Kimlik Bilgileri
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Bodrum Haber’i tercih edilen kaynak yapın
Hayatımızdaki hiçbir şeyi kimliğimiz yapmamalıyız. İşimiz, ilişkimiz, statümüz bizim varlık sebebimiz olmamalıdır, çünkü değiller. Bunlar sadece hayat yolculuğumuzda bir süre bize eşlik edecek misafirlerimizdir. Bunların tek birini bile yaşama sebebimiz yapmamamız gerekiyor, yoksa onlardan birini kaybettiğimizde anlamımızı yitiririz. Oysa misafirler iyi ağırlanmalılar ama onlar gidince de bir eksiklik hissetmememiz gerekiyor. Tıpkı evimize gelip sonra giden misafirler gibi düşünmeliyiz. Evimizden biri gittiği zaman hayatımızın sonu gelmiş gibi davranıyor muyuz? İşte bu hayatımızdaki her şey için de geçerli olmalıdır.
Sahip olduğumuz her şeyi gerekirse bir saniye içinde bırakma cesaretimiz bizi özgür yapacak tek şeydir.
Kaybetme korkusunu içinde öldürmüş bir insanı kim ne ile korkutabilir?
Zihnimizi her zaman en kötü senaryoya alıştırdığımızda sonuç ne olursa olsun en ufak bir sarsıntı bile geçirmeyiz.
Hayatımızdaki insanları kaybetmemek için onları sürekli alttan alırsak, işimizi kaybetmekten korkarsak, statümüzü korumak için kendimizden ödünler verirsek bunları her zaman bize karşı kullanacaklar.
İstek ile ihtiyaçlar çok farklı şeylerdir.
Bunların arasında ince ama ölümcül bir çizgi vardır.
Birine, bir şeye karşı isteğimiz olabilir, bu doğaldır ama onları ihtiyaç gibi görmeye ve davranmaya başlarsak her an hayatımızda, ruhumuzda oluşacak ciddi sarsıntılara ve depremlere hazır olmalıyız.
Hepimiz hayatlarımızı tek tek düşünelim.
En son ne zaman ve neden üzüldük?
Başka bir insanın bir sözü veya davranışı çoğu zaman tek sebeptir.
Peki, biz onların sözlerinden ve davranışlarından etkilenmediğimizde ne olur? Bizi üzebilirler mi? Onları ciddiye almayıp gülüp geçtiğimizde bizi nasıl etkileyebilirler?
Hepimiz zihinsel gümrüğümüze zararlı şeyleri sokmazsak, bu sadece bizim iznimizle olur çünkü, kim bize nasıl zarar verebilir? Aslında bizi üzen, kıran sadece biziz. Biz onlara izin verdiğimiz için bunu yapabiliyorlar.
Biri bize saygısızlık yaptığında bir gümrük memuru gibi mührü basıp içimize alırsak elbette devamını da yapacaklar. Dışarıdan gelen her şeyin kontrolü sadece bizdedir. Onları içimize alıp almamak sadece bize bağlıdır.
Biri bize kötü bir şey söylediğinde sakin kalırsak söyledikleri kendi boğazlarında düğümlenir. Bizi değersizleştirmek isteyen birine duygusal tepki vermediğimizde kendi acizlikleriyle baş başa kalırlar.
İnsanlar bizi kızdırmak istediklerinde kızmadığımızda, bizi üzmeye çalıştıklarında üzülmediğimizde korkuyla paniğe kapılırlar. Aslında onları kendi silahlarıyla vurmak hep bizim elimizde.
Eğer başkalarının söz ve davranışlarından etkilenirsek farkında olmadan onlara onay vermiş oluyoruz. Bu da onların haklılarmış gibi davranmalarına sebep olur. Yani onların yargılarını kendi gerçeklerimizden üstün tutmuş oluyoruz. Başka bir örnekle, onlara hançer verip istediğiniz yerden bizi yaralayın diyoruz.
İncinmek dışarıdan gelen bir darbe değildir, içeriden verilen bir izindir.
Dışarıdan bize gelen her şey kapımıza bırakılmış bir pakettir. O paketi içeri alıp almamak sadece bizim elimizdedir.
Evimize, üstümüze başımıza bir şey aldığımızda, gelen kargomuzu içeriye almadan önce içinde ne olup olmadığına dikkatlice bakıyoruz. İstediğimiz, sipariş ettiğimiz şey mi diye inceliyoruz.
Aldığımız bir eşyayı onlarca kez kontrol ediyorken hayatımızı direkt etkileyecek şeylere ise bakmadan içeri alıyoruz.
Eşyalar tehlikeli değildir ama insanlar tehlikelidir.
Bu yüzden eşyaları değil ama insanları hayatımıza alırken iyice kontrol edip, inceleyip öyle içeri almalıyız.

