Ahmet Aras’tan “Cesur” Hamle: Siyasi Cesaret mi, Sıkışmışlık Reçetesi mi?

Ahmet Aras’tan “Cesur” Hamle: Siyasi Cesaret mi, Sıkışmışlık Reçetesi mi?
Yayınlama: 17.10.2026
Google Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Bodrum Haber’i tercih edilen kaynak yapın

Siyasetimizin o pek meşhur, pek bereketli temcit pilavı bir kez daha masada.

Belli aralıklarla mikrodalgaya atılıp önümüze sürülen, her servis edildiğinde aynı bayat kokuyu yayan o malum soru: “Filanca başkan iktidar partisine ne zaman geçiyor?”

Bütün bir yazı bu manşetle geçirdik. Sonra Başkan Ahmet Aras çıktı, göğsünü gere gere “CHP’de kalıyorum, parti geçişlerini doğru bulmuyorum” dedi. Koca koca siyasi analistler, ekran stratejistleri başka yönlere bakıp kehanet yarıştırırken; biz o gün siyasetin ambalajına değil özüne bakıp sorduk: “İyi de, Cumhuriyet Halk Partisi’nde siz nasıl kalacaksınız?”

Bu kez cevap çok erken geldi. Cevabı istifa metni ile aldık. Başkan Aras adeta belgesel tadında bir sosyal medya iletisi ile bize şunu söyledi: “Doğru ya, kalacak yerim kalmamış!”

Demek ki siyasi retorikte sözlerin pek bir hükmü yokmuş; maksat günü kurtarmak, zaman kazanmakmış. Şimdi ne açıklama yapılırsa yapılsın kamuoyu kendi gördüğünden emin. Kimse artık “Geçecek mi?” diye sormuyor; takvime bakıp “Ne zaman?” diye gün sayıyor.

Siyasi Cesaretin Türleri ve Muğla Deneyimi

Başkan Aras’ın bu hamlesine “cesur” diyenler var. Doğrudur, cesaretin de türleri vardır:

  • Siyasi cesaret mi?
  • Yalnız kalma cesaretinin dayanılmaz hafifliği mi?
  • Hata kabul etme cesareti mi?
  • Yoksa bildiğimiz “cahil cesareti” mi?

Türü henüz belli değil. Zira türü belli olsa, arkasında bir strateji olup olmadığını anlardık. Ama ortada strateji namına bir şey aramak, Temmuz sıcağında Muğla’ya kar yağmasını beklemekle eşdeğer.

Gelelim meselenin ironik boyutuna…

Malumunuz, Türk siyasetinde muhalefetsizlikten en çok yakınan isim Cumhurbaşkanı Erdoğan. Kaç defa bu minvalde dertlendi, sayısını unuttuk. Ancak kendi partisinin yerel muhalefeti Muğla’da adeta bir “hayalet” gibiydi: Nesnelere dokunuyor, duvarların içinden geçiyor ama masadaki tek bir evrakı bile yerinden kıpırdatamıyordu. İl ve ilçelerde hep aynı fotoğraf verildi:

“Birlik ve barıştan yanayız..”

Çünkü bir şeye itiraz etmek Şirinler köyünün yerini Gargamel’e işaret etmekle eşdeğerdi.

Şimdi yarın herkesin beklediği yeni senaryo gerçekleşir, 29 Ekim resepsiyonunda Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Külliye’de arz-ı endam ederse, müjdeyi bizzat Cumhurbaşkanımıza verebilir:

“Müjde Sayın Cumhurbaşkanım! Artık Muğla’da muhalefetsizliği bitirdik!”

%96.4’lük “Rüyadan” Uyanış ve Kasım Meclisi

Kasım meclis oturumunda bu kehanetin meyvelerini toplamaya başlarız.

Bu senaryoda artık ne Kemal Kılıçdaroğlu dönemi CHP’si, ne Özgür Özel’in “Yeni Parti” konsepti, ne İYİ Parti, ne de diğer gruplar Muğla’da o tatlı, konforlu “pasif muhalefet”i sürdürebilir. Çok üzülürüz, gözlerimiz yaşarır ama o meclisten tereyağından kıl çeker gibi geçen %96.4’lük oy birliği rekorları çatır çatır düşer!

Ya yoksa MUPA için bütçe artış talebi var mıydı gündemde Ocak mı bekleniyordu.. Uzun bir süre 132 milyon semalarında kalabilir!

“Baksana talihe mal verir kimine akıl vermez bu gönül işine” şarkısını arka fonda dinliyorum da bir taraftan ilham perileri uçuyor başımda…

Dün bizim tek başımıza sorduğumuz ve “parti içi mesele” kılıfıyla geçiştirilmeye çalışılan o çetin kamusal sorular, yarın meclis sıralarından yankılanmaya başlar..

Neydi onlar?

112.5 Milyon Avroluk Kredi Bilmecesi:

Cumhurbaşkanlığı onay verdi, Ahmet Başkan teşekkür konuşmaları fırtınası estirdi, kürsülerden müjdeler saçıldı… Güzel de bu 112.5 milyon avro tam olarak neyin nesi? Hibe mi, borç mu? Bu kentin sırtına yüklenen devasa dış finansmanın faizini, geri ödeme takvimini ve faturasını yarın kaç nesil Muğlalı su faturasıyla ödeyecek?

Selefin Kasasından Kalan Mazi:

Aras’ın, selefi Gürün’den devraldığı “devasa/pırıl pırıl” kasanın bugün son durumu nedir? O kasanın içinde kalanlar ve harcananlar ne zaman hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkesi gereği Muğlalılar ile paylaşılacak?

MUPA ve İştirakler: MUPA ve belediye şirketlerindeki o meşhur “doğrudan temin” mucizelerinin hesabı nasıl verilecek?

Belediye kadroları: Belediyede işe alımlar ile ilgili genel merkez destekli alımlar, basına yansıyan ilişki ağları ile ilgili sorular ne zaman yanıtlanacak?

Dış Hizmet Alımları: Belediye bünyesinde yüzlerce liyakatli personel yatarken, çözülebilecek işlerin dışarıdan hizmet alımıyla adrese teslim ihalelere konu edilmesi kamu zararı değil midir?

Atıl Yatırımlar ve Park Bilmeceleri:

Cumhuriyet Meydanı’nda kaderine terk edilen o tarihi bina hani şu 80 milyonluk reklam panosu geceden sabaha vergilerimizle 2 yıldır aydınlattığınız ve aylardır çözülemeyen Kışla Parkı bilmecesi ne zaman bitecek?

Emekçi Adaletsizliği: Aynı sokağı yan yana süpüren iki temizlik işçisinin, sırf bağlı oldukları şirket/belediye farkı yüzünden uçurum kadar farklı maaş almasındaki sosyal adaletsizlik nasıl düzelecek?

“Belediyeyi Kim Yönetiyor?” Sorusu:

Belediyedeki bu çok başlılığı anlamak ve kararların nereden çıktığını çözmek için daha kaç lunapark gezisine muhtaç kalacağız?

Teşekkürler Başkan Aras!

Demedi demeyin…

Dün ses çıkaramayanlar, yarın kalesini içten fethederek yoluna gitmeye hazırlanan eski başkanlarına bu soruları teker teker sormak zorunda kalacak.

Günün sonunda, Ahmet Aras’a Muğlalılar olarak tek bir teşekkür borcumuz kalırsa; o da rozet ambalajını kenara atıp, bize partiler üstü, tamamen kent hakkına dayalı bu çetin denetim alanını kendi elleriyle açtığı için olur.

Rozetler çekildi, maskeler düştü. İster bağımsız kalsın, ister başka kapıya gitsin… Bizim Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne sorularımız bitmeyecek.

Şimdi buyurun, kamu emanetini ihaleye açmak nasıl bir his onu konuşalım!

Haydi selametle…