Muğla’nın Milas ilçesinde linyit madenciliği için 679 parseli kapsayan acele kamulaştırma kararına karşı açılan davalar yarın Danıştay 6. Dairesi’nde görülecek. EGEÇEP, kararın iptalini isteyerek “Kömür için köylerden, zeytinliklerden, sudan ve yaşamdan vazgeçilemez” dedi.
Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresinde İkizköy ve çevresindeki yaşam alanlarının geleceğini belirleyecek duruşmalar yarın saat 09.30’dan itibaren Danıştay 6. Dairesi’nde görülecek. Aceleme kamulaştırılan 200 parsele ilişkin açılan 96 davada Danıştay 6. Dairesi 28 Nisan’da, maden üretiminin sürdürülmesi ile enerji arzı ve ekonomik gerekçelerin olağan kamulaştırma ihtiyacını açıklayabileceğini ancak istisnai bir yöntem olan acele kamulaştırma için gerekli “acelelik halini” ortaya koymadığını belirterek yürütmeyi durdurma vermişti.
Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi de temmuz ayında, taşınmazlara el konulması ve bedel tespitine ilişkin dosyalarda Danıştay’daki iptal davaları kesinleşinceye kadar yargılamaların durdurulmasına karar verdi.
ARZ GÜVENLİĞİ İDDİASINA TEKNİK RAPOR
Duruşma öncesi Ege Çevre ve Kültür Platformu’nun (EGEÇEP) yazılı bir açıklama yaparak acele kamulaştırmanın yalnızca mülkiyet sorunundan ibaret olmadığını belirterek yaklaşık 627,98 hektarlık alandaki zeytinliklerin, tarım arazilerinin, evlerin, su kaynaklarının ve yaşam alanlarının tehdit altında olduğunu vurguladı. Açıklamada, kamulaştırmanın enerji arz güvenliği için zorunlu olduğu yönündeki gerekçenin bilimsel ve teknik verilerle doğrulanmadığı belirtildi. EGEÇEP, TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası ile Makina Mühendisleri Odası’nın 10 Eylül’de yayımladığı ortak teknik rapora işaret etti.
Rapora göre; toplam 1768 megavat kurulu güce sahip Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallarının 2025 sonu itibarıyla Türkiye’nin kurulu gücündeki payı yüzde 1,43. Odalar, üç santralın devreden çıkarılmasının Türkiye’nin ve Ege Bölgesi’nin elektrik arz güvenliğini olumsuz etkilemeyeceğini bildirdi. Raporda ayrıca Ege Bölgesi’nin kendi tüketiminden yaklaşık yüzde 24,8 daha fazla elektrik ürettiği belirtildi. Platform, DSİ’nin 2005 tarihli hidrojeolojik etüt raporunda da kömür işletmesinin bölgedeki yeraltı suyu sistemini olumsuz etkileyebileceğinin ve işletme sahası sınırının geri çekilmesi gerektiğinin belirtildiğini aktardı.
‘KÖMÜR MÜ, YAŞAM MI?’
Türkiye’nin 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da COP31’e ev sahipliği yapacağına dikkat çeken EGEÇEP, iklim hedefleri açıklanırken köylerin ve zeytinliklerin kömür madenciliğine açılmasının çelişki oluşturduğunu bildirdi. Açıklamada, “Kömür mü, yaşam mı? Şirketlerin çıkarı mı, kamu yararı mı? Yoksa zeytinliklerimiz, suyumuz, toprağımız ve gelecek kuşakların yaşam hakkı mı?” soruları yöneltildi. Danıştay’ın önceki hukuki yaklaşımını sürdürmesini ve acele kamulaştırma kararını iptal etmesini beklediklerini belirten EGEÇEP, “Milas’ın köyleri maden sahası değildir. Akbelen’den, zeytinimizden, suyumuzdan ve toprağımızdan vazgeçmiyoruz” ifadelerini kullandı. YK Enerji ise temmuz ayında yaptığı açıklamada, Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararının Danıştay’daki davaların sonucunun beklenmesine yönelik bir ara karar olduğunu savunmuş; bunun kamulaştırmanın durdurulduğu veya sürecin sona erdiği anlamına gelmediğini belirtmişti.