basında yer alan haberlerde tutuklanan bazı organizasyon firması sahiplerinin Muğla Büyükşehir Belediyesinden de peş peşe işler aldığı iddia edildi.
Yaygın basında yer alan iddialara göre, ANSET soruşturmasında adı geçen ve tutuklanan bazı iş insanlarının Muğla Büyükşehir Belediyesinden aldığı işler arasında organizasyon, fuar, çalıştay, gala yemeği ve alım kalemleri bulunuyor.
Haberlerde, bu kapsamda “Kıyı Ege’de Deprem Gerçeği ve Afet Yönetimi Çalıştayı” organizasyonunun yaklaşık 10 milyon liralık sözleşme bedeliyle verildiği ileri sürüldü.
Ayrıca Çin heyetinin Muğla ziyareti organizasyonu, Turizm Haftası gala yemeği organizasyonu ve Türk bayrağı alımı gibi farklı işlerin de aynı süreçte gündeme geldiği belirtildi.
Bir başka organizasyon şirketinin ise 2025 yılı içinde Muğla Büyükşehir Belediyesinden 3 ayrı iş aldığı, bu işlerin toplam sözleşme bedelinin 12 milyon lirayı aştığı öne sürüldü.
Burada asıl mesele, Antalya’daki soruşturmanın yargı boyutundan çok, Muğla’da kamu kaynaklarıyla verilen işlerin hangi yöntemle dağıtıldığıdır.
Kamuoyunun yanıt beklediği sorular şunlardır:
Bu işler hangi ihale yöntemiyle verildi?
Kaç firma teklif verdi?
Davet usulü kullanıldıysa hangi firmalar davet edildi?
Yaklaşık maliyetler nasıl belirlendi?
Aynı kişi ve şirketlerin kısa süre içinde peş peşe iş alması nasıl açıklanacak?
Sözleşme bedelleri ile yapılan işin kapsamı arasında kamu yararı açısından denge var mı?
İşlerin teslimi, kabulü ve ödemeleri hangi belgelerle yapıldı?
Muğla Büyükşehir Belediyesinin bu sorulara açık, belgeli ve kamuoyunu tatmin edecek bir yanıt vermesi gerekiyor.
Kamu ihaleleri yalnızca teknik işlem değildir. Belediyelerin yaptığı her ödeme, yurttaşın vergisiyle oluşan kamu kaynağından karşılanır.
Bu nedenle milyonlarca liralık organizasyon, fuar, çalıştay ve tanıtım harcamalarında açıklık esastır.
Ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığı sürece herkes için masumiyet karinesi geçerlidir. Ancak masumiyet karinesi, kamu kurumlarının harcamalarıyla ilgili soruların sorulmasına engel değildir.
Aksine, böyle durumlarda şeffaflık daha da önem kazanır.
Muğla Büyükşehir Belediyesinin, yaygın basında yer alan bu iddialar karşısında sessiz kalması tartışmayı büyütür.
Belediyeden beklenen, genel bir siyasi açıklama değil, doğrudan ihale bilgilerine dayanan teknik bir açıklamadır.
Hangi iş, hangi tarihte, hangi firmaya, hangi yöntemle, hangi bedelle verildi?
Bu işlerde rekabet koşulları sağlandı mı?
Kamu zararı oluşmaması için hangi denetimler yapıldı?
Bu soruların yanıtı verilmeden, Muğla ayağındaki tartışmanın kapanması mümkün görünmüyor.
Antalya’daki ANSET soruşturması yargının konusudur. Ancak aynı dosyada tutuklanan bazı isimlerin Muğla Büyükşehir Belediyesinden milyonluk işler aldığı iddiası, Muğla kamuoyunu doğrudan ilgilendirir.
Burada sorulması gereken soru bellidir:
Muğla’da kamu kaynakları kimlere, hangi yöntemle ve hangi gerekçeyle kullandırıldı?
Bu sorunun cevabı siyasi polemikle değil, belgeyle verilmelidir.
Kamu yönetiminde güven, ancak açık bilgiyle sağlanır. Belediyelerin görevi de kamuoyunu karanlıkta bırakmak değil, harcanan her liranın hesabını verebilmektir.