DOLAR
8,5124
EURO
10,2921
ALTIN
498,49
BIST
1.441

    BİRAZ BANA BİRAZ SİZE DAİR

    BİRAZ BANA BİRAZ SİZE DAİR

    Genel olarak insanların en çok dilediği şey huzur ve sükunettir. Bunu hemen hemen her insanın ağzından duyabilirsiniz. İstekleri çok sıradan, basit, ulaşması en mümkün, en kolay yapılabilir şeyken, neden bir hayalden öteye geçemez sizce?

    Bunun üzerine çok kafa yordum çünkü benimde hayatım boyunca en çok istediğim şeylerin başında geliyordu bu ama bende diğer insanlar gibi gerçekleştiremedim hiç bunu. Hala kronik bir hayaldir bende de….
    Bugüne kadar başta kendimi, tanıdığım insanları, şahit olduğum hayatları düşündüğüm de kendimce sebeplerini buldum.
    İnsanların çoğu farkında veya değiller ama hep bir yarış içindeler. Daha çok para kazanma arzusu, dış görünüş, evler, arabalar, eşyalar üzerine yoğunlaşmış, kültürel olarak programlanmış görüntüler insanları daha çok cezbediyor. Bunlara sahip olanların daha çok sevilmeleri, değer görmeleri, toplum tarafından önemli bulunmaları, kendilerini daha iyi hissetmeleri insanları öncelikle bunlara yönlendiriyor. Bunlara daldığınız da ise kendinizden, gerçek ihtiyaçlarınızdan uzaklaşmamak mümkün mü?

    Huzur ve sükunet sadedir oysa ama bunların hepsi renkli ve gürültülüdür..

    İnsanlar sırf birileri tarafından daha çok sevilmek, beğenilmek için, yasadışı ilaçlar kullanıyorlar. Kimi zaman kas yapmak için, kimi zaman zayıflamak için, ölüm riski pahasına aşırı kilo verip, estetik ameliyatlar oluyorlar, midelerine kelepçeler takıyorlar, olmadık işkenceler yapıyorlar kendilerine..

    Bunların hangisini kendileri için yapıyorlar sizce ?

    Bunların hepsinin temelinde özgüvensizlik, memnuniyetsizlik, sevgisizlik vardır. Hatta yeni dünyanın en büyük hastalığı kesinlikle memnuniyetsizliktir. Dünyanın özendiği, özgürlükler ülkesi diye bildikleri Amerika’nın bile en büyük sorunu budur. İstatistiklere göre ülkede her 10 gençten 2’si intihar ediyorlar…
    Biz insanların en büyük hatası da tam olarak bu. Ruh halimizi, bazen bedenimizi, hatta kişiliğimizi hep başkalarına göre şekillendiriyoruz, başkalarıyla huzurlu, mutlu olacağımızı sanıyoruz ama yanılıyoruz. Bazen yanılgılar çok acıklı sonla da bitebiliyor. Ülkemizde de bunun çok örneklerini gördük, görmeye de devam ediyoruz…

    Unutmayalım!
    Ruh halimizin yaratıcısı her zaman sadece biziz..

    Kendimizle mutlu olamıyorsak hiç kimse ile mutlu olamayız..
    Peki geçmişte böyle yaptık diye bundan sonra bir şey değişmez mi ?
    Elbettte değişir, hem de yaşınız kaç olursa olsun..

    Geçmişte olduğumuz kişi, şu anda kim olduğumuzu belirlemez. Karar verip adım attığımız an başka biri olabiliriz..

    Bunu nasıl yapabiliriz diyorsanız eğer, nacizane birkaç önerim olacak;
    Öncelikle insanlarla yarışmayı bırakmaktan başlayabiliriz mesela. Onların mutlu olduklarıyla biz mutlu olmak zorunda değiliz, onların ihtiyaç gördükleri bizim ihtiyacımız olmayabilir. Biz biziz, onlar onlar. Hepimiz şekilsel olarak birbirimize benzeyebiliriz ama beslenme noktalarımız farklı olabilir. Kendimizi tanıyıp, keşfedersek yeni bir ülke keşfetmiş gibi olacağız ve o ülkeyi istediğimiz gibi inşaa edebiliriz….